‘Kaşıkçı davasında ‘dudak uçuklatacak pazarlıklar var’

AKP iktidarı, ‘Kaşıkçı cinayetinin azmettiricisi’ olmakla suçladığı Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’la barışmak için 26 sanığın yargılandığı davayı Suudi Arabistan adli makamlarına devretti.

AKP iktidarı, ‘Kaşıkçı cinayetinin azmettiricisi’ olmakla suçladığı Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’la barışmak için 26 sanığın yargılandığı davayı Suudi Arabistan adli makamlarına devretti. Gazeteci Murat Yetkin, AKP’ye yakın bir iş insanının, Kaşıkçı davasındaki pazarlıklarla ilgili, “Senin bile dudağını uçuklatacak detaylar var” dediğini yazdı.

Gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetini, azmettirmekle suçladıkları Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman karşıtı uluslararası bir kampanyaya dönüştüren AKP hükumeti, bu konuda da tarihi bir u-dönüşe imza attı.


Kaşıkçı’nın, 2018 yılında Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürülmesine ilişkin 26 sanığın yargılandığı davada mahkeme, yargılamayı Suudi Arabistan adli makamlarına devretti.

Gazeteci Murat Yetkin, hükumetin, Türkiye’de işlenen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın cinayet davasını Suudi Arabistan’a devretmesinden hemen sonra Suudi Arabistan Kralı’nın AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Mekke’de bayram namazına davet ettiği haberlerinin, kapalı kapılar ardında pazarlık iddialarını güçlendirdiğini söyledi.

Yetkin, AKP ile kritik noktalarda irtibatı olan ve “Suudi Kralının Mekke’de Erdoğan’la namaz kılarak İslam dünyasının liderliğini fiilen ona devretmiş olacağına samimiyetle inanan” iş insanı kaynağının “O dosya üzerindeki pazarlıkları biliyor musun? Senin bile dudağını uçuklatacak detaylar var” dediğini ancak detay vermediğini aktardı.

PAZARLIKLARIN EKONOMİK BOYUTU: TAM DA EKONOMİK KRİZİN ORTASINDA SEÇİME GİDERKEN

Yetkin, yazısında sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ama kaynağım bir pazarlık olduğunda ısrarlıydı.

Yani mahkemenin 26 sanığın Türkiye topraklarında işlenen cinayete katılmakla suçlandığı davayı, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’dan görüş sorduktan sonra durdurup dosyayı Suudi makamlarına devretmesi kapalı kapılar ardında yürütülen pazarlıkların sonucu muydu?

‘Dudak uçuklatan’ ayrıntılar neydi acaba?

Eğer yapıldıysa bu pazarlıkların siyasi olmanın yanı sıra ekonomik yarar boyutu da var mıydı? Tam da ekonomik krizin ortasında seçime giderken… Kaynağımın bu konuda da bir tezi var, aktarıyorum: ‘Tayyip Bey hem Batıdan hem Doğudan, özel olarak da İslam dünyasından arkasına yeterli desteği alırsa, ki bana göre aldı, bunu anında iç siyasete taşır. Dış desteğin yaratacağı parasal genişlemelerin ekonomiyi darboğazdan çıkartma potansiyeli oldukça yüksek.’”

YARGILAMA SUUDİ ARABİSTAN’A DEVREDİLDİ

Kaşıkçı’nın, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmesine ilişkin 26 sanığın yargılandığı davada savcılık, geçen hafta yargılamanın Suudi Arabistan adli makamlarına devrinin sağlanmasını talep etti.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti de dosyanın Suudi Arabistan adli makamlarına devri hususunda görüş bildirilmesi için Adalet Bakanlığına yazı yazılmasına karar vererek duruşmayı 7 Nisan’a erteledi.

Bozdağ, aynı gün bu konuda olumlu görüş bildireceklerini belirtmişti. Adalet Bakanlığı’nın olumlu görüş belirtmesi sonrası İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi davanın Suudi Arabistan’a devredilmesine karar verdi.

AKP, CİNAYETİ DIŞ POLİTİKA MALZEMESİ OLARAK KULLANDI VE ATTI

Suudi asıllı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda 2 Ekim 2018’de öldürülmesi sonrası AKP hükumeti, Kaşıkçı cinayetini Veliaht Prens Muhammed Bin Selman karşıtı bir kampanyaya dönüştürmüş ve uluslararası alanda Veliaht Prens’i sıkıştırmaya çalışmıştı.

AKP medyası cinayetin azmettiricisi olarak ‘Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ı işaret etti, günlerce Kaşıkçı’nın nasıl vahşice öldürüldüğünü yazdı. AKP hükumeti Erdoğan da cinayetin hesabının sorulacağı sözünü verdi ve katillerin Türkiye’de yargılanması gerektiğini vurguladı.

Erdoğan’ın bu dönemde sorumluların hesap vereceğine ilişkin sözleri de hafızalardan silinmiş değil.

ERDOĞAN: KİMSE BU MESELENİN KAPATILACAĞINI AKLINDAN BİLE GEÇİRMESİN

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, cinayetle ilgili ilk detaylı açıklamasını olaydan üç hafta sonra AKP’nin TBMM’deki grup toplantısında yaptı. Erdoğan, bu konuşmada isim vermeden sorumluluk konusunda Muhammed bin Selman’ı işaret etti. Erdoğan, o konuşmada “Unutulmamalıdır ki bu cinayet Türkiye toprakları içinde gerçekleşti. Kimse bu meselenin kapatılacağını aklından dahi geçirmesin” demişti.

Erdoğan, 2 Kasım’da Washington Post’a yazdığı yazıda cenazenin nerede olduğunu soruyor, emrin Suudi hükümetinin en üst makamlarından geldiğini belirtiyor ve “Biz, hem Türkiye’de devam eden kriminal soruşturma hem de Cemal’in ailesi ve sevdikleri için büyük önem taşıyan bu soruları sormaya devam edeceğiz.” diyordu.

ERDOĞAN: VERELİM DE BU KANITLARI YOK MU EDECEKSİNİZ

14 Aralık’ta konuyla ilgili konuşmasında “Bunun failinin kim olduğu bana göre belli. Biz ses kayıtlarından şunu da öğrendik, gelenlerin içinde şu andaki Veliaht Prens’in en yakınında olanlar bu işin aktif rol üstlenicisi.” diyerek Veliaht Prens’in adını açıkça telaffuz etti.

Erdoğan, “Bu millet enayi değil hesabı sormasını bilir ve tabii dedik ki biz herkese açığız. Suudi Arabistan kayıtları almak istedi, kusura bakmayın o kadar değil. Dinletiriz, gösteririz ama vermeyiz. Verelim de ondan sonra bunları yok mu edeceksiniz?” ifadelerini kullanmıştı.


Kaşıkçı, cinayetinin üzerinden daha 1 ay geçmeden 30 Kasım – 1 Aralık 2018’de Arjantin’in Buenos Aires kentinde yapılan G-20 Zirvesi’nde Reuters Haber Ajansı tarafından çekilen bu fotoğraf o dönemdeki Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerin en güzel yansıtan kareydi. Selman, aile fotoğrafı çekimi sırasında hemen önünden geçen Erdoğan’ı görmemek için büyük gayret göstermişti.

ERDOĞAN: SAĞA SOLA KIVIRMAYIN, KAŞIKÇI’NIN CESEDİ NEREDEDİR?

30 Kasım – 1 Aralık 2018’de Arjantin’in Buenos Aires kentinde yapılan G-20 Zirvesi’nden dönüşünde konuşan Erdoğan, “Bu adam sıradan bir adam değil ki, dışarıda nişanlısı bekliyor ve nişanlısını almadan ayrılıp gidiyor. Böyle bir şey olabilir mi? Kime ne anlatıyorsunuz? İnsanları enayi, ahmak zannediyorlar. Kamuoyunu kandıracaklarını zannettiler. Suudi üst yönetimine; Kaşıkçı’nın cesedi nerededir? Bunu bir defa sizin 20 kişilik ekibiniz biliyor. Burada hiç sağa sola kıvırmayın. Yerel işbirlikçi ile çalıştık diyorsanız, açıklayacaksınız. Bunu da biliyorsunuz. Bilmiyoruz demeleri inandırıcı değil” demişti.
 
TÜRK MALLARINA BOYKOT

Gazeteci Murat Yetkin’in “Eğer yapıldıysa bu pazarlıkların siyasi olmanın yanı sıra ekonomik yarar boyutu da var mıydı? Tam da ekonomik krizin ortasında seçime giderken” ifadeleriyle işaret ettiği iki ülke arasındaki ekonomik pazarlık boyutu oldukça dikkat çekici.

Seçim yaklaşırken AKP iktidarının yurtdışından gelecek yatırıma ve dövize ihtiyaç duyduğunu bilmeyen yok. AKP’nin ve AKP medyasının 2016’dan beri 15 Temmuz’un finansörü olmakla suçladıkları Birleşik Arap Emirlikleri’yle ilişkileri para için düzelten Erdoğan’ın seçim öncesi Suudi Arabistan’dan gelecek paraya ve Arap dünyasının en büyük ekonomisi ile ilişkileri düzeltmesine büyük bir ihtiyacı var.

2018 yılı sonbaharındaki Kaşıkçı cinayeti sonrası Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler en kötü günlerini yaşamı; ilişkiler o noktaya varmıştı ki 2020 yılı Ekim ayında Suudi Arabistan, Türk mallarına gayrı resmi olarak boykot başlatmıştı.

TÜRKİYE’NİN SUUDİ ARABİSTAN’A İHRACATI YÜZDE 98 AZALDI

Suudi Arabistan, yakın zamana kadar Türkiye’nin en büyük 12. ticari partneri durumunda idi. 2019 yılında Türkiye körfez ülkesine 3.1 milyar dolar, 2020 yılında 3,2 milyar dolar civarında ihracat gerçekleştirdi.

Boykot, 2021 yılında meyvesini verdi. Suudi Arabistan’ın Türkiye’den ithalatı yıllık bazda 3,2 milyar dolardan 200 milyon dolara kadar düştü. Boykot dolayısıyla Suudi Arabistan’ın Türkiye’den ithalatı böylece yüzde 98 azalmış oldu.

RİYAD’DAN ‘KAŞIKÇI’ ŞARTI: KAŞIKÇI’YI GÜNDEME GETİRMEYECEKSİNİZ

Amerikan Wall Streeet Journal (WSJ) gazetesi Ocak ayında yaptığı bir değerlendirmede iki ülke arasında birçok fikir ayrılığı olduğunu ve en önemli sorunun ise Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürülmesi olduğunu belirtti. WSJ, görüşme öncesi Selman’ın Erdoğan’dan Kaşıkçı’nın ölümünü tekrar gündeme getirmeme ve Türk medyasının da bu konuyu haberleştirmemesinin sözünü istediğini yazdı.

ULUSLARARASI TOPLUMDAN YARGILAMANIN RİYAD’A TESLİM EDİLMESİNE TEPKİ

Türkiye’nin yargılamayı Suudi Arabistan’a devretmesine uluslararası insan hakları kuruluşları da tepki gösterdi.

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) Genel Sekreteri Agnes Callamard, yargılamanın Riyad’a devredilmesi konusunda Türkiye’yi sert bir dille eleştirdi.

Af Örgütü Genel Sekreteri Agnes Callamard, aynı zamanda 2018’deki olayın ardından BM Yargısız İnfazlar Özel Raportörü olarak BM tarafından Kaşıkçı cinayetini araştırmakla görevlendirilmişti.

Callamard, o dönemde cinayeti araştırmak için Türkiye’ye gelmiş ve Türk yetkililerle de görüşmeler gerçekleştirmişti.

Callamard, 19 Haziran 2019’da yayınladığı 101 sayfalık raporunda Veliaht Prens Muhammed bin Salman da dahil üst düzey Suudi yetkililerin olayda rolü olduğuna dair ikna edici kanıtlar bulunduğunu söylemişti.

“TÜRKİYE, SUÇUN SORUMLULARINA DAVAYI BİLEREK VE İSTEYEREK GERİ GÖNDERDİ”

Kaşıkçı cinayetini aylarca araştıran ve bu konuda derin bilgiye sahip olan Af Örgütü Genel Sekreteri Callamard, “Kendi topraklarında işlenen bir cinayetin davasını devretmekle Türkiye, suçun sorumlularına davayı bilerek ve isteyerek geri göndermiş oldu. Aslında Suudi sistemi Türkiye’deki savcılarla işbirliği yapma konusunda defalarca yetersiz kaldığı için adaletin bir Suudi mahkemesinde sağlanamayacağı çok açık.” dedi.

“TÜRKİYE’NİN KARARLILIĞINA NE OLDU?”

Callamard, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin bu korkunç cinayette adaletin sağlanmasına ve bu davanın asla siyasi hesaplara ve çıkarlara kurban gitmeyeceğine yönelik kararlılığına ne oldu?”

HRW: DAVANIN ADİL BİR ŞEKİLDE GÖRÜLME ŞANSI SIFIRA YAKIN

New York merkezli İnsan Hakları İzleme Örgütü de (Human Rights Watch) konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Suudi Arabistan’da yargı bağımsızlığının kesinlikle var olmadığını, adalet sisteminin adaletin temel standartlarını bile sağlamadaki başarısızlığını, adaleti yanıltma çabalarını ve Kaşıkçı cinayetinde Suudi yönetiminin rolünü düşünecek olursak Kaşıkçı davasının Suudi Arabistan’da adil bir şekilde görülmesi şansı sıfıra yakın” ifadelerini kullandı.

HATİCE CENGİZ: SİYASİ BİR KARAR, KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL

Davayı yakından takip eden Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz de, mahkemenin kararına itiraz edeceklerini söyledi.

Halk TV’ye konuşan Cengiz, “Bu kararı kabul etmemiz mümkün değildir. Alınan karar siyasi bir karardır. Hukuki sürece aykırıdır. Bizler her şeye rağmen hukukun üstünlüğüne inanıyoruz. Tüm bu yaşananlar hukuki süreçle özdeşleşmiyor. Kabul etmeyeceğiz” dedi ve Türkiye’yi “180 derece dönmekle” suçladı:

“Türkiye hükümeti başta bu davayı çok iyi savunuyormuş gibi davrandı. Ben hükümet değilim. Onlar adalet arayışından vazgeçmiş olabilir ama ben vazgeçmeyeceğim. Türkiye’nin bu davadan 180 derece dönmesi büyük hayal kırıklığına uğrattı. Çok üzgünüm.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ