‘Başında damat Albayrak’ın olduğu süper bakanlık yaratıldı’

Bir yılını dolduran ve AKP içerisinden de yüksek sesle “revize edilmeli” denilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik gelen eleştiriler devam ediyor.


Yeni sisteme ilişkin yapılan tartışmaların başında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdiği sınırsız yetkiler geliyor. Muhalefetin “tek adam rejimi” olarak tabir ettiği sistem Cumhuriyet yazarı Deniz Yıldırım’ın da bugünkü yazısının konusunu oluşturuyor. 

“İki adam rejimi” başlıklı yazısında Deniz Yıldırım, “Bizde yeni sistemle birlikte devletin ağırlık merkezi Saray’a, yani cumhurbaşkanına kaydı. Yürütme tekliği adı altında, yasamanın ve yargının büyük oranda Saray’a bağımlı hale getirilişini 16 Nisan Anayasa Referandumu belirledi” diyor.


Sistemin uygulanışına 24 Haziran seçimleriyle geçildiğini ifade eden Yıldırım, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni sistemde devleti Saray etrafında yeniden örgütlediğine dikkat çekiyor. Erdoğan’ın etki alanını anayasa değişikliklerindeki muğlak ifadelerle ve denetimsizlik keyfiyetine dayanarak genişlettiğini ifade eden Yıldırım, kendisi dışında tek bir yürütme organının etki alanını daha pekiştirdiğini vurguluyor:

“Başında damadı Berat Albayrak’ın bulunduğu Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın.”

Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın etki alanını nasıl pekiştirdiğini anlatan Yıldırım, göreve gelir gelmez bir kararnameyle ekonomi alanındaki bakanlıkların sayısını azalttığını, yetkilerini ise büyük oranda tek çatıda topladığını söylüyor. Hazine Müsteşarlığını da kapatan Erdoğan’ın ekonomi bakanlıklarının birçok yetkisiyle birlikte Hazine’nin yetkilerini de yeni bakanlıkta, yani Hazine ve Maliye Bakanlığı’nda birleştirdiğine dikkat çekiyor. Yıldırım, “Özetle yeni sistemde öncelikle ekonomiyi doğrudan Saray’a bağlayan bir ‘süper bakanlık’ yaratıldı. Başında da elbette Damat Albayrak vardı.”

Yıldırım’a göre ekonomideki bu güç yoğunlaşmasını Albayrak’ın güvenlik alanında da belirleyici hale gelmesini sağlayacak kararnameler izledi. 

Erdoğan’ın Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ı Yüksek Askerî Şûra üyesi yaptığını ifade eden Yıldırım, “Böylece ülkenin borçlarından ve gelirlerinden sorumlu isim, askerî alanda komuta kademesini, terfi veemeklilikleri belirleyebilecek bir etki gücünün de parçası yapıldı” diyor.

Yıldırım, Erdoğan’ın kendisini tek havuzda toplanan varlıklarla oluşturulan Varlık Fonu’na başkan, Albayrak’ı da başkan vekili olarak atadığını hatırlatıyor ve diğer değişiklikleri şöyle aktarıyor:

“Aylardan ekim oldu; yine bir Cumhurbaşkanı kararnamesi yayımlandı. Savunma Sanayii Başkanlığı’nın yapısı değiştirildi; Savunma Sanayii İcra Komitesi üyeliğine bilin bakalım hangi bakanlık, yani hangi bakanın ismi eklendi? Bildiniz, yine yazmıyorum.

Son örneği, 7 Ağustos tarihli yeni CB kararnamesi. Hazine’nin yerli ya da yabancı şirketlere ortak yapılabilmesi için yetkilendirilmesini düzenliyorilgili kararname. Hazine ve Maliye Bakanlığı iç örgütlenmesinde de önemli değişiklikler yapıyor. Birçok açıdan Albayrak’ın yetkileri bir adım daha genişletiliyor. Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınması süreciyle de birleşiyor bu yeni güç merkezileşmesi olgusu.”

Yeni sistemin Erdoğan’ı, Erdoğan’ın ise Albayrak’ı güçlendirdiğini belirten Yıldırım, şöyle devam ediyor:

“Güçmerkezileşmesi, asil ve vekil olarak, hiyerarşik açıdan iki kişide yoğunlaşıyor. Bu tekelleşmiş etki kapasitesi, askeri terfilerden savunma endüstrisinin yönüne, halkın kamusal kaynaklarının nasıl kullanılacağından salınacak yeni vergilere kadar uzanan alanda, geride kalan tüm bakanlık ve kurumları silikleştirerek yayılıyor, bir aile etrafında devletleşiyor. 

Erdoğan, Albayrak’ın devletteki etki sahasını kararnamelerle genişletiyor. Kararnameler kanun yerine geçiyor; ama kanunların her maddesinin gerekçesi yayımlanırken, kararnamelerin gerekçeli açıklamaları yok. Bu nedenle Damat Berat Bey’in hangi gerekçelerle devlette bu kadar farklı alanda bu kadar geniş etki ve yetki alanına sahip kılındığını öğrenmemiz de mümkün olmuyor. 

Öyleyse bu aşamadaki en anlamlı soru şu: Bu bakanlığa başka bir isim atanmış olsa, aynı yetki genişletme kararnameleri yine bu şekilde arka arkaya çıkar mıydı? Vereceğiniz yanıt, Türkiye’de devletin tüzel, hukuksal bir kişilik olmaktan daha da uzaklaşıp uzaklaşmadığı yönündeki sorunun da yanıtı olacaktır.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SİYASET HABERLERİ