Babacan: 17/25 Aralık’tan sonra Türkiye’de dikiş tutmadı

Babacan, 17-25 Aralık 2013’te başlayan sürecin ‘kumpas’ olduğunu, ancak ortaya çıkan yolsuzluk görüntülerine kayıtsız kalındığını savunarak, "Uluslararası etik kuralları Türkiye’ye getirip uygulayalım, dedik ama istenmedi. Sonra Türkiye’de dikiş tutm


DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, firari organize suç örgütü hükümlüsü Sedat Peker’in videolarla açıkladığı itiraflar ve AKP’ye de uzanan iddiaları konusunda savcıların harekete geçmesi gerektiğini söyledi. Babacan, ‘iktidarın küçük ortağı MHP’nin bu oluşumlara ilişkin girişimlerine iktidarın büyük ortağı AKP ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sessiz kalmasını” eleştirerek, “Açıkçası ben o videoları izlemeye dayanamıyorum. İnsanın vicdanını yaralıyor. Türkiye’nin 1990’ların karanlığına döndüğünü gösteriyor” dedi.

BABACAN’A GÖRE 17-25 ARALIK SÜRECİ ‘KUMPAS’


Babacan, 17-25 Aralık 2013’te başlayan sürecin ‘kumpas’ olduğunu olduğunu öne sürdü, ancak ortaya çıkan yolsuzluk görüntülerine kayıtsız kalındığını savunarak şunları söyledi:

“Türkiye’nin hâlâ bir siyasi etik yasası yok. 17/25 Aralık’ta ‘F... kumpası’ vardı, doğru, ama yolsuzluk olayı da vardı. 17/25 Aralık’tan sonra ısrarla çalışmamıza rağmen, Türkiye’nin tarafı olduğu Yolsuzluğa Karşı Ülkeler Grubu Greco, Türkiye’nin üyesi olduğu Avrupa Konseyi, Türkiye’nin üye olmaya çalıştığı Avrupa Birliği etik kurallarını, bu uluslararası etik kuralları Türkiye’ye getirip uygulayalım, dedik ama istenmedi. Sonra Türkiye’de dikiş tutmadı.”

Babacan, 15 Temmuz’dan (2016)  sonra olağanüstü uygulamalarının başladığını söyleyerek, “Hukukusuzluğa karşı hukuksuzlukla mücadele başladı ve ülkede yasaklar başladı.” dedi.

“HÂKİMLER, ‘YA HAPSE ATACAĞIM, YA BEN GİRECEĞİM’ DİYE DÜŞÜNÜYOR”

T24’te Murat Sabuncu’ya konuşan Babacan, hukuki olmayan yasakları kaldırmanın, özgür bir düzene geçmenin bir anlık bir süreç olduğunu, çünkü kısıtlamaların kuralı bulunmadığını, yargı bağımsızlığını sağlamanın da yargı mensuplarına ‘anayasa, yasalar, tüzükler ve vicdanınıza göre karar verin’ demekten ibaret olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Bazen hâkimlerimize çok üzülüyoruz. Önlerine gelen olayda ‘ya bunu ben hapse atacağım, ya ben hapse gireceğim’ diye düşünüyor. Bu hâkim nasıl karar versin? Diğer yandan, ahlaklı insanların da, en az ahlaksız olanlar kadar cesur olması lazım. Bu meşhur bir söz. DEVA Partisi olarak bizde siyaseti mecburen yapan kimse yok; başka alternatifler varken her türlü riski göze alıp bunu yapmamız lazım. Yoksa çocuklarımızdan başlayarak gençlerimize açıklayamayız. Az sayıda ses çıkarak, siyasette, medyada mücadele eden insanlara destek olmamız lazım. Korku iklşimi geçti biliyor musunuz? Artık insanların kaybedecek bir şeyi kalmamış, “Bir canım var, istiyorlarsa onu da alsınlar’ diyor. Bize çok sayıda sivil toplum kuruluşu geliyor. İki-üç sene önce olsaydı gelmezlerdi.”

“CUMHURBAŞKANI’NA MEYDAN OKUYORUM”

Ali Babacan, Cumhurbaşkanı ve bakanlara çarşı Pazar dolaşmaları için meydan okuduğunu” belirtirken de, şunları söyledi: “Bizim başımız dik alımız ak . Rahat rahat yürüyoruz. Rahat rahat çarşı pazar dolaşıyoruz. Şimdi çıksın sayın Cumhurbaşkanı bir çarşı pazar dolaşsın. Bağlar’ın caddesine girsin bakayım, benim yürüdüğüm Sakarya Caddesi’nde yürüsün. Ben buradan meydan okuyorum, yürüsün. Çıksın Urfa’da çarşı pazarı bir dolaşsın. Herhangi bir bakan gitsin, ama rastgele, öyle önceden senaryo değil, öyle AK Parti’nin teşkilatlarının organize ettiği tiyatro sahneleri değil, arabadan inecek rastgele esnafı bir ziyaret edecek, rastgele bir taksi durağına oturacak. Önceden hazırlanmış senaryo değil. Gitsinler bir vatandaşı dinlesinler, boşuna konuşmasınlar. Önce şu ülkenin sorunlarını bir çözsünler.”
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ