AKP'li Üstün: Rejim değişti de bizim mi haberimiz yok?

Eski Başbakan Davutoğlu'nun ekibinden Ayhan Sefer Üstün, ihraç gerekçelerini DW Türkçe'ye anlattı. Üstün, "Konuşmaktan korkmayın" demek nasıl bir tüzük ihlali olabilir? dedi.
AKP’den kopuş sürecindeki eski başbakan yardımcısı ve ekonomiden sorumlu devlet bakanı Ali Babacan ile eski başbakan ve dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu’nun yeni parti hazırlıkları sona yaklaşıyor. Davutoğlu ile birlikte hareket eden ve hakkında partiden ihraç süreci başlatılan Sakarya eski Milletvekili Ayhan Sefer Üstün yeni partinin "çok uzak olmayan bir zamanda, aylar içinde" hayata geçeceğini belirtti.

TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanlığı ve AKP'nin İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevlerinde de bulunan Üstün, DW Türkçe ile söyleşisinde partiden ihraç süreci, kendisine tebliğ edilen ihraç gerekçeleri ve yeni partinin takvimine ilişkin soruları şöyle yanıtladı:

DW Türkçe: İhraç sürecine ilişkin dosyalarınız partinin disiplin kuruluna sevk edildi. Sevk gerekçeleriniz size ulaştı mı ve bu gerekçeler neler?


Ayhan Sefer Üstün: AKP, MYK’nın şahsımla ilgili merkez disiplin kuruluna sevk gerekçeleri şahsıma tebliğ edildi. Bu gerekçeler beş maddede toplanmış durumda. Birincisi "paralel ve pelikan yapılanmalara" işaret etmiş olmam. "AK Parti'de stratejik kararları artık paralel pelikan çetesi alıyor ve uygulatıyor" ifadem gerekçe gösteriliyor. Ancak benzer duruma başka pek çok partili de işaret ediyor. Biz partinin karşı karşıya olduğu bir tehlikeye dikkat çekiyoruz.

Diğer gerekçeler ise Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin mevcut halini eleştiriyor olmam, Sayın Davutoğlu’nun bir cümlesini Twitter hesabımdan paylaşmam, AKP’den MHP’ye oy geçişinin olduğu ve partinin oy kaybettiğine işaret etmem ile Sayın Mahir Ünal ile ilgili bazı tweetlerim olarak sıralanıyor.

İhraç gerekçesi olarak gösterilen hükümet sistemine ilişkin eleştirileriniz nedir?

Bu eleştirileri sadece ben yapmıyorum, aktif politika yapan hatta parti içinde pek çok kişi sistem eleştirisi yapmakta. Parti de bunu kabullendiği için sistemdeki aksaklıkların tespiti için bir komisyon kuruldu. Bizim bunlara bir siyasetçi olarak işaret etmemiz parti tüzüğünün neresine aykırı düşüyor? Bir siyasetçi sistem eleştirisi yapamayacaksa hangi konuda konuşabilecek?

Bu arada bir diğer gerekçe de çok ilginç. Sayın Davutoğlu’nun "Ümidini kaybedenin yarını olmaz, konuşmaktan korkmayın" cümlesini Twitter hesabımdan paylaşmışım. Şimdi konuşmaktan korkmayın demek nasıl bir tüzük ihlali olabilir? Burası demokratik bir ülke değil mi? Açık bir toplumda yaşamıyor muyuz? Rejim değişti de bizim mi haberimiz yok? Bu gerekçe hem Türkiye demokrasisi hem de partiye haksızlıktır.

AKP’den MHP’ye oy geçişi olduğunu mu düşünüyorsunuz?

AK Parti 1 Kasım 2015 seçiminde tek başına yüzde 50 oy almıştı. Sonraki seçimlerde sürekli oy kaybına uğradı ve artık en son yenilenen İstanbul seçiminde AK Parti oyunun yüzde 34-35 bandına düştüğü belirtiliyor. Bu arada İyi Parti kuruldu ve MHP içinden çıkmasına rağmen yüzde 10 oy aldı. İyi Parti MHP’nin içini boşalttı ama MHP de AK Parti tabanından aldığı oylarla bu kaybını telafi etti. Bu bir seçim muhasebesi, sosyolojik bir vakaya işaret ediyoruz. Parti MYK’sının buna karşı tedbir alması gerekirken, buna işaret ettiğimiz için bizi disiplin kuruluna sevk etti.    

Cumhurbaşkanı’nın bir "trenden inme" söylemi bulunuyor. Siz bu söylemi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Zayıf gerekçelerle başlatılan ihraç süreci bize kesin bir şey gösterdi ki, aslında AKP’de trenden kimse inmiyor. Trenden inenler yok. Basit nedenlerle trenden atılanlar var. Bu ihraç süreci milletimize bu durumu net şekilde göstermiştir.

İhraç edilmek istenilenler bu zamana kadar ülkesi için siyaset yapmış, çaba göstermiş insanlar, birikimli kişiler. Bunlar her fırsatta siyaset yapmaya devam edeceklerini ifade ettiler. Şayet bu süreç kısa zamanda sonlanır ve ihraç gerçekleşirse bu insanlar elbette ki son çare olarak yeni bir yapı oluştururlar ve burada siyaset yapmaya devam ederler. Onları buna iten de AKP yönetiminin şu andaki tutum ve davranışlarıdır.

Yeni partinin son çare olduğunu belirttiniz, ihraç süreci olmasa yeni parti olmayacak mıydı?

Davutoğlu ve arkadaşları olarak biz zaten bir itiraz süreci yürütüyorduk. Tabii bu itiraz süreci sonsuza kadar sürecek anlamına gelmiyordu. Siz bazı eksiklikleri ve çözüm önerilerini söylüyorsunuz ama duvara söylemiş gibi muamele görüyorsanız mutlaka bu sürecin de bir yere evrilmesi kaçınılmazdı. İhraç süreci olmamış olsa da itiraz sürecinin sonunda yine bir ayrışma olabilirdi. Ama mevcut yönetimin bu ayrışmayı daha fazla istediğini görüyoruz. Hem bizim itirazlarımıza yanıt vermeyerek hem de haksız yere ihraç sürecini başlatarak bu ayrışmanın asıl sorumlusu olacaklar.

Yeni oluşuma dair takvim nasıl işleyecek?

Önümüzdeki günlerde Sayın Davutoğlu ve diğer arkadaşlarla bir araya geleceğiz ama bu toplantının özel gündemi ihraç süreci ve bizlere iletilen tebligatlar olacak. Sürecin sonunda asıl gündemin nereye evrileceği netleşecek. Bu da çok uzak olmayan bir zamanda tahmin ediyorum ki nihayete ulaşacaktır.

"Çok uzak olmayan bir zaman” derken nasıl bir takvim öngörülüyor?

Aylar içinde gerçekleşecek bir süreçten bahsediyoruz.

Hangi tabana hitap edeceksiniz? Hangi kesimlerden oy bekliyorsunuz?

Program ve felsefeye dair kavramları genişleteceğiz, bu soruya şimdilik yanıt vermek istemiyorum.

Gülsen Solaker / Deutsche Welle Türkçe
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SİYASET HABERLERİ