Beşinci yılında 15 Temmuz: Vatan haini kim?

15 Temmuz sözde darbe girişiminin üzerinden 5 yıl geçti. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Allah’ın lütfu’ olarak tanımladığı 15 Temmuz’la ilgili yüzlerce soru cevaplanmayı bekliyor.

TR724'ten İlker Doğan'ın haberine göre İktidar ve medyasının aralarında asker, polis, doktor, öğretmen, savcı, hakimlerin de bulunduğu on binlerce kamu görevlisini bir gecede ‘hain ve darbeci’ ilan ederek gerçek failleri gizlediği düşüncesi her geçen gün ağırlık kazanıyor.Son olarak suç örgütü lideri Sedat Peker’in 15 Temmuz öncesinde ve sonrası bizzat iktidar temsilcilerinin emriyle, kim olduğu belli olmayan sivillere kayıtsız Kalaşnikoflar dağıtıldığının ortaya çıkması kafalardaki soru işaretlerini daha da artırdı.

Meclis Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nun raporunun da ‘Cemaat’i haklı çıkardığı için’ yayınlanmadığı bizzat komisyonun başkanvekili Selçuk Özdağ tarafından itiraf edildi.


Sözde muhalif medyada bile ‘ya Cemaat haklı çıkarsa’ cümlesi yüksek sesle dillendiriliyor. AKP ise 15 Temmuz’da gerçeklerin ortaya çıkmasına sebep olacak tartışmaların yapılmasından rahatsız. AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal, dün yaptığı açıklamada ‘kayıp silahlarla ilgili tartışmaların 15 Temmuz’u itibarsızlaştırdığını’ söyledi.

Bugün 15 Temmuz’un 5. yıldönümü. 252 kişinin hayatını kaybettiği sözde darbe girişimiyle ilgili cevaplanmayı bekleyen onlarca soru var. İktidara göre darbenin arkasında Cemaat var; ancak sorun şu ki geçen 5 yılda ortaya çıkan belgeler ve tanık ifadeleri rejimi yalanlıyor. Hükümet temsilcilerinin söylemlerinin aksine, 15 Temmuz’un arkasında AKP’nin olduğu iddiaları daha da güçlendi.

15 Temmuz öncesinde ve sonrasında AKP rejimi tarafından kim olduğu belli olmayan sivillere Kalaşnikoflar dağıtıldığı ortaya çıktı. Suç örgütü lideri Sedat Peker’e göre silahlar İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun talimatıyla dağıtılmıştı. Bu konuyla ilgili iktidar kanadından yalanlama bile gelmedi.

YA CEMAAT HAKLI ÇIKARSA!

Aksine, AKP Grup Başkanvekili Mahir Ünal, dün yaptığı açıklamada, bu tür tartışmaların 15 Temmuz’u hem içeride hem de uluslararası alanda itibarsızlaştırdığını söyledi. Türkiye, binlerce uzun namlulu silahın kimlere ve hangi gerekçelerle dağıtıldığını bilmiyor.

15 Temmuz Meclis Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’nun raporunun da ‘Cemaat’i haklı çıkardığı için’ yayınlanmadığı bizzat komisyonun başkanvekili Selçuk Özdağ tarafından itiraf edildi. Özdağ’ın ‘teyit’ ettiği bilgiye göre, komisyon raporu, bazı önemli hukukçuların ‘uluslararası alanda AKP’yi zor durumda bırakıp, Cemaat’i haklı çıkaracağı’ yönündeki telkinleri nedeniyle yayınlanmamıştı.

Son 1 haftada ortaya çıkan skandallar, sadece yandaş basında değil; söz de muhalif basında da ‘endişeye’ neden oldu. Sözde muhalif gazeteciler, katıldıkları televizyon programlarında ‘Ya Cemaat haklı çıkarsa’ demeye başladı.

KOMUTANLARIN İFADELERİ BASINDA YER ALMADI

Aslında 15 Temmuz’un gerçek bir darbe girişimi olmadığı, işkence edilerek cezaevine gönderilen askerlerin ifadelerinde net olarak ortaya konulmuştu. Sözde darbe davalarında yapılan savunmalarda, ‘darbecilikle’ suçlanan subayların belgelerle destekledikleri ifadeleri 15 Temmuz’un vatansever Türk subaylarına kurulan bir ‘kumpas’ olduğunu gözler önüne seriyordu. Ancak söz konusu savunmaların hiç biri Türk medyasında yer almadı. Ne bilirkişi raporları dikkate alındı, ne resmi kayıtlar, ne fotoğraflar ne görüntüler…

AKIN ÖZTÜRK, DARBENİN 1 NUMARASI MI?

15 Temmuz’un ‘1 Numarası’ olmakla suçlanan dönemin YAŞ Üyesi Orgeneral Akın Öztürk’ün ‘darbeci’ olduğu iddiasının en önemli delili Mehmet Şanver’in kızının düğününe katılmamış olmasıydı. Rejime göre sadece 1 yıl önce emrinde 500’den fazla uçak ve binlerce asker varken darbe yapmayı düşünmeyen Öztürk, emeklilik işlemlerini başlattıktan 6 ay sonra ‘darbe’ yapmaya karar vermişti. Ancak eldeki deliller ve olayın bizzat şahidi olan general ve subayların ifadeleri Akın Öztürk’ün bırakın darbenin bir numarası olmayı, 15 Temmuz’dan haberi bile olmadığı iddiasını güçlendiriyor.

HULUSİ AKAR: AKIN, GİT KONUŞ ŞUNLARLA!

Tanıkların tamamının ifadesine göre Akın Öztürk, 15 Temmuz gecesi dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal ve Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar tarafından Akıncı Üssü’ne çağırılıyor. Bir süre televizyondan gelişmelerini takip ediyorlar. Ardından Hulusi Akar, Akın Öztürk’e dönerek, “Ya Akın git şunlarla bir konuş ya! Şu işi bitirsinler.” diyor: “Ben de dışarı çıktım. 143. Filoda olduklarını öğrendim. Genelkurmay Başkanı’nın emirlerini hiç değiştirmeden aynen ilettim kendilerine. Yapılan işin yanlış olduğunu, bu zamanda böyle şeylerin kabul görmeyeceğini söyledim. Müspet veya menfi bir tepki almadım.”

TATİL KIYAFETLİ ‘DARBECİ’!

Bütün bunlar olurken Akın Öztürk, sivil kıyafetli. Üzerinde tişört var. İlerleyen saatlerde emir subayına “Bana elbiselerimi getirin.” diyor ancak bunun için Çankaya’daki lojmana gidilmesi lazım ve orası çok karışık. Lojmana girdiklerinde çıkamama ihtimalleri var: “Benim gözümün önünde astsubayın bir tanesinden pantolon aldılar. Bir gömlek, bir yerden de yıldız ayarladılar. Onları taktık. Çünkü mesele ciddi. Adamlara yapmayın bu işi diye bağırdığımda ‘sen kimsin’ diyebilecek adam bana. Beni darbe planlayıcısı, sevk ve idare edeni hatta lider olarak lanse ediyorlar; bu nasıl bir liderlik? Ben, darbenin 20.30 civarında başlamasına rağmen bu süreçte hiçbir kimse ile bir telefon görüşmem yok. Yer yerinden oynuyor, 20.30’da başlatılmış şey ben orada hala torunlarımla oynuyorum.”

GENERAL VE SUBAYLAR DA ÖZTÜRK’Ü DOĞRULUYOR

Akın Öztürk, kendisinin darbeye kalkışanları ‘vazgeçirmek’ için çabaladığını söylüyor. O gün orada bulunan general ve albaylar da bu savunmayı doğruluyor. Akıncı Davası’nda ifade veren Mehmet Alkır, “Akın Öztürk bağırarak ‘bu devirde böyle şeyler olur mu? Yaptığınız iş yanlış! Bu işe son verin!” dediğini anlatıyor. Yine Akıncı iddianamesinde yer alan Mustafa Barış Avıalan, (geçtiğimiz aylarda hayatını kaybetti) 18 Temmuz tarihindeki ifadesinde, Öztürk’ün arabuluculuk yapmaya çalıştığını, rütbeli subaylara ‘bu işi sonlandırmalarını söyleyip, vermek istedikleri mesaj ne ise zaten verildiğini’ söylediğini belirtiyor. Hakan Evrim de ifadesinde Akın Öztürk’ü Genelkurmay Başkanı’nın çağırdığını, Öztürk’ün yanlarına geldiğini ve kaosun durdurulması için birlikte çaba sarfettiklerini söylüyor. Akın Öztürk’ün ‘darbecileri vazgeçirmeye çalıştığına’ dair benzer çok sayıda isim ve ifade var.

YAŞAR GÜLER’İ BEN KURTARDIM

Genelkurmay Karargah’ın da rehin alınan dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Yaşar Güler’i kurtaran kişi de Akın Öztürk, Abidin Ünal’a makam otomobilini tahsis eden kişi de…

DÜĞÜNE KATILMAMAK, DARBE SUÇU MU?

Ayrıca Yurtta Sulh Konseyi içerisinde yer aldığı ileri sürülen Akın Öztürk’ün Mehmet Şanver’in kızının düğününe katılmamış olması da ‘darbeci’ olduğunun delili olarak gösteriliyor iddianamede. Halbuki Öztürk, söz konusu davete katılamayacağını haftalar önce Şanver’e bildiriyor. Kanser hasta babasıyla ilgilenmesi gerektiğini, aynı tarihlerde yeğenine kız isteme durumunun olduğunu anlatıyor. Kaldı ki düğüne katılmayan tek general de Akın Öztürk değil.

ESRARENGİZ UÇAKLARI KİM UÇURDU?



Akıncı Üssü Davası’nda 79 kez ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilen 141. Filo Komutanı Yarbay Hakan Karakuş’un savunmasında da 15 Temmuz’la ilgili çarpıcı belge ve bilgiler yer alıyor. Akın Öztürk’ün damadı olan Karakuş’un detaylı savunmasında yer alan bilirkişi raporları, arama ve tespit tutanaklarına göre aslında 15 Temmuz’da Meclis binası, Gölbaşı Özel Harekât Tesisleri ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı bombaladığı ileri sürülen uçaklardan bazıları hiç uçmamış. Bazıları ise olmayan mühimmatla Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve çevresini bombalamış! Bilirkişi raporlarına göre hiç yakıt harcamadan saatlerce uçan F-16 bile var!
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ