'Türkiye küresel salgın tehdidine hazırlıklı ülkeler safına geçmeli'

Koronavirüs salgını, tüm dünyayı kasıp kavursa da Türkiye'nin yetkili ağızları, ülkede hastalığın olmadığını iddia ediyor.
Dünya Gazetesi yazarı Güven Sak, ülkede hastalık olmasa da Türkiye'nin Covid-19'dan ekonomik olarak nasıl etkilenebileceğine dair kaleme aldığı yazısında, şu ifadeleri kullanıyor:

"Doğrudan etkiyi, Türkiye, sanırım, ilk olarak, İran sınırını kapatıp, uçuşları da iptal edince görmeye başlamış oldu. Şimdilik etki bölgesel kalmış olabilir ama 2020 turizm sektöründe farklı çözümlere odaklanmayı gerektiren bir yıl olacak gibi duruyor. Havayolu şirketlerinin hisse senetlerinin yerlere çakılmaya başlaması da etkinin nasıl işleyeceğini şimdiden gösteriyor.

Küresel salgın dolaylı yoldan bakarsanız hem negatif hem de pozitif yönden etkileyecek bizi. Önce pozitiften başlayayım, dünya ekonomisinde Çin’in liderliğinde bir yavaşlamanın ilk etkisini petrol fiyatları, borçlanma ve ulaştırma maliyetlerinde görüyoruz sanırım. Petrol fiyatlarındaki düşüş varil başına 20 dolara vardı şimdilik. Bu, Türkiye için olumlu bir haber. Tedrici olarak, petrol faturamız ucuzlayacak demek. Ekonomi yavaşlayınca düşen faiz oranları da ilk bakışta Türkiye ekonomisi için olumlu bir haber aslında. Aynı durum ulaştırma maliyetleri için de geçerli."


Türkiye ekonomisi için kötü habere dair ise şu uyarıları yapıyor ekonomist:

"İhracat pazarlarımızda büyümenin yavaşlaması olarak düşünmek lazım. Avrupa, Türkiye’nin baskın ticaret partneri. Çin’deki yavaşlamanın Avrupa ekonomilerini yavaşlatmasını beklemek lazım. Neden? Küresel değer zincirleri nedeniyle elbette."

Küresel değer zincirlerinin merkezinde üç odak ülke olduğunu, bunların da ABD, Almanya ve Çin olduğunu hatırlatan Sak şöyle devam ediyor:

"Bunlar hem birbirleri ile ikili, hem de üçüncü ülkelerden geçen değer zincirlerini yönetiyorlar. Türkiye, esas olarak, Alman değer zincirinin bir parçası. Çin’deki yavaşlamadan da Almanya dolayısıyla etkileneceğiz. Ancak aynı etki, tüm Avrupa’daki yavaşlamayı da tetikleyeceği için, beklenen etki büyüyecek."

"ABD ve Çin-Almanya dış ticaretlerinin ne kadarını birbirlerinden yapıyor, hiç baktınız mı? İki ülke arasındaki ticari entegrasyon ne kadar?" diye soran ekonomist kendi sorusunu, kendisi yanıtlıyor:

"Çin ve Almanya arasındaki ikili ticaretin, Çin ve Almanya’nın toplam ticaretleri içerisindeki ağırlığı yüzde 6,4. Avrupa Birliği, Birleşik Krallık dahil, toplam ticaretlerinin yüzde 61’ini birbirlerinden yapıyorlar. Türkiye ise toplam ticaretinin neredeyse yarısını bu ülkelerle yapıyor. Bilmem anlatabildim mi?

Amerikan ithalatının neredeyse dörtte birinin Çin’den gelmesinden dolayı, Çin ile Amerika arasındaki ticari entegrasyon yüzde 16,6 ile açık ara diğer ülkelerin önünde yer almaktadır. Bu nedenle, küresel salgının küresel değer zincirlerinin işleyişini olumsuz etkilememesini beklemek doğrusu çok mümkün gözükmüyor. ABD'deki büyüme sürecinde tehdit algılayanlar, rakamlara bakıyorlar."

Sorularına "Peki, Türkiye ile Çin arasındaki ticari entegrasyon, iki ülkenin karşılıklı dış ticaretinin, Türkiye ve Çin’in toplam dış ticareti içindeki payı ne kadardır?" diye devam eden Sak, "Yüzde 1,2 kadar. Eğer merak ediyorsanız, Çin-İtalya arasındaki ticari entegrasyon yüzde 2 civarında iken; Güney Kore ile Çin arasındaki ticari entegrasyon yüzde 9,9 dolayındadır" diyor ve yazısını şöyle sürdürüyor:

"Türkiye, Almanya vasıtasıyla, küresel değer zincirlerindeki büzüşmeden etkilenir gibi duruyor ilk bakışta, ama hadise bundan çok daha karmaşık. Dün malların sınırları aştığı bir dünyadan bugün fabrikaların sınırları aştığı yeni bir dünyaya, küresel değer zincirleri çağına geçtik. Şimdi küresel değer zincirlerinin küresel salgın da taşıyabildiklerini yaşayarak öğreniyoruz.

Nasıl dünyanın herhangi bir tarafında bir yolcu uçağı düşse, içinde Türkler dâhil pek çok milletten iş insanları da oluyorsa, küresel salgında da durumun aynı olması gerekir. Şimdiden olası etkileri nasıl yöneteceğimiz üzerine düşünmeye başlamakta fayda var doğrusu. Türkiye’nin bir an önce küresel salgın tehdidine hazırlıklı ülkeler safına geçmesi gerekiyor. Geldiğimiz noktada artık norm bir ülkede hiç vaka olmaması değil. Not etmiş olayım."
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SAĞLIK HABERLERİ