Nasuhi Güngör yalnız değildir

Son yılların en büyük U dönüşünü yapıp kendini yalanlayan Nasuhi Güngör üzerine bir analiz
Aktifhaber / Analiz

Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının yıldızı haline gelen ‘Nasuhi Güngör olayı’ yalnız ‘İslamcı’ bir ‘gazeteci’nin ‘korku-çıkar’ denkleminde, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir şekilde kendini imha etmesi ile sınırlı değildir. 

Nasuhi Güngör örneği aynı zamanda AKP iktidarı ile birlikte palazlanan ‘İslamcı gazeteciler’, ‘müteahhitler’ ‘bürokratlar’ ve ‘cukkacılar’ın sembolüdür. 

Bu yüzden de Nasuhi Güngör asla yalnız değildir!

“HER DAİM İKTİDAR”

Nasuhi Güngör ‘tipik bir İslamcı’dır. 
TRT ekranlarında ‘Davutoğlu ile bu iş gitmez’ demesi ve Davutoğlu’nun Başbakanlıktan alınacağını haber vermesi dışında ‘gazetecilik’ adına bir haberi-yazısı yada televizyon programı bilinmez ama her daim ‘iktidar’dır. 

Çünkü ‘haberi’ değil ‘iktidarı’ koklamayı bilir. Güç kimdeyse ona yanaşır ve pozisyon alır. 
Dolayısıyla yeri her zaman garantidir.

O yüzden küçük, adı sanı duyulmamış İslamcı yayın organlarında çalıştıktan sonra AKP iktidarı ile birlikte ‘büyümüş’- kelimenin her anlamı ile- köşe yazarlığına, genel yayın yönetmenliğine kadar çıkmıştır. 

Gazetecilik başarısı yoktur ama olsun, ‘asıl patronu’ iyi bilip ‘gereğini’ yaptığı için kariyer basamaklarını koşarak çıkmaktadır.
Gerçi bugünlerde çok konuşulan ‘Yenilikçi Hareket’ kitabında bir strateji hatası yapmıştı fakat o hata ilginç bir şekilde aleyhine olmadı.

‘Güngörgiller’in tezine göre Erdoğan ve AKP bir ‘ABD-İsrail projesi’ydi. 
Güngör şimdilerde inkar ettiği kitabını o dönemde ‘oyun bozan-çıban başı’ olarak görülen ‘yenilikçi hareket’i ‘tukaka’ etmek için yazmıştı. Fakat evdeki hesap çarşıya uymadı ve Erdoğan iktidara yerleşti. 

Erdoğan ‘kökleştikçe’ Nasuhigiller ‘Ama Hoca’da batırdı artık, yaşlı başlı adam, çekilmeyi de bilmeli’ demeye başladılar. Vücut yapıları ‘kıvraklığa’ uygun olduğu için de bunda zorlanmadılar.

AKP İLE CÜZDANLARI DA BÜYÜDÜ 

Erdoğan rejiminin ‘kullanışlı kalemlere’ ihtiyacı vardı. 
Nasuhi de ‘bu ihtiyacı’ zamanında görenlerden oldu. İktidar medyasında köşe, televizyonlarında koltuk kaptı. 
Fakat ‘Müslüman güçlü ve zengin olmalıydı’. Dolayısıyla ‘köşe ve koltuk’ yetmezdi ‘Nasuhigiller’ için. 

Önce AKP’li belediyeler ardanda da bakanlıklar portföye girdi. Fahiş fiyatlara ‘danışmanlıklar’ ayarlandı. 
Güngör’ün çapıyla birlikte cüzdanı da büyüdü. Her daim iktidarın hoşuna gidecek yazılar yazarken bir yandan da kurduğu ajans ile ‘hizmet yelpazesini’ genişletti.
Gerçi Etimesgut Belediyesi’ni kapsayan bir yolsuzluk soruşturması kapsamında gözaltına alındı fakat ‘tanırım iyi çocuktur’ referansı sayesinde paçayı kurtardı.

‘HAKAN’A DA SÖYLEDİM…’ 

Dediğim gibi Nasuhi yalnız değildir. 
O, AKP iktidarı ile Ankara’yı parsel parsel paylaşan ‘eski mücahit yeni müteahhitler’in sembollerinden biridir. 

Aynı zamanda ‘hatırlı dostları’ da vardır. 
Ankara’nın nargile cafelerinde ‘irtibatta olduğu güçlü kişileri’ anlatarak ‘nüfuz alanını’ geliştirirken zaman zaman Erzurumlu Teyyo Pehlivan’ı geçse de önemli değildir.
Mesela MİT Müsteşarı Hakan Fidan’dan bahsederken ‘Hakan’a da söyledim…’ yada ‘Bizim Hakanla beraberdim geçen akşam…’ gibi cümleler rutine binmiştir. 
Erdoğan ise ‘Reis’tir. 

‘Çat kapı Reis’in evine giden,  strateji konuşan, tatkik belirleyen gazeteci’ Nasuhi Güngör dip dalgaları çok iyi görüp her dalgadan kendi lehine enerji üretebilen bir kişidir. 
Mesela Cemaat’in güçlü olduğu dönemlerde Pensilvanya’ya çiçek atmaktan geri durmaz. 
Bugün Nasuhi’nin kitabını inkar etmesine şaşmayın, zira 17 Aralık sonrası ‘eski
söylemlerini’ de inkar etmişti. 

Bazılarına göre bu ‘dönüşler’ bir karakter sorunudur. 
Ancak ‘Nasuhigiller’e göre bu istikrar alametidir! “Hangi parti hangi lider olduğu fark etmez, her daim iktidarı desteklersen başın ağrımamış olur.”

ARTIK BÜYÜK OYNAMA ZAMANIDIR

Nasuhi yazarlık ve ajans işleri ile paranın kokusunu almıştır ama artık ‘büyük oynamak’ istemektedir. Çünkü Erdoğan rejiminin kazandığı her seçim, ‘pastayı’ da büyütmüştür.
Balgat’ta ki ofisinden Çukurambar’ı izlerken TRT’yi gözüne kestirmiştir. Konjonktür Nasuhi için ‘zıplamaya’ müsaittir. Erdoğan’ın propaganda timi için biçilmiş kaftandır.
Fakat ‘ufak’ bir sorun vardır. Yasalar Nasuhi’ye TRT kapılarını açmaz. Devreye ‘Efkan Ala formülü’ girer, Nasuhi jet hızıyla Başbakanlık’a, iki gün sonra da TRT’ye atanır.

‘MUHALİF AVI’ HIZLI BAŞLAR 

TRT hem ballı hem kaymaklı bir pastadır. 

Erdoğan rejiminin propagandası için önemlidir. Ama aynı zamanda dev bütçeli bir kara  deliktir. Özellikle de ‘dış yapımlar’. 
Nasuhi hızlı girer TRT’ye. 

Önce ne kadar ‘milli görüşçü’, ‘siyasal İslamcı’ varsa doldurur TRT’ye. ‘Solcular’ ‘Cemaatçiler’ için sürek avı başlar. 
Haberler, yayınlar Saray’dan gelen talimatlara göre baştan sona yeniden şekillenir. Konuk listeleri AKP Genel Merkezi’nden dikte edilir. 
Fakat ‘yetmez’. 

Nasuhi yapımlara ‘el atar’. Hem sahibi olduğu ajans üzerinden programlar yaptırır, faturalar keser hem de ‘dış yapımlar’a özel ilgi gösterir.
Tabi Bilal’in arkadaşlarını da unutmaz. ‘Yalnız yenmeyeceğini’ bilecek kadar tecrübelidir Ankara’da. 

Herşey Nasuhi için iyi gitmektedir. TRT’de hem kadrolaşmış hem de iktidarın propagandasını yapan yayınlarla sırtı sıvazlanmıştır. 
Bu esnada ‘yolsuzluk’ ve ‘cukka’ iddiaları-duyumları ayyuka çıkar. Öyle ki başkent koridorlarında ‘Yok artık Nasuhi !’ sesleri duyulur. 

MADEM GİDECEĞİM…

Nasuhi Star’da yazar, TRT’de ‘yandaşlığın dibine vurur’ fakat işler sarpa sarmaya başlar. Hakkında ‘soruşturma açılacağı’ duyumunu alınca çareler aramaya başlar.
Tipik bir siyasal İslamcı olarak ‘F..Ö sakızını’ çiğner, ‘Cemaatçilerin kendisine komplo kurduğunu’ söyler fakat pek taraftar bulamaz. Çünkü ‘delik’ o kadar büyüktür ki ‘F..Ö sakızı’ bile kapatmaya yetmemiştir !

Dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu ile yaptığı bir tv programında ‘nasıl çanak soru sorulur’ konusunda rekor kırarken ‘nasıl soru sordurulmaz’ın da örnekleri verir. 
Her gündemi bir şekilde ‘paralel yapıya’ getiren Güngör’ün bu gayretleri de işe yaramayınca Nasuhi ‘altın vuruş’u yapmaya karar verir.

Başbakan Davutoğlu’nu hedef alan açıklamalar yapar ve ‘Saray darbesi’nin önünü açar. Gerçekten de ‘altın vuruş’ işe yaramış ve bu açıklamalardan on gün sonra Davutoğlu, Erdoğan tarafından görevden alınmıştır. 

Ancak bu da yetmez ve Nasuhi’nin TRT günleri biter. 
Ardın da Star yazıları son bulur. Üstelik Nasuhi döneminin TRT hesapları incelemeye alınır. Gerçi ‘incelenen o hesaplar’a  dair ne gibi bir işlem yapıldı kamuoyu hiçbir zaman öğrenememiştir ama Ankara’da ‘hortumun çapı’na dair inanılmaz rakamlar dolaşır. 

‘GÖZLERİMİ KAPARIM VAZİFE Mİ YAPARIM’

Nasuhi Güngör bir süredir medyanın gündeminde değildi. Gerçi ‘işleri’ tıkırındaydı ve büyük paralar kazanmaya devam ediyordu ama artık vitrinde değildi.
Nasıl olsa ‘arkası toplanmış’ ‘kirli çamaşırlar’ da ortaya dökülmemişti. Ancak ‘gebe bırakılmış’tı. 

Sonra malum gündem patladı. Muharrem İnce, Erdoğan’a hitaben ‘AKP kurulurken Pensilvanya’dan icazet aldın’ dedi. Erdoğan bu iddiaya çok  sert tepki gösterip ‘ispatlamazsan namertsin’ dedi.

Ancak Muharrem İnce ‘kıvrak zekası’nı konuşturdu ve Erdoğan’ın medyadaki prenslerinden Nasuhi Güngör’ün uzun yıllar önce yazdığı ‘yenilikçi hareket’ kitabından bölümler getirdi.

Nasuhi  Güngör kitabına şunları yazmıştı :“Erdoğan, 2000 yılı Mayıs ayında ABD’ye yaptığı gezide, uzun süredir orada yaşayan Fethullah Gülen’le de bir araya geldi.”
Kitapta başka detaylarda vardı. 

İnce’nin bu çıkışı Erdoğan’ın dengesini bozmaya yetti. Herkes Erdoğan’dan bir açıklama beklerken tarihte eşi benzeri görülemiş bir şey oldu; Nasuhi Güngör kendini yalanladı.
Mealen dedi ki ‘ben yazdım ama hepsi yalandı, itibar etmeyiniz’. 
Gerçi 2012’de attığı bir tweet’te ‘kitabımda yazdığım her şeyin arkasındayım’ demişti ama AKP seçmeni gibi o da kısa hafızalıydı.

Yada o kadar çok korkmuş,korkutulmuş tu ki kendini bitirme pahasına bu açıklamayı yaptı.
Güngör’ün bu manevrası üzerine çok şeyler söylenebilir fakat biz “Allah kimseyi Nasuhi Güngör durumuna  düşürmesin” deyip geçelim.
Çünkü bugün Nasuhi Güngör’ün şahsında gördüğümüz ‘şey’ tekil değil. Nasuhi gibi iktidara göre kıblesini değiştiren, hiçbir etik, ahlak yada yasa tanımadan lidere biat eden bu kişiler her yerde.

AKP iktidarı ile palazlandılar, cepleri doldu. Hırsızlığa ‘hak’ rüşvete ‘hediye’ gözüyle baktılar. 

Zora düştüklerinde dün söylediklerini inkar ettiler. Zaten islamcı kökleri onlara bu esnekliği sağlıyordu. Darül harp gördükleri bu topraklarda her türlü hileyi yapma hakları vardı. 

HERKES BİR GÜN NASUHİ OLACAK 

Nasuhi Güngör aslında bir sembol. 

İslamcı siyasetçilerin, bürokratların, gazetecilerin, işadamlarının prototipi. 
Rüzgarı koklayıp yükselen dalgayla yükseldiler. Koltuk ve makam sahibi oldukça daha da kökleştiler. 

Kişilikleri olmadığı için ilkeleri de yoktu. 
Tek dayanak noktaları Reis’i memnun etmek (ve ceplerini doldurmak) olduğu için kıvrak manevralar yapmaktan geri durmadılar.
Nasıl olsa üzerine basıp yükseldikleri kitlelerin ruh ve kafa yapısını da biliyorlardı. Onlara ‘vatan millet Sakarya’ ile başlayıp ‘Kudüs, Filistin’ ile devam ettikleri zaman her sorun çözülüyordu. 

Fakat ‘Lale Devri’ erken bitti Nasuhi için. Korkudan kendini ve kitabını inkar ederek ‘utanmazlık’ta Nirvana’ya çıktı. 
Hem de roket hızıyla. 

Erdoğan rejimi hala güçlü ve hala rant dağıttığı için pek fark edilmiyor fakat AKP’nin üzerinde yürüdüğü buz çatlamaya başladığı zaman ortalık Nasuhiler’den geçilmeyecek.
Dün yazdıkları kitapları, televizyon programlarını, köşe yazılarını inkar eden yandaş yazarlar kaplayacak her yeri. 

‘Ben emir kuluydum’ deyip Erdoğan’ın aleyhine en ağır ifadeleri verecek bugünün gözde bürokratları. İşadamları ‘rüşvet vermekten anam ağlamıştı, gitti de kurtulduk’ diyecek. 
Yurdun en ücra köşesinde ki belde belediyesinden İstanbul’a kadar her yerden ‘Nasuhiler’ fışkıracak. 

“O yüzden Nasuhi Güngör yalnız değildir !”

 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SİYASET HABERLERİ