Gazi Mahallesi’nde kaçırma ve işkence mağdurları anlatıyor: “Belimi kırdılar”

Halkın Hukuk Bürosu, Gazi Mahallesi’nde kaçırılıp işkence gören üç kişinin yaşadıklarını videolu olarak paylaştı. İşkence mağdurlardan birinin işkencede beli kırılmış.




Halkın Hukuk Bürosu’nun Twitter hesabından Gazi Mahallesi’nde farklı zamanlarda kaçırılarak, Gazi Karakolunda işkence gören üç kişinin anlatımları videolu olarak paylaşıldı.


Gazi Karakolu’nda sistematik işkence yapıldığı belirtilen paylaşımda, mağdurlar kendilerine açıkça “Beyaz Toroslar gitti şimdi beyaz transporterlar geldi” denilerek, 90’ların yöntemlerinin geri döndüğünün ifade edildiğini belirttiler. İşkence sırasında beli kırılan bir mağdur ise hastanede ve savcılıkta bunun üzerinin nasıl kapatıldığını anlattı.


İşkence gören mağdurlar Halkın Hukuk Bürosunda açıklama yapıp yaşadıklarını anlattı.

“BEYAZ BİR MİNİBÜSLE KAÇIRILDIM”

Videoda işkenceyi detaylarıyla anlatan kadın mağdur Deniz Aydın’ın söyledikleri şöyle:

“5 Ocak Pazar Günü Gazi Mahallesi’nde kaçırılarak gözaltına alındık. Büyük bir beyaz araçları var, önümüzü keserek, hiçbir açıklama yapmadan aracın içine karga tulumba attılar bizi ve hiçbir açıklama yapmadan vurmaya hemen başladılar. Ellerimizi ters kelepçeleyip, kolumuzu sakat bırakmaya yönelik hareketler yapmaya çalışıyorlardı.

Karakola girdiğimizde ‘inmezseniz kemiklerinizi kırarız’ diye bağırdılar. Biz ne olduğunu dahi bilmediğimizi için araçtan inmedik, onlar da bizi üç kat merdiveni sürükleye sürükleye çıkardılar. Gazi Karakolu’nun üçüncü katında bir oda bölme gibi bir yer var. Ayrıca çelik kapısı olan dıştan zili olan bir yer burası. Buradan bizi ters kelepçeli olarak yüzüstü attılar sonra kaba dayak başladı.

Odada 15-20 kişi vardı. Yüzlerini göremedik, bakmak yasaktı. Yüzümüzü çevirdiğimiz anda tekme ya da botlarıyla vuruyorlardı.

Daha sonra sistematik işkence başladı ama hiçkimse neden orada olduğunu daha anlamamıştı. Gazi’de işkenceye yönelik bir politika var, 80’lerin 90’ların işkencelerini geri getirmeye çalışıyorlar kimse hiçbir hareket yapamasın diye.

Kaba dayağın sonrasında jopla vurmaya başladılar. Bu sırada en acıyan yer burasıymış diye konuşup baldır kısımlarımıza vuruyorlardı. Bunu yaparken zevk alıyorlardı. Bir insanın bundan zevk alması akıl almaz durumdu.

Dört saat biz orada kaldık ve bunları çeşitlendirerek devam ettirdiler. Jopla vuran ben bugün spor yapamamıştım sizin üstünüzde spor yaptım diyordu. Sonra o yoruldu gitti başka biri geldi. Özellikle belime doğru otutarak, yan taraflardan böbreklerime doğru vuruyordu. Böbrek dövme diye bir şey geliştirmişler. Bu darbeler kas acısı gibi değil iç organlarınız acıyor katlanılmaz bir acı. İşkencenin yanında küfürler, hakaretler vardı onları söylemiyorum bile.

“FELÇ BIRAKMAYA DÖNÜKTÜ”

Jopu dik biçimde omurgaya vuruyorlardı. Omurgayı kırmaya yönelik, felç bırakalım bunları diye. Bu bölge en acıyanı, bununla yaparsan böyle olur gibi aralarında bilinçli olarak konuşuyorlardı.

Bizim üst aramasını kadın polisin yapması lazım. Ama oradaki polislerin hepsi erkekti. Aramayı erkek polis yaptı, sonra kadın polis getirip sadece imza attırdılar arama tutanağına.

Bu arada çeşitli kişilerin isimlerini söyleyerek, o şöyle dedi, bu şöyle yaptı gibi aramıza nifak sokmaya çalışıyorlardı.

4 saat boyunca yerden kaldırmadılar. Sonra hastanenin içinde ‘bunlar terörist’ diye bağırıyorlardı. Biz daha neden gözaltına alındığımızı bilmezken, halkın içinde kötülüyorlardı. Sonra hastanede ‘beyaz Torosların devri kapandı artık beyaz transitler var’ dediler. Türkiye’de beyaz Torosların ne yaptığı bellidir, bunu geri getireceklerini çok açıktan söylediler.”

“İŞKENCEDE BELİM KIRILDI”

İşkence gördüğünü anlatan ve 15 Ekim’de kaçırılan ikinci kişi ise, işkence sırasında belinin kırıldığını ve aylardır çelik korse taktığını belirtti:

“Ben de 15 Ekim’de Gazi mahallesinde beyaz bir transitle kaçırıldım. Sırtıma darbe vurarak beni yere yatırdılar, sonra ters kelepçeleyip aracın içine atılar. Başımı eğip, ellerim ters kelepçeliysen, omzuma yüklenip belimi dışa doğru kırdılar. Belimin kırılacağına rağmen durmadılar. Kafamı tutup yüzümü yumruklamaya başladılar. Yanımdaki iki arkadaşıma da işkence yaptılar.

Karakolda bizi bir salona attılar ve 10 yakan sivil polis tekme tokat kaba dayak attılar. Sonrasında bizi duvar diplerine yerleştirdiler. Belimin kırıldığını söylememe rağmen, böbreklerimi, vücudumun hassas yerlerini sıkarak canımı acıtmaya çalışıyordu. Ayakkabısını ağzıma sokmaya çalışıyordu. Saçlarımdan tutup sigarasını gözümde söndürmekle tehdit ettiler. Bir ara koli bandıyla yüzümü bantladılar. ‘Gazi’nin kralı biziz, bu daha fragman daha sizinle film çekeceğiz’ dediler. Bir daha Gazi mahallesine gelirsem vuracaklarını söylediler.



Gazi mahallesinde çetelere, uyuşturucuya yol veriliyor polis tarafından. Biz buna karşı mücadele veriyoruz. Polis bizi yaptığımız bu işten yıldırmaya çalışıyor. Aciz oldukları için böyle yoğun işkence yapıyorlar.

Hastaneye götürdüklerinde, benden önce doktorun yanına girip konuştular. Doktora belimin kırık olduğunu söylememe rağmen göz ucuyla bakıp işkencenin üstünü kapattı. Bir röntgen bile çekmedi. Savcılıkta gördüğüm işkenceleri anlattım, ama savcı gördüğüm işkenceyi hiçe sayarak sürekli örgüt üyesi olup olmadığımı sordu.

Ben üç ay önce bunu yaşadım. Beni sakat bırakmaya çalıştılar. Hala belimde çelik korse var. Bizi iş göremez hale getirmeye çalışıyorlar. Benden sonra başka arkadaşlarımı da gözaltına alıp işkence yaptılar. Amaçları bizi yıldırıp vazgeçirmek.”



“İŞKENCE VATAN EMNİYETTE DE DEVAM ETTİ”

İşkence mağduru üçüncü kişi ise Gazi Karakolu’nda başlayan işkencenin Vatan Emniyet’te de devam ettiğini söyledi:

“Gözaltına alındığım andan itibaren işkence başladı. Tekme, yumruk, copla vurma, kemikleri kırmaya yönelik hareketler. Böbrek sıkma işkencesi yaptılar. İç organlara yönelik bişey, tam işkencenin eğitimini almışlar. Gazi Karakolu’nda yapılan işkenceden sonra Vatan Emniyet’e götürüldük orada da devam etti.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER İŞKENCE HABERLERİ