Mehmet Efe Çaman'ın yazısı: Ahmet Altan’ın hapisten çıkması, rejimin ilk ciddi sarsıntısıdır

"Ahmet Altan, yüzlerce, binlerce insana ilham vermiş, onlara kuzey kutbunu gösteren pusula gibi, nasıl insan olunur, onur nasıl korunur, hukuk nedir, devletle çetenin farkı nerededir, bunları göstermiş bir aydın!"

Kendi deyimiyle, “Kafka’nın ülkesi gibi bir yer” olan garip, ilkel, hukuk tanımaz, anayasasından bile tümüyle kopmuş olan bir ülkenin kendi yasalarını hiçe sayarak beş yıla yakın – dört yıl yedi ay! – hapiste tuttuğu bir aydın, Ahmet Altan. Demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine, anayasal düzene sahip çıktığı için, sağ ve sol faşizan kanatlara yaranamadı! Bu İslamofaşist rejim, Ahmet Altan’ı “fe.ö’nün medya yapılanmasına üye olmak” türü vodvil bir gerekçeyle zindana attı. Türkiye’nin en tanınan romancılarından birini, eşi benzeri görülmemiş bir zulüm ve keyfiyetle akılları sıra cezalandırdılar. Rejimin birinci hedefi oldu Ahmet Altan hep, ta en başından beri. Çünkü bu rejimin geleceğini bir kâhin gibi bizlere, ülkesinin insanlarına duyurmaya çalışmıştı! Yani “suçu” çok ama çok büyük ve affedilmezdi!

Ona kulak verelim mi?


23 Mart 2015’te, Erkam Tufan’la Analiz programında Ahmet Altan bakalım neler demiş: “Şöyle bir gerçek var. AKP hukuka geri dönemez. Çünkü suçüstü yakalandı. Ve suçüstü yakalandıktan sonra, bu suçu örtbas etmek için daha büyük suçlar işlemeye başladı. Bu suçların yargılanmasını engellemek için hukuku öyle bir perişan ettiler ki, çok daha büyük suçlar işlediler. Hukuka dönüşleri yoktur! Dönemez! İmkân yok. Döndüğü yerde yargı var, mahkeme var, kanunlar var. Ve suçlar çok açık. Adamın evinden çıkan paralar, tapeler, sonra verilen emirler… Polisin mahkeme emrini uygulamasını engellediğin zaman, devlet denilen düzeneği patlatmış oluyorsun. Çünkü devlet, tamamen bunun üzerine kurulmuş; hukukun (üzerine kurulmuş). Sen polise ‘mahkemenin emrini dinlemeyeceksin!’ diyorsan ve polis mahkemenin emrini dinlemiyorsa, o devlet kendi düzenini kaybetmiş demektir. Onun için hukuka geri dönemezler. Daha hukuksuz yerlere doğru ilerlemek zorundalar. Aynı İttihatçılarda olduğu gibi, şiddete doğru yürümek zorundalar. Kaçınılmazdır. Eğer seçimlerden Erdoğan’ın istediği gibi bir başkanlık falan çıkarsa, Türkiye tarihinin en korkunç devlet şiddetlerinden birini yaşar. ”

1 Eylül 2015’te, Tarık Toros’la Merkez Siyaset’te konuk Ahmet Altan bakın neler söylüyor: “Tayyip Erdoğan kendisine başkanmış ya da halifeymiş gibi davranılmadığında şaşırıyor. Siz Tayyip Erdoğan’ın son dört yılda birisiyle uzlaşmaya çalıştığını gördünüz mü? Aynı eski padişahlar gibi. Karşı çıkanı ezmeye çalışıyor. Bu da şunu gösteriyor ki, o kendisinin ne olduğunu, dünyanın onu gördüğü gibi görmüyor. Gerçekler buna uymadığı zaman da, ya panikliyor, ya sinirleniyor, ya da devletin polisini onun bunun üzerine saldırtıyor. Korkacak bir şey yok. Düşünün ki bir azınlık grubu devlet şiddetiyle karşılarındakileri ezmeye çalışıyor. (Halkın) devletten ödü patlıyor. Adam da devletin şiddetini kullanıyor. Kapıya polisi gönderiyor. Gelen polisi polis zannediyorsun. Polis devletin, senin polisindir. Halkının polisidir. Halkın iyiliği için kurulmuş bir müessesedir polis. Erdoğan’ı korumak için kurulmuş bir müessese değildir. Ve halkı korumak için kurulup da Erdoğan’ı koruyanlar yargılanacaklar!”

Ahmet Altan, 22 Eylül 2016’da, Erdoğan ve AKP’nin kurdukları rejimi eleştiren konuşma ve yazılarından dolayı uyduruk sebeplerle hapse atılıp uzun süre yattıktan sonra, serbest bırakıldığı o gece, şunları söyleyecekti: “Darbenin ne olduğunu bilmeyen, darbeyi ciddiye almayan, bir tek cümleyle bir konuşmada darbeyle ilişki kurmaya açık bir ‘hukuk sistemiyle’ bu ülkenin gerçekten çok zor günler yaşayacağını düşünüyorum. Mehmet Altan’ın bugün tutuklanması 15 Temmuz’la ilgili soruşturmaların tamamen yolundan saptırılması, ciddiyetinden uzaklaştırılması, esas sorumlulara gidecek bir soruşturmanın önünün kesilmesidir. Bunun başka hiçbir anlamı yok. Bir profesör, 30 yıllık bir yazar, bunca kitabın müellifi, hayatı boyunca darbelere karşı çıkmış ve demokrasiyi korumuş bir adam, bir konuşmasında siyasi iktidarı eleştirdiği için darbeyle ilişkilendiriliyorsa, bu ülkede gerçekten yaşamak çok zor! Ve burayı yönetenlerin, nasıl bir ülkeyi yönettiklerini, bu ülkeyi ne hale getirdiklerini bir kere daha düşünmeleri lazım! Bu hukuk sistemiyle, bu tür suçlamalarla, siyasi iktidara yönelik her eleştiriyi darbecilik olarak nitelemekle, varabileceği hiçbir yer yoktur. Bugün bu tutuklama, 15 Temmuz’la ilgili ciddi her türlü soruşturmanın önünü kesiyor. Bilmediğimiz bir güç, her nedense, bu darbenin nasıl olduğunu soruşturmamızı engellemek istiyor. Bize açılan bu dava, Mehmet Altan’ın bu tutuklanması, bu soruşturmanın ‘derine ve zirveye’ gitmesini engellemekten başka hiçbir amaç taşımıyor. Kim ve neden, 15 Temmuz’u yapanların sonuna kadar araştırılmasını engellemek istiyor? Ve bunu aydınların üzerine sevk ederek yolundan saptırıyor. Zannediyorum ki, bu darbenin siyasi sorumlularının ortaya çıkmasını istemiyorlar. Korktukları bu!”

Ahmet Altan, Türkiye’de hukukun çöküşünü, devletin yok oluşunu, rejimin kuruluşunu, işleyiş sistematiğini bizlere haber verdi, tüm toplumu uyardı. Olacakları gören bir aydın olarak, görevini yaptı. Eğer Türkiye’de Ahmet Altan gibi onurlu bir tavır takınan 10 tane cesur aydın ve entelektüel olsaydı, bu rejim kurulamazdı zaten! Bugün AİHM kararını uygulamak zorunda bırakılan rejim, Ahmet Altan’ı en sonunda serbest bırakıyor. Onun yaşamından beş yıla yakın zamanı yediler. Onu ezerek susturmaya çalıştılar.

Yanıtı şu oldu: “Sizi eleştireceğiz. Sizden korkmuyoruz. Ne yaparsanız yapın. Siz hukukun dışına çıktığınız sürece biz sizi eleştireceğiz. Hapishane mi? Ne olduğunu gördük. Bir daha gitmek mi? Bir daha gideriz!”

Böyle bir adamla mücadele edemezsiniz. Onuruna dört elle sarılan, ilkeleri olan ve onlardan asla taviz vermeyen, şahsiyetli ve güçlü bir aydını pusturamaz, sindiremez, yıldıramazsınız. Ahmet Altan, yüzlerce, binlerce insana ilham vermiş, onlara kuzey kutbunu gösteren pusula gibi, nasıl insan olunur, onur nasıl korunur, hukuk nedir, devletle çetenin farkı nerededir, bunları göstermiş bir aydın! “Türkiye çölünde de demokrat ve entelektüel olurmuş” diyebilmemizin tek dayanağı o. Bugün işte bu adamı hapisten çıkardılar. Alçaklar onu hapisteyken yenemediler! Özgürken hiç yenebilirler mi!

Ahmet Altan’ın hapisten çıkıp özgürlüğüne kavuşması, rejimin ilk ciddi sarsıntısıdır. Bu sarsıntının nedeni, surda açılan ilk ciddi deliktir. İyi ki özgürlüğüne kavuştun, Ahmet Altan! Dayanışma ile! Ve onurlu duruşuna büyük saygı ile!

Prof. Dr. Mehmet Efe Çaman / TR724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ