Mağdurlar işkencehanenin 5 yıldızlı otele dönüştürülmesine tepkili

Sansaryan Han’da işkenceye uğrayanlar, otel yerine hanın Türkiye’nin toplumsal hafızasında bir insanlık müzesi olması gerektiğini dile getiriyor.




Ermeni çocuklarının eğitimi için yaptırılan, ancak devlet tarafından el konulduktan sonra Emniyet Müdürlüğüne dönüştürülen Sansaryan Han’ın otele dönüştürülmesi tartışılmaya devam ediyor.


Aralarında Nâzım Hikmet, Deniz Gezmiş, Nihal Adsız, Cihan Alptekin, Vedat Türkali, Ece Ayhan, Attila İlhan, Mihri Belli, Aziz Nesin, Alparslan Türkeş Ahmed Arif ve Ruhi Su’nun da olduğu çok sayıda kişiye işkence yapılan Sansaryan Han’ın 5 yıldızlı otel odasına dönüştürülmesine tepkili.  Ünlü Sansaryan Han restore edilecek ve 27 milyon lira bedel biçilen restorasyonu yapacak şirket, hanı 5 yıldızlı otel olarak 35 yıl işletecek.

Sansaryan’da bir dönem işkence görenler,  “Oraya balayına giden çiftler veya başka kişiler oradaki çığlıkları nasıl hissetmez. Mezarlıkların üzerine eğlence merkezleri, düğün salonları yapmak ne kadar doğru?… Utanç müzesi olursa oradaki insanların kemikleri sızlamazdı,” diyor.

‘İNSANLIK MÜZESİ OLMALI’ 

Ruhi Su’nun Sansaryan’da gördüğü ağır işkenceleri “En zoru da ‘Tabutluktur!’ Tabutluk mu? Bir insanın çömelerek sığabileceği kadar küçük bir sandık sanki. Ne kolun uzanır ne kafan kalkar. Bir vakit sonra dayanılmaz ağrılar ve uyuşmalar” diye yazmıştı.

Cumhuriyet gazetesi Sansaryan’ın tabutluklarında işkence gören psikolog Julide Aral, 68 kuşağından Turhan Feyizoğlu ve burada işkence yapanlarla konuşarak belgeselini yapan yönetmen Musa Kaplan ile konuştu.

Yaklaşık bir ay Sansaryan’da kalan ve her türlü işkenceye maruz kalan Julide Aral, Sansaryan’ın Türkiye’nin toplumsal hafızasında bir insanlık müzesi olması gerektiğini dile getirerek her kesimden insanın orada işkene gördüğünü söyledi.

Ulucanlar Cezaevi’nin müzeye dönüştürüldüğüne dikkat çeken Aral, “İstanbul’da da eski binanın bir insanlık tarihi müzesi olması gerekir. Örnekleri yurtdışında var. Gestapo merkezi Berlin’de bugün bir müzeyse aslında benzer türde bir müze yapılabilir. Oradan sadece solcular geçmemiştir. Farklı gruplar, kişiler de geçmiştir. İstanbul’da, Türkiye’de yaşayan bireyler olarak tarihi geçmişimizin ne olduğunu ve yüzleşmemiz gerektiğini düşünüyorum. Sultanahmet Cezaevi otel oldu. Ben düşünüyorum oraya balayına giden çiftler veya başka kişiler çığlıkları nasıl hissetmez. Mezarlıkların üzerine eğlence merkezleri, düğün salonları yapmak doğru değil” dedi.

‘ZORAKİ KONUKLAR’A PSİKOLOJİK İŞKENCE

Birçok yazar, şair ve siyasetçinin işkence gördüğü Sansaryan Han’da 36 hücre bulunuyordu. Bu hücrelerden 6’sı küçük de olsa bir penceresi bulunduğundan, diğerlerine oranla daha havadardı. Ancak ikisi hariç, diğer hücreler penceresizdi ve hava alacak herhangi bir deliği bile yoktu. Hücrelerden lağım ve zehirli su akıtıldığı pek çok tanık tarafından dile getirildi.

Ünlü şair Ahmed Arif anılarında, kaldıkları hücreye akıtılan bu sıvı nedeniyle bir ay sonra delirerek akıl hastanesine gönderildiklerini anlatır. Ruh sağlığı bozulan sadece Ahmed Arif değildir. Ünlü ressam Nuri İyem’in de sinir krizleri geçirdiği bilgisi yine Mihri Belli grubunun dilekçesinde yer alır. Attilâ İlhan, “Tutuklunun Günlüğü” şiirinde Emniyet Müdürlüğü’ndeki işkenceleri şöyle anlatır:

“Daktilolar camları bulutlu sorgu odalarında / didiklemez mi özgürlüğünü Sansaryan Han’ında / küflenir suyun bir bakır çalığı birikir ağzında / kendini öldürmeyi belki bin kere tasarlarsın da / bir kere aklından geçmez bitirmeden ölmek şarkıyı.”

‘BÖYLE BİR YER NASIL OTEL YAPILIR?’ 

Sansaryan’da işkence görenlerle konuşup “Toroslar’dan Nurhak’a” kitabını yazan ve belgeselini yapan Musa Kaplan da şöyle konuştu:

“Cihan Alptekin ile Tayfur Cinemre de Sansaryan’da yaklaşık 40 günü aşkın süre kalıyorlar. Otel olacağını duyunca o günler aklıma geldi. Orada işkenceler yapıldı. Ruhi Su kaldı orada. Öyle bir yer nasıl otel olabilir? Her şeyin rant olarak değerlendirilmesi ve geçmişte yaşanan olaylara bu şekilde bakılması insana acı veriyor. Ankara’da Ulucanlar utanç müzesi var. Onun gibi bir yere dönüştürülmesi daha mantıklı. Sansaryan, utanç müzesi olursa oradaki insanların kemikleri sızlamazdı.”

‘GÜÇ ELLERİNDE, ZORBALIKLA İSTEDİKLERİNİ YAPIYORLAR’

Sansaryan işkencehanesinden yolu geçmiş olan Turhan Feyzioğlu ise “12 Eylül 1980 darbesine karşıt bildiri dağıttığım için o dönem öğrencisi olduğum İstanbul Üniversitesi bahçesinde gözaltına alındım ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün bulunduğu Sansaryan Han’a götürüldüm. Tekme, tokat, yumruklarla sürekli dövüldüm. Falakaya yatırıldım. 3 veya 4 gün Sansaryan Han’da işkence gördükten sonra Gayrettepe’deki Siyasi Şube’ye götürüp teslim ettiler… Sultanahmet’teki cezaevini de otel yaptılar. Bu tür yerlerin müzeye dönüştürülmesi gerekir. Güç ellerinde, baskıyla, zorbalıkla istediklerini yapıyorlar” ifadelerini kullandı.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER İŞKENCE HABERLERİ