Emel ve Mustafa Uz ailesinin içler acısı hikayesi

"Bu mektubu bir insanlık görevi olarak, bir anne olarak yazıyorum. Tüm anne-babalara, tüm yetkililere sesleniyorum..."
-Hem annesi hem babası tutuklu Otizmli 2 kardeşin; Fatih ve Mücteba'nın hikayesi yürekleri paramparça ediyor!

-Rehberlik Uzmanı olan baba "Bylock" kullandığı iddiasıyla, öğretmen olan anne ise terör iddiasıyla 8 aydır tutuklu.

-Fatih 17 yaşında ve %90 OTİZMLİ bir çocuk.. Çok kitap okuyan, karmakarışık rakamları zihninden toplayan özel bir çocuk, özel ilgiye ihtiyacı var ve 5 ayrı ilaç kullanması gerekiyor.


-Mücteba ise 14 yaşında ve ona da Otizm teşhisi konmuş.

-Suçu kanıtlanmamış bir anneyi bakıma muhtaç 2 Otizmli çocuğundan ayırdılar...

-Anne Manisa'da baba Nevşehir'de, çocuklar Kayseri'de, paramparça bir aile..

-Bir de 4 yaşında küçük erkek kardeşleri var ve 8 aydır anne babasının kıyafetlerine sarılarak uyuyabiliyor. Her kapıdan giren kadına anne diyerek ağlıyor.

-Ey vicdan! Ölmediysen ses ver artık! Hem annesiz hem babasız ne kadar dayanabilir bu çocuklar!

-"Allah, anne ile çocuğunun arasını ayıranı, kıyamet gününde sevdiklerinden ayırır”
(Hadis-i Şerif)

"Bu mektubu bir insanlık görevi olarak, bir anne  olarak yazıyorum. Tüm anne babalara, tüm yetkililere sesleniyorum..."

Çünkü artık birinin ACİL bu aileye sahip çıkması lazım....


Yıllardır tanıdığım komşumun başına gelenleri duyunca kanım dondu.. Günlerce kendime gelemedim. Nereye baksam komşum Emel gözümün önünden gitmez oldu..

Emel bir öğretmendi eşi de rehberlik uzmanı...

3 çocukları vardı.. Fatih (17), Muctema (13), Sami (4)

Fatih doğduğunda yaşadığı mutluluğu anlatırdı Emel. Kim mutlu olmaz ki anne olunca. Sorun annelik duygusunu tadanlara, saatlerce neler anlatacaklardır size. Emel de her anne gibi çok düşkündü canparesi Fatih'ine...

Bazen Emel ile oturur hayal kurardık çocuklarımızın geleceğine dair. Fatih 3 yaşına geldiğinde Emel'in hayalleri koyu bir karanlığa gömüldü malesef. Çünkü Fatih diğer çocuklardan farklıydı..



MİNİK FATİH'E OTİZM TANISI KONULMUŞTU

Genellikle mesai sonrası insanlar evine dinlenmeye gider ama Emel'in evinde durum çok farklıydı. Emel işe giderken de, evdeyken de hep çok yorgundu. Geceleri uykusuzdu hep. Emel'e istesem de bir faydam olmuyordu.

İkinci çocuğuna 7 aylık hamileyken bir yıkım daha yaşadı..  Doktorlar bu çocuğun da benzer bir rahatsızlığı olabileceğini söyledi.

Emel'in psikolojisi hepten bozuldu, ama bu hal çok sürmedi.  Emel öyle inançlıydı ki Allah'tan gelene asla isyan etmiyor, elinden gelenin fazlasını ortaya koyuyordu.

Fatih'in tedavisi  için çeşitli ilaçlar, okullar, doktorlar keşfediyorlardı ve bunun için de ciddi paraya ihtiyaçları oluyordu.. Neleri var neleri yoksa tüm güçleriyle yavruları için çırpınıyorlardı.

Hayatını evlatlarına vakfetti..Yıllar sonra 3. çocuğu da oldu Emel'in: SAMİ.. Sami de şimdi 4 yaşında.

Anne ve baba müthiş bir dayanışma, gayret, çaba, emek ve gözyaşı içinde 3 çocuğuna bakmaya çalıştılar.

Fatih 17 yaşına bu süreçlerden geçerek geldi. Sadece eğitimle ve ilaçla hayatını devam ettirebiliyordu. Zeki bir çocuktu. Bazen karşınızda bir bilim adamı var hissine kapılıyorsunuz...

İlaçları bitmesine 1 ay kala Emel yeni ilaçların siparişini verirdi. Çünkü Fatih'in yer yer krize girme, ailesine, etrafına ve kardeşlerine zarar verebilme ihtimali vardı.
 

Hiç unutmam o sahneyi...
 

Emel'in annesiyle arasında geçen konuşmaya şahit olmuştum bir gün. Beni yüreğimden vuran o sahne...

Anneannesi torununa hayran hayran bakıyor. Emel bu çocuk çok güzel diyordu. Bakarsın bir gün hayırlı bir kısmet çıkar karşısına....
 
"Anne Fatih ömrü boyunca bizimle kalacak, biliyorsun durumunu" dedi Emel.
   
Anneanne içindeki torun sevgisiyle tekrar "kızım neden öyle söylüyorsun Fatih çok yakışıklı bir çocuk, bakarsın belki bir gün o da evlenir..." dedi.
 
"Anne Fatih evlenip bir yuva kuramaz ömrünün sonuna kadar ona eş de biziz, anne de, yoldaş da..."

O an Emel'in  gözünden akan yaşlar, kaskatı kesilmiş bir kalbi bile yumuşatmaya yeterdi.

Bu koca acıya rağmen Emel'in dik duruşu da beni ayrıca etkiliyordu...

ANNE VE BABALARI TUTUKLANDI

İşte bana hayat ışığı olan bu tertemiz kalpli arkadaşımı ve eşini 3 yavrusundan ayırdılar.

Kendileri bakıma muhtaç,  80'e merdiven dayamış yaşlı babaanne ve dede aldılar çocukları yanlarına. Aldılar almasına ama soruyorum size bu çocuklara bu yaşlı insanlar ne kadar bakabilir. Ne kadar faydalı olabilirler.

Eğitimleri ve ihtiyaçlarıyla bu insanlar ne kadar ilgilenebilirler. Hem anneden hem babadan ayrı kalan bu çocukların hâli hangi vicdana sığar..

Üstelik anne Manisa'da cezaevinde...

Baba Nevşehir'de...

Çocuklar, yaşlı dede ve nineleriyle beraber Kayseri'de...
 

Bu çocuklar 8 aydır annelerini göremiyor!!!
 


Babaya bazen gidebilseler de babaları yavrularının o çaresiz hallerini her gördüğünde bin kez kahroluyormuş. Son zamanlarda aldığı ilaçların etkisiyle saatlerce uyuyor, çocuklarının ismini haykırarak uyanıyormuş. Henüz 4 yaşında olmasına rağmen dünyanın yükünü sırtında taşıyan, kendi küçük ama yüreği Erciyes dağı gibi büyük Sami de her gece babasının ayakkabısıyla yatıyor ve her kapıdan girene anne diye sesleniyor...

 

BABANNELERİ ACIYA DAYANAMADI, KALP KRİZİ GEÇİRDİ!

 

İlerleyen yaşına rağmen minik yavrulara bakmaya çalışan babaanneleri bu zulme daha fazla dayanamayarak kalp krizi geçirdi. 

Soruyorum şimdi size bunları okuduktan sonra hala SESSİZ Mİ KALACAKSINIZ ?

İşte çocukların raporları...

Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GENEL HABERLERİ