İsmail S. Gülümser yazdı: Ramazan dağınıklıktan uzaklaştırmalı

"Ramazana girdiğimiz şu günlerde insanlar yaptıkları işe yeterince kendini veremiyor, ilgili ilgisiz birçok konuya zaman harcayarak gerçek hedeflerine yoğunlaşmakta zorlanıyorlar."


İsmail S. Gülümser
 
Böyleleri dağınıklıktan kendilerini kurtaramadıkları için hiçbir konuya gerekli enerjiyi harcayacak zaman bulamıyor, en küçük bir problemi çözecek gücü kendinde hissedemiyor önüne çıkan en basit engeller bile aşılmaz bir dağ gibi görünüyor, işler çözüm beklerken onlar çaresizlik ve acz içinde kendi darlıklarına sıkışıp kalıyorlar.

 
Fethullah Gülen hoca efendinin bu haftaki yazısı yoğunlaşma probleminin doğurduğu sonuçlar ve çareleri üzerinde duruyor. Her önüne çıkan şeye merakla yaklaşan, sonra merakını vehme dönüştüren insanların zihin sağlığını korumaları zor. Çünkü olaylara bu anlayışla yaklaşanların çoğu mevcut duruma mesai harcamaları gerekirken gelecek endişesine kapılıp vehimle daha henüz karşılaşmadıkları sorunları hayallerinde sanki olacakmış gibi tasavvur ediyor ve kendi elleriyle psikolojik mağlubiyetlerini hazırlıyorlar.
 
Gelecek endişe içinde ilk gün yaşadığı açlığa bir  ay nasıl katlanacağım korkusuna kendini kaptıranlar vücudun yeni yeme-içme vakitlerine uyum sağlayabileceğini göremiyor ve orucu terk etmeye kalkıyorlar. Ramazan önlerindeki anlık işlere kafa yormakta zorlanan insanların kendilerini bu girdaptan kurtarmaları için fırsatlar sunan çok faydalı bir zaman dilimi, irade zaafı yaşayan insanlar bu dönemi doğru değerlendirebilirse;

-Günlük hayatlarını düzene koymak,

-Ben duygusunun ve diğer insani zaaflarının farkına varıp onlarına esaretinden kurtulmak,

-İrade zaafını yenmek, yemede-içmede-konuşmada-davranışta aşırılıklardan kendilerini korumak,

-Terk etmekte zorlandıkları alışkanlıklardan vazgeçmek,  

-İç disiplinlerini artırmak, hem bedenlerine hem ruhlarına temizlik yaptırmak,

-Yüzeysellikten kurtulup, maddi manevi hayatlarına derinlik kazandırmak, içten gelen duygularla iş yapmak,

-Başkalarının yaşadığı imkânsızlıkları daha iyi hissetmek, bakış açısını değiştirip yardım hisleriyle coşmak,

-Sahip oldukları nimetlerin farkına varmak, kaybettikleri lezzetlere yeniden kavuşmak,

-İftar-sahurda dağılmış aile, teravihlerde dağılmış toplum yapısını yeniden bir araya toplamak,

-Toplu dua ve ibadetlerin ruhlarına kazandıracağı terapiden yaralanmak, metafizik yönlerini geliştirmek,

-Bayram ve sonrası ziyaretlerle unuttuklarını yeniden hatırlamak... vb birçok yarar elde edebilirler.   
 
İnsanların hadiseler karşısında bir dayanma gücü vardır, bu yüzden çerçevesi belli olmayan işlerle baş etmek zordur. Sınırları belirlenmiş olaylara yoğunlaşanlar sahip oldukları bu enerji ile başarılı olabilirler.

Bediüzzaman’ın;

“Hastalar, geçmişte yaşadığı sıkıntılara üzülerek, gelecekte yaşayabilecekleri hakkında vehimle endişe ederek vakit geçirirlerse mevcut sıkıntılara katlanamaz ve yaşam umutları söner” anlamına gelen sözleri,

“Savaşta düşman olmayan cephelere kuvvetlerini dağıtarak merkezi zayıf bırakan kumandan mağlubiyete zemin hazırlar.” anlamındaki örneği... problemlere göğüs germenin yolunun tüm enerjimizi mevcut duruma yoğunlaşmaktan geçtiğini anlatmaktadır.
 
Dayanma gücünü dağıtanlar;

-Geçip gitmiş olaylara takılıp kalacağı,

-Henüz gelmemiş olanlara kafa yoracağı,

-Olayları geçmişe ve geleceğe doğru uzatarak sınırsız hale dönüştüreceği,

-Gerçeklerle hayalleri birbirine karıştırıp başarma azmini üçe dörde böleceği için

Hayal ve vehimlere daha çok enerji harcar, bütün mesaisini hayallerle uğraşarak tüketir hem gereksiz yere kendi stres ve sıkıntılarını artırır hem de yapması gereken anlık görevleri yerine getiremezler. Bu yaklaşımda olan biri kendi kişisel ya da sorumluluğunu üstlendiği toplumun problemleriyle baş edemez.
 
-Bazıları geçmişten ders almakla geçmişe takılıp kalmayı birbiriyle karıştırır. O günün kendine has şartları gereği ortaya çıkanlara her zaman aynı sonuç verecekmiş gibi yaklaşır çoğu zaman çevrelerine ümitsizlik aşılar
mevcut problemler için atılacak adımlara engel olurlar.

-Bazıları geleceği planlamak ile gelecek endişe ve korkusuyla yaşamayı birbirine karıştırır. Bu duyguyu abartanların vehimleri geleceğimizi şekillendirecek yeni yol ve yöntemlerin gelişmesini önler.

-Bazıları sadece geleceğe ait hayal ve hülyalarla oturup kalkar böyleleri bulundukları zaman diliminde üzerlerine düşen görevi ihmal edecekleri için hiçbir hayallerini gerçekleştiremezler.

-Bazıları geçmişten ders alma ile geçmiş düşmanlıkları kaşımayı birbirine karıştırır.  İnsanlığın barış ve huzura ihtiyaç duyduğu günümüz dünyasında geçmişte yaşanmış düşmanlıkları hatırlayıp hiç suçları olmadığı halde onların nesillerinden gelen insanlara da kuşku ile yaklaşanlar, mesela haçlı seferlerini hatırlatıp diğer din mensupları hakkında zan üretenler toplumlara kin ve nefret tohumları ekerler.  

-Bazıları geçmişte yaşanan olaylara ağıt yakarak, gelecek adına varsayıma dayalı endişeler üreterek vakitlerini geçirir karamsarlıktan kendilerini kurtaramazlar. İnsanlık tarihi boyunca yaşanmış olayları gündemlerinden çıkaramayanlar, onları sebep ve sonuçlarıyla değerlendiremez, yeni yanlışlardan uzak durmayı başaramazlar.

-Bazıları sürekli olumsuzluklarla takılı kalırlar, böyleleri başkalarının suiistimaline açık alanlar bırakır, art niyetliler bu boşlukları değerlendirir kolayca manipüle edilebilirler.

-Bazıları dik durma ile dikleşmeyi birbiriyle karıştırırlar. Sürekli tahrik edici bir üslup kullanan üst perdenden konuşanlar düşman saflarını sıklaştırır. Böyleleri en hayati gerçekleri bile anlatsalar tepkilere sebep olurlar.

-Bazıları ürettikleri vehimlerle herkese kuşkuyla yaklaşır, etraflarının düşmanlarla dolu olduğunu düşünüp çevresine öfke ve nefret duyar, her olaya olumsuz anlamlar yükler, sürekli geçmişe ait kötü manzaraları hatırlatmakla vakit geçirirler. Stres ve gerilim altında kalır, zamanla çalışma azim-motivasyonlarını ve sağlıklı düşünme yeteneklerini kaybederler. Böyleleri kendi görevlerini yapamaz, verimli hizmet üretemedikleri gibi bir süre sonra gerçekten çevrelerinde düşman halkaları oluşturur, kendi elleriyle faaliyet alanlarını daraltırlar.

-Bazı insanlar geçmişte yaşadıkları sıkıntıları hala düşünüp durmaktan, gelecekle ilgili olarak vehimle ürettikleri kaygılarla boğuşmaktan bugünün konularına odaklanma sorunu yaşar. Önünde duran işleri yapma heyecanını kaybetmiş bu vb anlayıştaki insanlar boş yere yarının endişeleriyle didişip durur hayaller ve soyut vehimlerle mücadele ederler.
 
An içinde karşımıza çıkan görevleri yapmak üzere çabalamak gerekirken ilerde muhtemel şeylere takılıp kalmak verim düşüklüğüne yol açar. Hep olumlu düşünüp üzerine düşen görevi zamanında yapanlar kurulan tuzaklardan kendilerini daha kolay koruyabilirler. İnsan sürekli olumsuz şeyleri kurcalamaktan, faydalı hizmet üretilmesini engelleyen hususları tartışıp durmaktan kendini kurtarmalı, aynı olumsuzlukları tekrar yaşamamak için üzerine düşen görevi yapmaya yoğunlaşmalıdır.
 
Her insanın tabiatında iyilik karşısında yumuşama vardır, Gerçeklere karşı saygılı davranmayı sürdürürsek etrafımızdan saygı bekleyebiliriz. Ortak noktalar bulup katılıkları ortadan kaldıracak şartları hazırlamalı zarafet ve inceliğimiz ile gönüllere girmeli husumet hisleriyle dolu olanları yumuşaklığımızla eritmeliyiz. Herkesi kucaklayacak ufka sahip olanların iyi niyetli yaklaşımından kötü düşünceliler etkilenir, belki pişmanlık duygusu içinde zalimleri zulümlerinden kötüleri kötülüklerinden vazgeçirecek bir ortam hazırlanır.
 
Çocuklarına insani değerler bakımından daha aydınlık bir gelecek bırakmak isteyenlerin en öncelikli meselesi günümüze ait olaylara yoğunlaşmak olmalıdır.

-Sabır gücünü dağıtmayan tüm enerjisini yapacağı bu tür olumlu hizmetlere ayıranlar,

-Moral ve motivasyonunu yüksek tutup önlerindeki görevleri ihmal etmeden zamanında yapabilenler,

-Geçmiş hataları telafi edip yeni hatalara kendini kapatabilenler,

-Vakit geçirmeden mevcut işlerini geliştirmek için gerekli adımları atabilenler,

-Sonuca olumlu tesir edecek çalışmalarda hızlarını artırabilenler,

-Zamanı daha verimli kullanıp hizmet kalitesini artırabilenler,

-Günümüze ait detaylara dikkat edilerek faaliyetlerini emsalleriyle rekabet edecek konuma getirebilenler

Zaman geçirmeden faaliyete başlarlarsa olumlu hizmet üretilebilirler, başarılı sonuç elde edebilirler.
 
Ramazanla kazanılacak;

-İç disiplin,

-Zayıfların halini idrakle gelişen yardımlaşma-dayanışma-birlik anlayışı,

-Alışkanlıkları terk edip bedeni arzuları frenleme ruhani hazları tercih edip meşru lezzetlerden vazgeçme böylece metafizik yönümüzü geliştirme şansı,

-Benliği törpüleme, aczini hissetme ruhen bedenen temizlenme verilen nimetlerin farkına varma duygusu,

-Nefsin kötü duygulardan gıybet-dedikodu-gereksiz konuşmalardan arındırılması mecburiyeti,

-Faydalı sohbet ve faaliyetlere yoğunlaşma fırsatı,

-İnsanın yüzeysellikten kurtulup kuranla-teravihle-ibadetlerde derinleşmesi cennete ehil hale gelmesi...  vb ile olaylara yaklaşımlarını yeniden gözden geçirenler kendi asıl hedeflerine daha kolay yoğunlaşabilir.
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ