Tutuklu havalimanı işçileri adliye yemekhanesinde yargılanıyor

İnsanlık dışı çalışma koşullarını protesto ettikler için tutuklanan 3. Havalimanı işçileri, nasıl çalıştırılıyorsa öyle yargılanıyor.




İstanbul'daki 3. Havalimanı inşaatında insanlık dışı çalışma koşullarını protesto ettikleri için polis ve jandarma saldırısının ardından gözaltına alınarak tutuklanan işçiler, Gaziosmanpaşa Adliyesi 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başlandı. 


MAHKEME SALONU YERİNE YEMEKHANEDE YARGILANIYORLAR

Ancak işçilerin mağduriyeti, iş yeri ve cezaevinin ardından adalet aradıkları mahkemede de devam ediyor. İşçiler  duruşma salonu yerine adliyenin personel yemekhanesinde yargılanıyor. Yemekhanedeki yargılamaya, avukatalar, milletvekilleri ve insan hakları savunucuları alınırken basın mensupları ve işçi yakınları salona alınmadı. 

İnşaat İş Sendikası yelekleriyle duruşmaya gelen işçilere ise GBT uygulaması yapıldı.

Personel yemekhanesindeki yargılamaya, olağanüstü güvenlik önlemleri altında, kelepçeli olasrak getirilen 31 inşaat işçisinin kimlik tespiti yapıldı.

İDDİANAMEDE İŞÇİLERİN HAK ARAMALARI SUÇ OLARAK GÖSTERİLİYOR

Avukatlar sorgu öncesinde iddianamenin değerlendirilmesi için söz istedi. Avukat Ahmet Baran Çelik, "Sorgudan önce iddianamenin değerlendirilmesi için söz ve derhal beraat talepleri olduğunu söyledi.

İddianamenin temel eksikliklerini belirtmek durumunda olduğunu söyleyen Avukat Kazım Bayraktar, İddianamede zorunlu olanlar unsurlar bulunmamaktadır. İddianame eylemi almış bir çuvala, sanıkları bir çuvala, delilleri bir çuvala koymuş, suç üretmiştir" dedi.

Avukat Kazım Bayraktar'ın konuşmasını kesen hakim, "Sorgudan sonra dinleyeceğim" dedi.

Bayraktar, "Bizim müvekkillerimize iddianamenin çelişkilerini ve kendi lehlerine olan şeyleri işçilere söylememiz lazım. İddianame işçilerin hak için eylemini suç olarak tanımlıyorsa biz de avukatlar olarak işçilere bakın bu iddianame sizin hak aramanızı suç olarak gösteriyor diyerek işçilere bir perspektif sunmamız gerekiyor" yanıtı verdi.

'BU İDDİANAME PATRON DEVLET İTTİFAKININ İFADESİDİR'

Avukat Bayraktar konuşmasına şöyle devam etti: "Bu iddianame patron devlet ittifakının ifadesidir. Patronla onun ofisinde yapılan görüşmeye bile yanında devlet gücüyle geliyor. O görüşmelerde işçilerin talepleri de iddianamede yer almıyor. Kamunun baskı gücünü de yanına alarak görüşmeye gelen Kadri Samsunlu talepleri dikkate alarak sorunu çözmek yerine bizim bu görüşmeye gelmemiz bile lütuftur diyor. İddianame sendikacıların orada olmasını suç olarak koyuyor. Bir iddianamede sendikacılık bu şekilde tanımlanır mı?"

İGA İCRA KURULU BAŞKANININ 'İŞÇİLER HAKLIYDI ÖZÜR DİLERİM' SÖZLERİ HATIRLATILDI

Avukat Kazım Bayraktar konuşmasınınan ardında yeniden söz isteyerek önemli bir ayrıntıyın kayde geçmesini sağladı.

İGA Havalimanı İşletmesi AŞ'nin İcra Kurulu Başkanı "Kadri Samsunlu'nunun eylemlerden iki gün sonra çıkıp "işçiler haklıydı özür dilerim" dediğini hatırlatan Bayraktar sözlerini, "Ama işçiler halen tutuklu" diye bitirdi.

Bunun üzerine yemekhanedeki duruşmanın hakimi Bayraktar'ın bu sözlerinin tutanağa geçirdi.

Avukat Bayraktar'ın ardından söz alan Avukat Yıldız İmrek , anayasadaki işçi haklarını hatırlatarak iddianamenin bunların hiçbirini kapsamadığını söyledi. İmrek, "31 işçinin tutuklu yargılandığı mahkeme darbe döneminde ancak görülmüştür" dedi.

'İŞÇİLERİN YEMEKHANEDE YARGILANMALARI MAKUS TALİHLERİ OLSA GEREK'

İşçilerin derhal beraat ettirilmesi gerketiğini yemekhanedeki mahkeme heyetine gerekçeleriyle anlatan avukat Mürsel Önder, "Kolluk ifadeleri avukatlar huzurunda yapılsaydı bugün burda bunları konuşmazdık" diyerek sorgu sürecindeki çarpıklıkları, savcıyla görüşme çabalarında nelerle karşılaştıklarını ve gözaltı sürecindeki hukuk dışılıkları sıraladı: "Zorla alınan kamera kayıtlarında kendi kendilerini tespit etmeleri istenmiş ve delil bulamayınca üretmişler. Jandarmanın kırdığı kapılar işçiler yapmış gibi gösterildi. Neymiş dünyanın en büyük havalimanı yapılıyormuş" (Mürsel'in bu ifadesine yargılanan işçilerden gülme sesleri yükseldi) Bu işçilerin yemekhanede yargılanması makus talihleri olsa gerek. Hiçbir silah olmamasına rapmen 31 işçi aylardır tutuklu. Müvekkillerimizin bu kabustan uyanmasını umuyoruz.İddiname evlere şenlik. Mantık içler acısı. Savcı adeta sözcüklerle kavga etmiş. Neymiş çalışma şartı bahaneymiş, neymiş sözde sendikacıymış. Merak ediyorum niye yoksullardan bu kadar nefret ediyorsunuz? Savcı bir gün empati için o yatakhanelerde kalamazdı"

SALONDA BİR İŞÇİ BAYILDI. AİLELERİ SİLAHLA TEHDİT EDEN JANDARMA DIŞARI ÇIKARILDI

Yemekhanedeki havasızlık yüzünden yargılanan işçilerden bir fenalaşarak bayıldı.

O sırada işçi yakınları, jandarmanın kendilerine kafa sallayarak silahla tehdit ettiğini söyledi. Avukatlardan Özkan Özkanlı duruma müdahale ederken Yunus Özgür de hakime "Siz nasıl müdahale etmezsiniz jandarma tehdit ediyor" diyerek bağırdı. Avukatlar silah ile duruşma salonuna girilemeyeceğini, silahlı jandarmaların dışarı çıkartılması gerektiğini söylediler. Silahlı jandarma dışarı çıkarıldı.

BERAAT TALEPLERİ REDDEDİLEN İŞÇİLER ÇALIŞMA KOŞULLARINI ANLATIYOR

Avukatların işçiler hakkındaki braat taleplerini reddeden hakim, tutuklu işçi ve sendikacıların savunmalarına geçti.

İlk savunmayı yapan işçilerden Teyip Kırğın'ın anlattıları dünyanın en büyük havaalanı diye sunulan AKP iktidarının en büyük projesi 3.Havalimanı inşaatının görünmeyen yüzünü gözler önüne sermeye yetti: "Siverek'ten bizi 2500 lira diyerek getirdiler 1800 lira verdiler. İşten ayrılmak istedim fakat Ekim sonuna kadar çalışmak zorundasın dediler. Yanımda arkadaşımı elektrik çarptı hakkında tutanak bile tutulmadı."

Havalimanı işçilerinden tutuklu yargılanan Ramazan Gözel, "Eyleme katıldım, suçlamaları kabul etmiyorum. Kuzenim ve diğer akrabamla işe gitmek için servise bindik, sloganları duyduk, 'Eyleme katılmayacak mısınız? Bunlar hepimizin sorunları' dediler. Biz de hak verdik ve katıldık" dedi. Katılma nedeni kuzeninin yaşadığı iş kazasına duyduğu öfke olarak açıklayan Gözel, "Raporlu olduğum için ücretimi kestiler bunlara tepki duyduğum için katıldım. Şiddet suçlamalarını kabul etmiyorum çünkü ayağımda terlik vardı asker de biliyor şortluydum. O dediklerini nasıl yapabilirim anlayamadım. Nedense bizim lehimize olacak görüntüleri çekmemişler, mesela jandarma cipi işçilerin arasında daldı ama biz birkaç işçi kasasına binerek öfkeli işçileri yatıştırmaya çalıştık" dedi.

Açıklamada, tutuklanan işçi arkadaşlarının taleplerinin arkasında olduklarını söyleyen İnşaat İş Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Tezcan Acu, 3. Havalimanı'ndaki kötü koşulların hala devam ettiğini söyledi. İnşaat işçilerine hak ve özgürlük isteyen eden Acu, İnşaat İş Sendikası adına tutuklu işçilerin sebest bırakılmasını talep etti.

Tutuklu bulunan Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut'un eşi Ayla Karabulut yaptığı konuşmada, “Bugün burada işçiler, sendikacılar kötü yaşam koşullarında çalışmak istemiyoruz dedikleri için yargılanıyor. Havaalanında 52 işçi öldü ama hiç bir patron yargılanmadı. Bugün hem işçiler hem sendikacılar serbest bırakılması istiyorum” dedi.

İŞ CİNAYETİ SAYISI SAKLANIYOR

3. Havalimanı'ndaki iş cinayetlerinin sayısını 52 olarak açıklayan Cumhurbaşkanluği İletişim merkezi'ne tepki gösteren Dev Yapı- İş üyesi Cemal Özden adlı işçi ölümlerin saklandığını belirterek "İnşaat işçisi ya topluca öldüğünde ya da direndiğinde gündem olur, biz ölmek istemiyoruz” dedi.

İşçi ve işçi ailelerinin konuşmalarının ardından yapılan basın açıklamasını 3. Havalimanı Dayanışma Platformu Üyesi Haluk Ağabeyoğlu tarafından yapıldı.

3. Havalimanı inşaatının işçiler için bir sömürü cehennemi olduğunu belirten Ağaoğlu,  havalimanında yaşamını yitiren işçi sayısının açıklamalara rağmen net olmadığını söyledi:  “Onların bu isyanını üretimden gelen güçlerinin farkında olma noktasına taşımaya çalışan sendikacılık anlayışı yargılanıyor. Bugün burada aslında tüm bir işçi sınıfı ve emekçiler yargılanıyor. Kölelik koşullarına teslim olmama iradesi yargılanıyor. Azami kar arayışıyla işçi kardeşlerimizin iliğini soğuran patronlar sınıfının yarattıkları sistemin yaşadığı ağır ekonomik-siyasi krizin ağırlaşan sömürüsüne rıza göstermeyecek işçi ve emekçilere baştan bir mesaj salınmak isteniyor. ‘Direnirseniz sonununuz gözaltı, cezaevi ve hatta ölüm olur’ denilmek isteniyor. Bugün burada geleceğimiz yargılanıyor."

3. Havalimanı işçilerinin hazırladığı 17 maddelik talep listesini hatırlatan Ağabeyoğlu, “O liste patronlar ve onları sözüm ona denetlemekle sorumlu resmi kurumlar hakkında yapılmış kolektif bir suç duyurusudur. Bu yargılamanın toplumun ezilenlerinin ve mücadele eden kesimlerinin bilincindeki tek anlamı sınıfsal bir saldırı olduğudur. Geleceğe de bu şekilde taşınacak, işçi sınıfının emekleyen bölüklerine yol göstermeye devam edecektir. İşte bunu ne yaparlarsa yapsınlar engelleyemeyecekler” diye konuştu. 

Grup, açıklamanın ardından duruşmayı izlemek üzere GOP adliyesine geçti. Ancak yemekhanedeki yargılamaya, avukatalar, milletvekilleri ve insan hakları savunucuları alınırken basın mensupları ve işçi yakınları salona alınmadı.

İDDİANAMEDEN

İddianamede, Akpınar Kampı’nda yaklaşık 2 bin kişilik bir grubun 'çalışma şartları bahanesiyle' toplandığı ve iş yavaşlatma, işe gitmeme, işe gidenleri engelleme şeklinde eylem yaptıkları ve bu eylemlerin yasal olmadığı savunuldu.​​​​​​

İddianamede adı geçen kişilerin, bu eylem sırasında aktif olarak gösteri yürüyüşlerinde yer aldıkları ve toplanan kalabalığı yönlendirdikleri, iş sahasına gitmeye çalışan servisleri ve işçileri zorla durdurarak çalışmalarına engel oldukları, orada bulunan işçileri eyleme katılmaya zorladıkları iddia edildi.

İşçilerin, iş sahasında kendilerine müdahale etmeye çalışan askeri araca baret ve sopa atarak zarar verdikleri, kendilerine müdahale etmeye çalışan kolluk güçlerine aktif şekilde direndikleri, jandarma aracının önüne geçerek müdahaleyi engellemeye çalıştıkları öne sürüldü. İşçilerin, yatakhane baskınları sırasında slogan atmalarına

İDDİANAMEDEN: 

İşçilerin talepleri yasa dışı sayıldı İddianamede, Akpınar Kampı’nda yaklaşık 2.000 kişilik bir grubun 'çalışma şartları bahanesiyle' toplandığı ve iş yavaşlatma, işe gitmeme, işe gidenleri engelleme şeklinde eylem yaptıkları ve bu eylemlerin yasal olmadığı savunuldu.

İddianamede adı geçen kişilerin, bu eylem sırasında aktif olarak gösteri yürüyüşlerinde yer aldıkları ve toplanan kalabalığı yönlendirdikleri, iş sahasına gitmeye çalışan servisleri ve işçileri zorla durdurarak çalışmalarına engel oldukları, orada bulunan işçileri eyleme katılmaya zorladıkları iddia edildi.

İşçilerin, iş sahasında kendilerine müdahale etmeye çalışan askeri araca baret ve sopa atarak zarar verdikleri, kendilerine müdahale etmeye çalışan kolluk güçlerine aktif şekilde direndikleri, jandarma aracının önüne geçerek müdahaleyi engellemeye çalıştıkları öne sürüldü.

İşçilerin, yatakhane baskınları sırasında slogan atmalarına iddianamede yer verilirken, işçilerin kendi aralarında iletişim kurmak için oluşturdukları WhatsApp grubu da iddianamede suç sayıldı. 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ