İsmail S. Gülümser'in yazısı: İnsan sevgisi unutulursa

"İnsanlar arasında en güçlü bağlardan biri sevgidir, insan sevgi ile yaşayabilir, anne şefkati ile kuşatılmış sevgi ikliminde büyüyenlerin mutluluğu dışa yansır, bundan mahrum kalanların ruh sağlığında oluşan travmalar sonraki yıllarda açığa çıkar."

İsmail S. Gülümser / Aktif Haber


Sevgi varlığın özüdür, yüce yaratıcı yeryüzünün en üstün varlığı olarak yarattığı insanı sevgi gibi yaşamı anlamlı hale getiren çok önemli bir duygu ile donatmıştır. Toplumda kötülüklerin önlenmesi ve iyiliklerin yayılması için bu duygunun geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Çevresine karşı sırf insan oldukları için sevip saygı duyan birinin onlar hakkında kötülük düşünmesi oldukça zordur.

 
Demokratik toplumlarda eğitimin en önemli amaçlarından biri sevgi duygusunu geliştirip olumlu öğrenme iklimi oluşturmak, böylece insandan başlayarak tüm varlıklara sevgi ile yaklaşan bireyler yetiştirmektir.
  
İnsanların kalbini kazanmanın en kestirme yolu sevgidir, büyük düşünür ve din adamları sevgi ile insanların iç dünyalarını zenginleştirmiş ve onların gönüllerinde taht kurmuştur. Allah kendisinin bilinmesi tanınması sevilip saygı duyulması için varlıkları yaratmıştır, ona saygının gereği olarak tüm varlıklara özen gösterilmelidir. 
 
Hayvanların çoğu yardımlaşarak nesillerini devam ettirecek donanımda yaratılmıştır, insan ise tabiatı itibarıyla bencilliğe daha yatkındır. Egonun frenlenmesi için insanın duygu terbiyesine ihtiyacı vardır,  ancak o zaman iradesiyle gönül kapılarını başkalarına açabilir, kendini başkalarını sevmeye zorlayabilir.
 
Sevgi ile kurulan ilişkiler sürdürülebilirse zamanla insan tabiatının parçası haline gelir, böyle bir sevgi anlayışını çıkarıp yerine nefret hislerini ikame etmek kolay değildir.

-Sevdiği insanlara ihtiyaç duyan

-Onlarla sevinç ve üzüntülerini paylaşan

-Ayrıldıklarında üzüntü hisseden

-Hayatın onlarla birlikte anlamlı olduğunu düşünen

Biri şirin görünmek için yüzeysel sevgi gösterisi yapmıyorsa sevdiklerini terk etmekte zorlanır.   
 
Sevginin bu şekilde kalıcı olması için mantıki gerekçelere dayandırılmasına ihtiyaç vardır.  İnsanların tümüne sevgi duymak için onlarla aramızdaki insanlık ortak paydasında buluşmak önemlidir. İnsan olmanın aynı dünyada yaşıyor olmanın gereği olarak kendimizi onlara karşı sevgi saygı duymaya tüm insanlığı muhabbet hisleriyle kucaklamaya ikna edebiliriz.
 
Her toplum kendisi için ideal kabul ettiği hedeflere ulaşması elbette en öncelikli meselesidir. Ancak hem kendi toplumu hem de diğer toplumların hedeflerine kısa sürede ulaşması için insanların kendileriyle çelişmeyen konularda birbirlerine yardımcı olması olumlu hizmetlerin daha kolay gelişmesini sağlayacaktır.
 
İnsanlar arasında daha geniş dayanışma ağlarının kurulması için sevgi en önemli iksirlerden biridir, çevresine bu hisle yaklaşan biri onlarla ortak faaliyetler yapabilir, geneli ilgilendiren birçok problemin çözümünde birlikte hareket imkânı olur. Bugün yıllarca ayrı düşmüş insanlar birbirini destekleyecek hale getirilerek aralarında yıkılmış güven duygusu yeniden tesis edilebilir.
 
Diğerlerine karşı kıskançlık ve düşmanlık hislerine hizmet etmeyen her birliktelikle faydalı işler üretilebilir. Gerekçeleri ve çerçevesi iyi belirlenmiş bir hedef etrafında toplanmışlar birbirlerine daha sıkı bağlarla bağlanıp hizmette yarışa girişebilir.
 
Bütün insani duygular gibi sevginin de büyüyüp geliştirilmesi ve aşırılıklardan korunması şarttır, değilse taşkınlıklara yol açması her zaman muhtemeldir. Sevgi saygı ilişkilerinin denge içinde yürütülmesi halinde sağlıklı bir toplum ortaya çıkar. Zaafların esareti altındaki bir sevginin ise insanı nereye götürebileceğini kestirmek mümkün değildir.

O bazen;

-Sevdiği kişinin yanlışlarını görmesine engel olur

-Başkalarından kıskanırken sevdiğinin hayatını zindana çevirir.

-İltifatları hazmedemeyen birini şımarıklıkla insanlıktan çıkarabilir.

-Layık olmayan birine aşırı sevgi karşılıksız kalabilir, içte burkuntu hâsıl eder.

-Karşılık görmeyen insanlarda zamanla nefrete ve düşmanlığa dönüşebilir.  
 
Bugün dünyanın pek çok yerinde insanlar sevgi mahrumu olarak büyüyor, zorba yöneticiler kişisel hırslarına alet ettikleri insanları vahşet ve soykırımda kullanıyor.

-Birçok ülke yönetimi adeta katillere teslim edilmiş gibi

-Zalimlerin elinde toplumlara sürekli kin ve nefret duygusu aşılanıyor.

-Farklı kesimler düşman kamplarına bölünüp birbiri ile vuruşturuluyor.

-Sevgi hissini unutmuşlar kan dökerek hedeflerine ulaşmaya çalışıyor.

-Bazıları vahşetten beslenerek kısa yoldan sonuç elde etme yolunu seçiyor.
 
Globalleşen dünyanın daha yaşanabilir hale gelmesi barış ortamında gelişir,  her anlayıştan insanın birbirine yardım ve destek olması sevgi atmosferinin yayılmasını kolaylaştıracaktır. Bunun için farklı gerekçelerle yıllarca birbiriyle vuruşturulmuş farklı din ve milletler arasında diyalog köprülerinin kurulması şarttır. 
 
80 öncesi Türkiye’sinde toplumu dilediği gibi yönetmek isteyen art niyetli kesimlerin en büyük hedefi sevgi saygı ilişkilerini ortadan kaldırmak oldu. Anadolu kültürü ile yetişmiş birbirine derin bağlarla bağlı insanlar sağ sol gibi suni kavramlarla düşman kamplarına bölündü. Ellerine silah verilen gençlerden bazen aynı mahalleden aynı okuldan arkadaşlarını öldürmesi istendi ve yıllar süren kavgalarla insanlar birbirine kırdırıldı.
 
Kökleşmiş düşmanlıkları bir çırpıda yok etmek kolay değil. Yeniden sevgi ortamını oluşturmak için aralarındaki kin ve nefretin kaldırılması onlara insan olduklarının hatırlatılması çok önemli. İnsanlar ararsında uzlaşmanın sağlanması sevginin geliştirilmesini istiyorsanız herkese bağrınızı açmanız düşmanlık tohumlarını eritip yok edecek cesareti göstermeniz gerekiyor.
 
Sevgi bağlarının güçlendirilmesini sağlayacak çok sayıda unsur bulmak mümkündür.  Ne kadar farklı dünya görüşlerine sahip olurlarsa olsunlar düşmanlıkların kaldırılıp onları ortak paydada bir araya getirecek sevgi bağlarını artıracak argümanların geliştirilmesi şart. Sevgi arttıkça yardımlaşma artacak ve insanlar arasında daha derin bağlar kurulacaktır.
 
80 darbesinden sonra kurulan hükümette Özal suni gerekçelerle birbirine düşman edilip aralarında kan davası oluşturulmuş 4 eğilimi birleştirmek için çok çabaladı. Her görüşe eşit mesafede olduğunu açıkladı, bazılarını muhafazakâr insani değerleriyle, bir kısmını demokrasi ufku ile etrafında toplayıp ülke kalkınması gibi ortak hedefle bir araya getirdi, sevgi bağlarını yeniden güçlendirdi. Ondan sonra gelenler bu anlayışı sürdüremediği için toplum kesimleri arasında yeniden kırılmalar yaşandı, herkes birbirine kuşkuyla bakar hale geldi.
 
Bugün kardeşliğe sebep olacak yüzlerce sebep varken insanlar arasında düşmanlıktan medet bekleyenler bunları saklayıp toplumdaki geçmiş düşmanlıkları yeniden kaşımaya insanları birbirine kırdırmaya çalışıyorlar. 80 öncesinde eline silah verilen gençlerle ülke yönetimini ele geçirenlerin yaptığı gibi... Bugün de iktidarlarını sürdürmek isteyenler yandaşlara el altından silah dağıtıyor, muhalifleri silahla tehdit edip sindirerek sevgiyi yok ederek amaçlarına ulaşmaya çalışıyorlar.

Ele geçirdikleri medya aracılığı ile

-Hiçbir temele dayanmayan suni düşmanlıklar üretiyor,

-Sevgi bağlarını tek tek kırıyor,

-Aynı mahallede komşuları hatta akrabaları tehlikeli gibi gösteriyor,

-Öfke hislerini köpürtecek açıklamalarla toplumun arasına kuşku tohumları ekiyorlar.

-Güçlerini korumak için toplumsal dayanışmayı yok etmekte beis görmüyorlar.

Düşmanlık ve menfaat hisleriyle etraflarında topladıkları insanları kirletip hileli senaryo ve algı oyunları kurgulamada kullanıyorlar. Menfaat ortaklarıyla birlikte yaptıkları her türlü hukuksuzluğun suçunu toplumun en masum insanlarına yıkıp ülke kaynaklarını adım adım yandaşlara aktarıyorlar.
 
25 yıldır Kırgızistan’da birini düşman gösterip, işkenceyle suç kabul ettiriyor kendi günahlarını üzerine atıyorlar.
Geçmiş hatalardan ders çıkarma kılıfıyla sunulan tuzağı fark edemeyenler, yakından tanıdıkları çok sevdikleri insanlar hakkında üretilen kuşkulardan etkileniyor, sevgiyi yıkıp ayrıştırmak isteyenlerin işini kolaylaştırıyorlar.
   
 *Bu yazı koronadan vefat eden sevgi kahramanı bir yıldıza M. Ali Şengül hocamıza ithafen, Fethullah Gülen hoca efendinin “İstikamet Çizgisi” eserinden faydalanılarak hazırlanmıştır.  
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ