Erdoğan, Suriye konusunda Kılıçdaroğlu’nu hedef aldı: Seni de oraya gönderebiliriz

Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu’nu Suriye’deki gözlem noktalarını bilmemekle suçladı. “Eğer arzu edersen seni de oraya gönderebiliriz. Ama gidemez” dedi.



Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, İdlib kriziyle ilgili Suriye’ye uyarıda bulundu. Erdoğan, “Karşımızdakiler sözlerini tutmazsa bir öncekinden daha ağır bir şekilde üzerlerine gitmekten de asla kaçınmayız” dedi.


Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Perşembe günü gittiğimiz Moskova’da İdlib’de yaşanan krizi en azından bir süre için engelleyen bir sonuçla döndük. Türkiye’nin İdlib’de bir ay boyunca fiilen yürüttüğü operasyonlar sınırlarımıza dayanan tehditlerin önüne geçme kararlılığımızın bir ifadesidir. Harekata katılan tüm askerlerimizin alınlarından öpüyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilik, şehadet bunlar bizim için çok çok yüksek mertebeler. Suriye’de bulunma amacımız ne bu ülkelerin topraklarını işgal ve ilhak etmektir. Ne de bölgedeki güçlerle bilek güreşinde tutuşmaktır. Türkiye’nin Suriye’de özellikle vermekten geri durduğu her mücadeleyi kısa bir süre sonra kendi topraklarında yürütmek zorunda kalacağı gerçeğini asla aklımızdan çıkartmamalıyız. Suriye ile olan 911 kilometrelik sınır hattımızın her karışını, hem terör örgütlerini hem de mezhepçi rejim güçlerini uzak tutacak şekilde güvenlik altına almakta kararlıyız.

SÖZLERİNİ TUTMAZLARSA DAHA AĞIR ŞEKİLDE GİDERİZ

İdlib’de gerçekleştirdiğimiz harekat diğerlerinden farklı olarak sadece terör örgütüne değil aynı zamanda çok daha donanımlı bir güce karşıydı. Bu süreçte ülkemizin, ordumuzun kamusu ve özel sektörüyle savunma sanayiimizin kabiliyetlerini görme tartma imkanı bulduk. Çok daha büyük mücadelelere hazır olduğumuzu gördük. Eksiklikleri tamamlayarak, koordinasyonu güçlendirerek, projelerimizi hızlandırarak Türkiye’yi bölgesinde ve tüm dünyada etkin bir güç haline getirme kararlılığımızı bu vesileyle teyit ettik. İdlib’de masumları katleden rejim, ülkemizin gücü karşısında Suriye krizinin başından beri en ağır kayıpları vererek bu işin öyle kolay olmadığını görmüştür. Ateşkes kararının akabinde İdlib halkı uzun bir aranın ardından ilk defa rahat nefes almıştır. Elbette henüz İdlib’de kalıcı bir çözüm bulunabilmiş değildir. Rejimin ve onunla birlikte çalışan mezhepçi milislerin ateşkese ne kadar bağlı kalacakları belirsizdir. Daha şimdiden ufak tefek de olsa ateşkes ihlalleri yaşanmaya başlamıştır. Rusya ile vardığımız anlaşmaya uygun bir şekilde gelişmeleri paylaşıyoruz. Rejimi ve onu destekleyen milislerin ateşkes hattına yaptıkları yığınakları da yakından takip ediyoruz. Karşımızdakiler sözlerini tutmazsa bir öncekinden daha ağır bir şekilde üzerlerine gitmekten de asla kaçınmayız.

BAY KEMAL İSTERSEN SENİ GÖZLEM NOKTALARINA GÖNDEREBİLİRİZ

Sadece karşılık vermekle kalmayacak, çok daha ağır mukabelede bulunacağız. Buraya bir parantez açayım. Bay Kemal, kaç tane gözlem noktası olduğunu dahi bilmiyor. Arkadaşlar yuha falan gerek yok. Bunlara bedeli sandıkta ödettiğiniz sürece o zaman bunlar neyin ne olduğunu çok daha iyi anlayacaklar. Şimdi ben sizlere buradaki gözlem kulelerini izleteceğim. 12 gözlem noktasında biz çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bay Kemal bunu da öğren. Eğer arzu edersen seni de oraya gönderebiliriz. Ama gidemez. Bakınız şu anda yapmış olduğumuz anlaşmanın son Moskova seyahatinde; içeriğinden de bunun haberi yok, takip etmiyor. Çünkü bunun akıl hocaları maalesef çok çok farklı. Tel Rıfat’taki teröristleri de bulduğumuz yerde etkisiz hale getirerek ülkemize yönelik tehditleri bertaraf ediyoruz.

SURİYE ASKERİ KENDİNİ KORUMAKTAN ACİZ

Ne diyor Bay Kemal? Bizim gözlem kulelerini Suriye askerleri koruyormuş. Eline diline dursun. Ne Suriye askeri ya? Suriye askeri kendini korumaktan aciz. Bu milletin evlatları hiçbir zaman zalim Esad’ın korumasına muhtaç değildir. Bunu böyle bil Bay Kemal. Bugüne kadar El Bab’da, Cerablus’ta, Afrin’de nasıl dimdik durduysak, ardından en son İdlib’de nasıl dimdik durduysak bundan sonra da aynı şekilde dimdik durmaya devam edeceğiz. Türkiye bu geçici ateşkesi ve buna bağlı anlaşmaları; rejime ve terör örgütlerine gücü yetmediği için değil İdlib’deki krize tüm taraflar bakımından uygulanabilir bir çözüm yolu bulunabilmesi için yaptı.

MÜLTECİLERE AVRUPA KAPILARININ AÇILMASI

Askerlerimize saldırının ardından sığınmacılara engel olmama kararı aldık. Biz 9 yıldır yedirdik, içirdik, giydirdik, her şeyi yaptık mı? Yaptık. Şimdi Avrupa’ya gitmek istiyorlar. Biz de önlerini zorla kapamıyoruz. Ve aylar önce Batı’ya ne dedim? ‘Bakın adil yük paylaşımına yaklaşmazsanız biz kapıları açacağız’ dedim. Bunu dedim mi? Kendilerine söyledim mi? Söyledim. Ama bunlar zannettiler ki ben şaka yapıyorum. Ve kapıları açtık. Şimdi misafirlerimiz gidiyor mu? Gidiyor. Zaten kimseyi ülkemizde zorla tutma gibi bir zorunluluğumuz da yok. 150 bin kadar sığınmacı Yunanistan sınırına yığıldı. Bu kişilerin Yunanistan’a ve diledikleri ülkelere geçişlere müsaade edilmesi gerekiyordu. Uluslararası anlaşmaları bir kenara bırakan Yunanistan şiddet uygulayarak durdurmaya çalıştı. Şimdi izleyelim ve bu batının ve onların görevlendirdiği Yunanistan’ın ne olduğunu görelim.

YUNANİSTAN’A KİMSE SES ÇIKARTMIYOR

Nazilerin yaptıklarıyla, Yunanistan sınırındaki şu görüntüler arasında hiçbir fark yok. Onlar ne yaptıysa Nazi kamplarında işte gördünüz. Yunanlar da Batı adına, Batının maaşlı memurları olarak; şu görüntüleri görüyorsunuz ve öldürdükleri de var. Batının bunlar ücretli lejyonerleri. Peki batı bunları duyuyor mu? İşte son Brüksel seyahatinde kendilerine bunları anlattım. Hayatlarını kurtarma ve çocuklarına daha iyi bir gelecek kurma dışında amacı bulunmayan masumlara ateş açılması, her türlü insanlık dışı muameleye maruz bırakılmaları kelimelerin tam anlamıyla bir barbarlıktır. Biz Yunan mezalimini tarihten biliriz. Şimdi gelenler de aynısını yapıyorlar. Ya bunlar sende durmayacak ki sen de aç kapıyı, Batı’nın avro zengini, dolar zengini memleketlerine senin üzerinden gitsinler. Niye bu kadar engelliyor da bunlara Nazi işkencelerini yapıyorsun? Göçmenleri iç çamaşırlara kadar soyup, her şeye el koyan Yunanistan’a kimse ses çıkartmıyor. Niye? AB üyesi, onun için mi? Hangi uluslararası toplum olursa olsun unutmayın bu tablolar bizim dilimizde olacak.

AB YAPTIKLARIMIZA KARŞILIK YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMEDİ

Biz üzerimize düşen her şeyi fazlasıyla yaptık. Düzensiz göçmenlerin geçişini önledik. Ege’de geçişler 7 binden 70’e kadar düştü. Avrupa’ya geçişler ise yüzde 92 azaldı. Buna karşılık AB yükümlülüklerini yerine getirmedi. Son iki haftadır, AB yetkilileriyle yüz yüze bu meseleleri konuştuk. Önceki gün de Brüksel’e giderek hem NATO hem AB ülkeleri yetkilileriyle bir kez daha ele aldık. Lafa gelince ülkemizin haklılığını herkes kabul ediyor. Ancak AB’nin ve orada asıl söz sahibi ülkelerin anlık krizlerin önüne geçmek dışında kalıcı çözüm için kararlı duruşlarını görmedim.

SINIRLARDAKİ UYGULAMAYI SÜRDÜRECEĞİZ

AB’nin önümüzdeki günlerde ortaya koyacağı tavır bir irade testi olacaktır. Yunanistan’a sadece 100 bin mülteci için 2,3 milyar avroyu şartsız şekilde aktaranlar, Türkiye’ye milyonlarca sığınmacı için çok komik rakamlar taahhüt edip bunu bile göndermemişlerdir. Karşımızdaki bu iki yüzlü tutum, AB’nin kendi değerlerini yıkması ve sonunu hazırlaması anlamına gelmektedir. Buna rağmen oluşturduğumuz heyetler vasıtasıyla 26 Mart’taki AB liderler zirvesine kadar bir çalışma yapıp muhataplarımıza ileteceğiz. Türkiye’nin serbest dolaşım, fasılların açılması, gümrük birliğinin güncellenmesi tamamlanana kadar sınırlarımızdaki mevcut uygulamayı sürdüreceğiz. Havaların ısınmasıyla Avrupa’ya yönelen düzenli göçmen akımı Yunanistan’la sınırlı kalmayacak Akdeniz’e yayılacaktır. Biz kimseye el açmıyoruz. Tek talebimiz ülkemize verilen sözlerin yerine getirilmesidir, anlaşmalara sadık kalmasıdır. Bu yerine gelene kadar da yolumuza devam edeceğiz. Varsın gerisini Avrupalılar düşünsün.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SİYASET HABERLERİ