İsmail S. Gülümser yazdı: Birlikte yaşama kültürü

"Kalabalıklara yön verenler çıkan ihtilafları güçle bastırıp susturarak çözmeye çalışacaklarına akıl ve mantığı öne çıkarmalı karşılıklı görüşme trafiğini artırıp iki tarafın birbirini daha iyi anlamasını sağlayarak diploması yolunu kullanmalıdır..."

Toplumlar arasında din, dil, ırk dünya görüşü vb ile ortaya çıkan farklılıklar var. Demokrasi kültürünün gelişmediği bölgelerde bunların her biri başlı başına çatışma sebebi olabiliyor. İnsanların bir arada yaşamasına engel olan bu farklılıkları kavga aracı olmaktan çıkarmak için dünya çapında mücadele gerekiyor.

Son yıllarda bazı demokratik ülkelerde geliştirilen çoğulculuk anlayışının insanlar arasındaki sorunları çözeceği farklı kesimleri birbirine yaklaştıracağı düşünülüyordu. Ancak, onun da her yerde ihtilafları çözmede başarılı olmadığı görülüyor. Ortak gerekçeler etrafında bir arada bulunan insanlar tek başlarına çoğulcu bakış açılarıyla aralarındaki husumeti ortadan kaldıramıyor.


Yakın zamana kadar küreselleşmenin getirdiği rüzgârla toplumlar arasındaki uçurumlar kapanmaya başlamıştı. Son dönemde ayrılık tohumları ekmekten medet uman art niyetli kişi ve gruplar yeniden devreye girdiler. Bir araya toplananların henüz ruhen hazır olmamasından da yaralanarak onların içine yeni ayrılık tohumları ekiyor kuşkular ortaya atıp eski çıbanları kaşımaya çalışıyorlar.

Her kesimin birbiriyle buluşmak için çabaladığı zaman dilimlerinde yol gösterici konumundaki rehberlerin entelektüellerin toplumların düşünce dünyalarını yeni duruma göre hazırlamaları şart. Sulh, barış birlikte yaşama ve uzlaşma konuları üzerinde durup kimlik farklılıklarını etnik ayrılıkları, mezhep anlayışlarını bir zenginlik olarak gösterecek argümanlar geliştirilmesi gerekiyor.

Toplum ya da önderleri küreselleşmeyle gelen yeni sorunları aşacak donanıma sahip olmadıkları zaman;

-Değişim dönemlerinde geniş toplum kesimleri gibi kanaat önderlerinin de yaşananlara uyum sağlamada zorlanması halinde geçişler çok sancılı hale gelebiliyor,
-Toplumlar kendisini boşlukta hissettiği için birlikte yaşama kültürünü geliştirecek ortam kısa sürede bozuluyor,
-Fikri hazırlık istenen düzeyde yapılmazsa bir araya gelmiş topluluklar basit gerekçelerle eski düşmanlıkları yeniden hatırlayıp kolayca ayrışma yoluna girebiliyor,
-Toplumun hazırlıksız yakalandığı devrelerde yaşanan uyumsuzlukları kullanıp kendine menfaat elde etmeye çalışan gruplar harekete geçiyor, yeniden ırkçılıkları-mezhep farklılıklarını körüklüyorlar.

Fethullah Gülen'in geçen hafta yayınlanan “Uzlaşma Kültürü” isimli yazısında bu sorunlar ele alınıyor ve doğru bakış açıları üzerinde duruluyor.

Yaşanan problemleri karşılıklı tarafları ikna ederek gidermeye çalışanlar en kalıcı çözüm yolunu seçmiş olurlar. Yönetim yetkisini elinde bulunduranlar ülke içinde ve diğer ülkelerle olan problemlerde güç kullanma kolaycılığına kaçarsa sorunlar giderek büyüyor.  

Güç diplomasinin ne olduğunu bilmeyenlerin eline geçince onlar tüm sorunları şiddet kullanarak çözebileceklerine inanıyor.

-Güç kullanarak çözülen her problemde birçok insan hakkı ihlali yaşanıyor.
-Öndekilerin yanlışı yüzünden bazen binlerce yüz binlerce insanın en temel yaşam hakkı ellerinden alınıyor.
-Yeterli donanımdan uzak yöneticilerin ezerek üstünü örttüğü sorunlar derin travmalara yol açıyor.
-Sopa ile susturarak bastırılmış sorunlar muhataplarının iç dünyalarında ciddi kin ve nefret tohumları ekiyor.
-Nesilden nesile aktarılan bu duygu intikam hisleriyle beslenip yıllarca devam edecek kavgalara zemin hazırlıyor.  
-Şartların oluştuğu anda da daha gelişmiş ve yaygınlaşmış olarak yeniden ortaya çıkıyor.
-Peygamberimizin (SAV) Mekke fethindeki şefkat dolu tavrını göz ardı edenler gücü eline geçirince kucaklayıcı olamıyor, gönülleri kazanacak yol izleyemiyor, devletin kolluk kuvvetleriyle herkesin elindekini almaya çalışıyor.
-Kendilerine muhalefet edenleri düşman ilan ediyor; makamları kayyum atayıp zapt ediyor, hukuk sistemini yok sayıp mülklere el koyuyor, kanaat önderlerini tutuklayıp susturmaya bağlılarını başsız bırakıp zorbalıkla dağıtmaya çalışıyor.

Kalabalıklara yön verenler çıkan ihtilafları güçle bastırıp susturarak çözmeye çalışacaklarına akıl ve mantığı öne çıkarmalı karşılıklı görüşme trafiğini artırıp iki tarafın birbirini daha iyi anlamasını sağlayarak diploması yolunu sonuna kadar kullanmalıdır, ki sorunlar büyümeden önlenebilsin.

Olaylara daha geniş perspektiften bakabilen bütün önderler sadece bugüne bakarak adımlarını atmıyor, ilerde muhtemel ortaya çıkacak problemleri de önleyecek şekilde tavır sergiliyorlar. Efendimiz'in (SAV) aldığı her kararda; inceden inceye hesap yapıldığını insanlığa harikulade çözümler sunulduğunu, şiddet yerine şefkat yolu seçilerek kalplerin fethedildiğini gösteren sayısız örnek vermek mümkün.

Mevlana gibi büyük insanlar daha küreselleşmenin adının duyulmadığı dönemlerde çatışmaları ortadan kaldıracak önemli mesajlar veriyorlar. Bediüzzaman’ın İhlâs ve Uhuvvet Risaleleri'nde ele alınan konuları yaşantılarına aktarabilenler toplumda uzlaşmanın merkezi haline geliyor. Onun mealen, “Yapılacak hatalarla kalabalıkları yanlışa sürükleme riskini almaktansa önderliği başkasına bırakmak daha yararlıdır” sözü insanlar arasında rekabetle ve çatışmalara yol açabilen öne çıkma arzusunu frenlemede çok başarılı oluyor.

İdarecilikte başkasını kendine tercih etme ciddi fedakârlık gerektiriyor. Öne çıkmayı başkasına bırakabilenler etnik ayrılıkları önlemese bile toplum kesimleri arasındaki birçok sorunu çözmede önemli roller üstlenebilir. Tarihten günümüze kadar ulaşan problemleri bir kenara bırakarak kendi düşüncelerinden fedakârlık yapabilenler ortak paydalar etrafında birleşebiliyor. Düşmanlıkları önleyebilenler farklı din ve mezheplere mensup insanları bir araya toplayabiliyor.

Küreselleşmenin giderek yayıldığı bugünlerde birlikte yaşamanın yol ve yöntemini öğrenip değişimlere ayak uydurabilenler, diplomasiyi iyi kullanıp farklı anlayış ve kültürlere saygılı olabilen ve herkese gönüllerinde yer açabilenler olacaktır. Din-dil-ırk ve mezhep sevgisinin, toplumlar için faydalı olduğuna inandığınız değerlerin herkes tarafından bilinmesini isteyebilirsiniz. Ancak bu diğerlerine düşmanlığı gerektirmez. Aksine başkasının değerlerine saygılı olursanız onlardan size karşı saygı bekleyebilirsiniz diyen Fethullah Gülen;

-Şefkat ve merhametiniz size çevrilmek üzere bekleyen öldürücü silahların geri çekilmesini sağlayacak,
-Birbiriyle çarpışmaya hazır topluluklar arasında dev düşmanlık dalgalarına karşı dalgakıran rolü oynayacak,
-Sevgi köprüleri, barış ortamları hınçla birbirine bilenmiş toplumlar arasındaki vuruşmaları önleyecek,
-Din-dil-ırktan kaynaklanan ön yargıları ötekileştirmeye dayalı ayrılıkçı yaklaşımlar terk edilecek,
-Muhataplarını kötülüğün kaynağı gibi görmekten kurtulanlar ortak paydalar etrafında bir araya toplanacak,
-Çeşitli vesilelerle bir araya gelen aynı ortamı paylaşan insanlar yanlış kanaati terk edecek,
-Aralarında yakınlaşmaya engel hususlar bir bir ortadan kalkacak,
-Düşmanlığa dönüştürmediği sürece herkesin kendi değerlerini korumaya çalışması anlayışla karşılanacaktır.

Bu yüzden Hizmet Gönüllüleri amatör bir ruhla gittikleri her yerde samimi ve beklentisiz yaklaşımları ile herkese sinelerini açtı gönülleri fethetti, şefkatin toplumsal problemleri çözmede önemli bir araç olduğunu gösterdiler. Ortaya çıkabilecek muhtemel tepkiler onların şefkatli sinelerinde eridi, reaksiyon göstermek üzere tetikte bekleyeler geri çekildi. Bu sayede dünya genelinde dostluk köprüleri kuruldu gönüller kazanıldı.

Fethullah Gülen insanlığın birbirini daha yakından tanıyıp ortak değerler etrafından bir araya gelmesi için aynı avlu içinde farklı dinlere ait ibadethaneleri olan ortamlar hazırlanması hayalinden bahsediyor. İnsanların çıkışta oturup birlikte yemek yiyebileceği, çay-kahve içip sohbet edebileceği ön yargılardan uzak iç içe samimi buluşma ortamlarında birbiriyle kucaklaşanların dünyaya örnek olabileceğine inanıyor.

Başkasından beklemeden insanların gönül dünyalarını diğerlerine açacağı, herkese engin bir şefkatle yaklaşacağı ortamları hazırlamanın yararlarını şu sözlerle açıklıyor.

-Kendimizi onların yerine koymalıyız ki duygu ve düşüncelerini daha iyi anlayabilelim,
-Empati ile yaklaşalım ki onlardan aynısını bekleme hakkımız olsun,
-Beklentilerini, heyecan ve saygı duyduğu şeyleri anlamaya çalışalım ki yakınlaşabilelim,
-Küçük de olsa buluşma ortamları hazırlayabilelim ki iyilikleri geliştirebilsin,
-Hz Mevlana gibi bir ayağımız kendi değerlerimizde bir ayağımız âlem de olacak kadar kucaklayıcı olabilelim ki insanları kabullenmekte zorlanmayalım,
-Hz Mesih (AS) gibi herkese sevgiyle kucak açabilelim ki yaklaşan şiddet sarmalını çözebilelim,
-Böylece dünyayı hızla sürüklendiği kötü sonuçlardan kurtarma yolunda rasyonel adımlar atalım...

 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ