'Hastanelere yaşlılar için devlete para kaybettirmekten kaçının talimatı'

Hastanelere, 'ileri yaştaki hastalar için devlete para kaybettirecek uygulamalardan kaçının' talimatı gittiği iddia edildi.




Eşine ilaç yazdırmak için doktora giden, doktorun karşı çıkması karşısında sinirlenen ve bu nedenle de polisin biber gazlı ve ters kelepçeli müdahalesi sonucu hayatını kaybeden 82 yaşındaki Yusuf Topal'ın ölümü, sağlık sistemine yönelik eleştirileri de alevlendirdi.


Artıgerçek yazarı İnci Hekimoğlu, Topal'ın eşinin tedavisi için gereken ilaçları yazdırmaya uğraşırken öldürüldüğünü belirttiği yazısında, Topal'ın ölümü için, "yönetim biçimini, sağlık sistemini, toplumsal mühendisliğin sonuçlarını ve bütün kurumlara yayılan yozlaşmanın boyutlarını teşhir eden bir vahşi bir cinayete kurban gitti" ifadelerini kullandı.

Hastanedeki deneyimlerini yazsa roman olacağını kaydeden Hekimoğlu, ülkenin zenginliğinin yüzde 10'unu elinde tutan kesime atıfla, kuralların çiğnenip en iyi doktorların istenilen hastaneye, yasak olmasına rağmen, getirtilebildiğini aktardı.

Hekimoğlu, doktorlar ve hastaneler üzerindeki baskıyı ise, şu satırlarla anlattı:

"Hastanelerde kuyrukları görünmez kılmak ve devletin sağlık hizmetlerinin masraflarını kısmak için icat ettiği Aile Sağlık Merkezlerine atanan doktorlar üstündeki baskı, Sağlık Bakanlığının her yere astırdığı “Hasta gelmeden ilaç yazılamaz” uyarılarıyla katmerlenmesiydi, aksini yapan doktorlar hakkında soruşturmalar açılmasaydı o doktor da asli görevinin hastaya hizmet olduğunu unutmazdı.

Çoğu uzman olmayan hekimleri, ilk basamak sağlık hizmeti verecek hiçbir donanımı olmayan Aile Sağlık Merkezlerini sadece ‘ilaç yazma merkezi’ haline getirmeseydi, doktorlarla hastalar arasındaki sıklıkla ‘ilaç yazma’ gerilimi yaşanmazdı.

Eğer sağlığı özelleştirilmenin yolu olarak ilk önce en yetkin hocaların devlet hastanelerinden kaçması sağlanıp, rant değeri yüksek merkezlerde bulunan hastanelerin çökertilmesine çalışılmasıydı, ‘beyaz önlük hiyerarşisi’ içinde en altta hasta ve hasta yakınlarını gören, hem tıp hem de etik anlamda yetersiz doktorların sayısı bu kadar artmazdı.

Hastaneleri şirket, hastaları müşteri olarak gören, doktorları ise adeta işi yeterli sayıda üretim yapmak olan fabrika işçisi gibi çalıştırarak, hasta ve sağlık çalışanlarını karşı karşıya getiren bir sağlık sistemi dayatılmasaydı şiddet olayları da bu kadar artmazdı."

Devletin, yaşlı nüfusa yönelik hiçbir sosyal hizmet vermeyerek onları kaderine terk ettiğini savunan Hekimoğlu, yoksul ve yaşlı insanların yardım edecek yakınlarının olmaması halinde, devlet hastanelerinden sağlık hizmeti almak bir yana randevu almasının bile imkansız olduğunu vurguladı.

Hekimoğlu, yaşlıların hastanelerde karşılaştıkları problemlerle ilgili tespitlerini şöyle sıraladı:

"Hele hastaneye yatması gerekirse, ne yeterli hemşirelik hizmeti alabilir, ne bakımı yapılır, ne de yeterli tedaviyi görebilir. Hastanelerdeki hemşire sayısı minimumda tutularak yapılan sağlıkta tasarruf, hastabakıcılık kadrosunu da vurmuş. Artık böyle bir hizmet yok. Hastanın refakatçisi olsa bile, yetersiz kaldığı durumlarda yardım alacağı tek bir görevli bulunmuyor.

Dolayısıyla hastanelerde uzman olmayan doktorlar, yetersiz sayıda sağlık çalışanı buna karşın yoğun hasta talebiyle tam bir kaos yaşanıyor.   

Özellikle acil servislerde durum daha da vahim. Hele hastanın yaşı ileriyse, sanki ‘emek harcamaya değmez, gönderelim gitsin’ tavrıyla karşılaşıyorsunuz. 

Bu durum o kadar yaygın ki, yetkililerden hastanelere “ileri yaştaki hastalar için devlete para kaybettirecek uygulamalardan kaçının” talimatı geldiğine ilişkin rivayetler (!) dolaşıyor."






Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER SAĞLIK HABERLERİ