Yazıcı’nın hapishane çizimleri sergisi New York’ta açıldı

3 buçuk yıldır demir parmaklıklar ardında olan Zaman gazetesinin eski görsel yönetmeni Fevzi Yazıcı’nın hapishanede yaptığı çizimlerin sergisi New York'ta ziyarete açıldı. “Dark White” (Koyu Beyaz) adını taşıyan sergi 14 Mart'a kadar açık kalacak.




Zaman gazetesinin eski görsel yönetmeni Fevzi Yazıcı’nın hapishanede yaptığı çizimlerinden oluşan sergi, New York’taki St. John’s Üniversitesi bünyesinde bulunan Yeh Art Gallery’de açıldı.


“Dark White” (Karanlık  Beyaz) isimli sergide, 27 Temmuz 2016’dan bu yana demir parmaklıklar ardında tutulan Yazıcı’nın hücrede yaptığı 40’a yakın çizime yer verildi.

‘ESKİDEN SİYAH-BEYAZ ÇİZERDİM, ŞİMDİ KOYU VE BEYAZ’

3 buçuk yıldır hapiste olan, bu sürenin yaklaşık 8 ayını hücrede geçiren Yazıcı’nın kendi hazırladığı sergi afişine yazdığı, “Eskiden siyah-beyaz çizerdim, şimdi artık karanlık ve beyaz” cümlesi dikkati çekti.

 40 ESER SERGİLENİYOR

Yazıcı’nın 40 eserinin sanatseverlele buluştuğu sergideki çizimlerinde düşsel alanlar ve özgürlük, dönüşüm gibi temalar öne çıkıyor.

Serginin küratörlüğünü Xin Wang yapıyor ve çalışmalar Chen Dongfan ve Patrcia Domínguez’in işleri ile birlikte sunuluyor.

WASHINGTON POST GÖRSEL YÖNETMENİ ÖNCÜLÜK ETTİ

St. John’s Üniversitesi’nin sponsorluğunda düzenlenen serginin öncülüğünü Washington Post‘un görsel yönetmeni Greg Manifold yaptı. Günler öncesinden serginin yapılacağını duyuran Manifold açılan sergi sayesinde, “birçok insanın Yazıcı’nın hayat hikayesinden haberdar olacağını” söyledi.

Yazıcı ile birlikte SND tasarım yarışmalarında jüri üyeliği yapan Manifold, açılışta, “Güçlü çizimlerin olduğunu bu sergideki eserlerin bazıları Silivri Hapishanesindeki hücrede loş ışıkta çizilmiş parçalardan oluşuyor.” ifadesini kullandı. Etkinliğe Fevzi Yazıcı’nın hem arkadaşı hem de meslektaşı olarak katıldığını belirten Amerikalı tasarımcı, “Fevzi’nin çalışmalarını bu akşam burada görme şansını buldum. Fevzi’nin hikayesini bilmeyenler birinci elden hem onun eserlerini hem de hikayesini öğrenme şansı buldu. Yaptığı çalışmaların harika detaylarını görebiliyorsunuz.” dedi.



SANAT VE HAYAL GÜCÜ HAPSEDİLEMEZ

Sergiye de bir metinle katkıda bulunan Manifold, sanatın ve hayal gücünün hapsedilemeyeceğini belirtti. Yazıcı’nın “seçkin, umutlu ve çok güçlü birisi olduğuna” vurgu yapan sanatçı, “Burada çok fazla insan Fevzi’nin bulunduğu şartları ve yaptığı eserlerdeki umudu görebiliyor. Bunun çok özel olduğunu düşünüyorum. Fevzi bu akşam burada değil ama ailesi ve arkadaşları aracılığıyla bunu duyacak. İnsanların sergiyi görmelerini ve Fevzi’nin sesinin bu eserler aracılığıyla duymalarını teşvik ediyorum.” şeklinde düşüncelerini dile getirdi.

Serginin sponsorluğunu üstlenen St. John’s Üniversitesi Yeh Art Gallery Direktörü Dr. Owen Duffy, “Fevzi Yazıcı gibi bir yeteneğin eserlerini sergilemekten büyük heyecan duyduklarını” ifade etti.

Yazıcı’nın tasarım alanında tanınan SND’nin üyesi olduğunu hatırlatan Dr. Duffy, “Fevzi bir tasarımcı olarak uluslararası alanda yüzden fazla ödül kazandı. Bunlar kamuoyu tarafından bilinenler. Bunun yanında o harika bir sanatçı.” dedi.

TASARIMCININ ÖTESİNDE BİR YETENEK

Yazıcı’yı bir gazete tasarımcısının ötesinde bir yetenek olarak tanımlayan Duffy, “Fevzi’nin sahip olduğu yeteneği göstermek istiyoruz. O kesinlikle derin bir ressam ve harika bir font tasarımcısı… bunları göstermek istedik. O çok yetenekli bir sanatçı ve eserlerinin görülmesi lazım.” ifadelerini kullandı. Dr. Duffy, serginin 14 Mart’ta kadar halka açık olacağını duyurdu.

Serginin organize edilmesinde büyük katkısı olan üniversite öğretim üyelerinden Dr. Alex Morel, Fevzi Yazıcı’nın sergide olamamasının üzüntü verici olduğunu belirtti. Fotoğraf alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Dr. Morel, “Bu gece bizim için çok özel, harika bir sanatçı ve harika bir görsel yönetmenin çalışmaları ile birlikteyiz. Uluslararası alanda tanınan bir grafik tasarımcısı olaan Fevzi’nin inanılmaz bir hikayesi var. Bu akşam burada olmaması üzücü.” şeklinde konuştu.

Hapishanedeki duvarların sevgiyi ve sanatın hayal gücünü baskı altına almadığını ve bu serginin bunun ispatladığını belirten Dr. Morel, “Fevzi bugün burada konuşmak istemediğimiz bazı sebeplerden dolayı Türkiye’de hapishanede.  Birçok kişi sonunda hikayesini öğrenecek. Bu akşam burada gördüklerimizi o da görecek. Yaptığı eserler bu akşam burada Fevzi’yi özgür kılıyor.” diye konuştu.

Etkinlikte Dr. Duffy, Yazıcı’nın sergi için gönderdiği mektubu okudu. Program sonunda Dr. Duffy, Yazıcı adına hazırlanan sertifikayı Dr. Alex Morel’e teslim etti.

Sergiyi üniversite öğrencilerinin yanı sıra çok sayıda New Yorklu sanatseverler gezdi.

GEREKÇE REKLAM FİLMİ TOPLANTISINA KATILMAK

Fevzi Yazıcı 2003-2016 yılları arasında Zaman’ın görsel yönetmenliğini yapmış ve uluslararası yarışmalarda 100’den fazla ödüle değer görülmüştü. Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Yakup Şimşek ve Tuğrul Özşengül ile birlikte yargılanan Yazıcı, Zaman reklam filmiyle ilgisi olduğu gerekçesiyle 10 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

FEVZİ YAZICI’NIN SERGİ İÇİN KALEME ALDIĞI MEKTUP…

Bir sergi hayal ediyorum

İlerde olması muhtemel bir sergi için bir giriş yazısı yazdım. Üç vakte kadar olması dileğiyle…

Kendimi hep bir sanatçı-gazeteci olarak tanımladım. Sanatçılığım Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinden, gazeteciliğim ise Zaman’dan geliyor. Dizayn Direktör olarak uzun yıllar gazetecilik yaptım ama yöneticilik bazı şeyleri benim için imkânsız kıldı. Çocukluğumdan beri beni niteleyen en önemli vasıflardan biri, bir köşeye terk edilmişti adeta: Resim çizmek. Vasıftan öte, resim çizmek benim için bir tutkuydu. Ama zamanla geliştirdiğim bir ara formül sayesinde bununda üstesinden gelebildim. Sürekli katılmak zorunda olduğum toplantılarda, kulağımla insanları dinlerken, ellerim hep işledi durdu, eskizler çizdi, resimler yaptı. Resim yaparken malzeme konusunu bir engel olarak görmedim. Şartlar gereği elimde tükenmez kalem vardı ve ben tükenmez kalemin güzelliklerini keşfetmeye koyuldum. Hiç kurşun kalem kullanmadım bu resimlerde. ‘’Peki hata olunca ne yapıyorsun?’’ diye soranlar elbette oldu. Onları da tükenmez kalemin incelikleriyle hallediyordum tabi ki.

Hapisteyken de tükenmez kalemle çizmeye devam ettim. Resim malzemesi istememe rağmen buna izin verilmedi. Ben yine de takılmadım ve bildiğim yoldan devam ettim. Allah’tan antremanlıydım. Bu çalışmalardan bir kısmını eski çizdiklerime ekledim. Sonuçta ‘içerden’ ve ‘dışarıdan’ bir karışım ortaya çıktı. Her iki grup resimlerin ortak özelliği nedir diye sorulacak olursa ‘hepsi de özgür’ derim hiç düşünmeden. Resmi, sanatı ve dahi düşünceyi tutuklayamazsınız ki. İnsanlar içerdeyken daha çok düşünüyor, daha çok çiziyor ve daha çok yazıyor. Evet şimdilerde çokça yazıyorum…

Resimlerde konu sınırlaması yapmadım. Bazen gündemden etkilenip çizdim bazen de içimden gelen coşkuları kâğıda aktardım. Sonraları bu çalışmalar birikip bir yekûn oluşturunca yaptığım faaliyete bir isim koyma gereği duydum. Yaptığım işi farklı kılan özelliği neden öne çıkarmıyorum diye kendi kendime sorup ’Toplantı Notları’ dedim onlara. Herkesin yazı ile not aldığı bir ortamda ben de tükenmez kalemle resmediyordum.

Daha önce de bu başlık altında bir resim sergisi açma düşüncesi olmuştu ancak şartlar buna izin vermedi maalesef. Şartlar hem de ne kötü şartlar… Şimdi resimlerimi eve, beni de hücreye hapsettiler. Sanatçıyla eserini ayırmak hapislerin en büyüğüdür belki de. Bitmek bilmeyen bir işkence…

İşlemediğim bir suçtan dolayı hayatımdan (şimdilik) üç buçuk yıl koparıldı. Beni yaşatan şeyse suçsuz olmanın verdiği o muazzam rahatlık. Ama ben ne ilkim ne de son olacağım. Tarih bunun örnekleriyle dolu değil mi? Eşinin ’seni haksız yere öldürecekler’ demesine karşılık Sokrates’in ’haklı yere öldürselerdi daha mı iyiydi?’ demesi gibi, benim de içim rahat. Er ya da geç bu vahim hatanın düzeltileceğine olan inancım tam olduğu için ben üretmeye devam ediyorum. Daha yapacak o kadar çok şey var ki…

Hapishanede olmasaydım serginin adı ’Toplantı Notları’ olarak kalacaktı. Ancak resimlere içerdeyken eklediklerimle birlikte durum bambaşka bir hal aldı.

SERGİNİN ADINI NEDEN ‘DARK WHITE’ KOYDUM?

Serginin adını ‘Dark White’ koymamda içinde bulunduğum hücre ortamı ve kullandığım malzeme etkili oldu. Bu küçük odada hiçbir zaman beyazı tam beyaz görmedim. Odam gündüzleri doğan güneşin ışıklarını almıyor. Duvarlardan yansıyan ışıkla yetinmek zorundayım. Bu nedenle elde ettiğim beyaza ben ‘’koyu beyaz’’ diyorum.

Malzeme konusunda da durum pek parlak değil. Boya ya da renkli kalemlerim yok. O nedenle tükenmez kalemin siyahı ve kâğıdın beyazıyla idare ediyorum. Artık o siyahın adı ’Dark’ kullandığım tekniğin adı da ‘Dark White’. (Koyu beyaz-karanlık beyaz).

Şartlar ne kadar ’Dark’ olsa da umutlarım daima ’White’ olmaya devam edecek.


Kaynak: Kronos
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ