Tutuklu Boğaziçili Selo'dan mesaj: Her zamankinden daha çok bir aradayız

Tutuklu öğrenci Selahattin Uğuzeş, Metris Cezaevi'nden gönderdiği mesajında, 'Onlar somurtsa da biz yaşamaya ve yaşamaktan keyif almaya devam edeceğiz' dedi.

AKP’li Melih Bulu’nun Cumhurbaşkanı Kararnamesiyle Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasının ardından başlayan eylemlerden toplam 228 kişiye adli kontrol, 29 kişiye ev hapsi cezası uygulandı, 11 kişi tutuklandı.

Tutuklu yargılanmaya devam eden 9 kişiden eski Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Selahattin Uğuzeş, Artı Gerçek’e mektup yazdı.


30 Ocak günü Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen bir sergide yere Kabe fotoğrafının serildiği iddiasıyla başlatılan soruşturmada, öğrenciler başta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olmak üzere iktidar çevresi tarafından hedef gösterildi.

Soruşturma kapsamında ifade vermeye giden Doğu ve Selo tutuklandı, iki öğrenciye ev hapsi cezası verildi. Geçtiğimiz gün hazırlanan iddianamede 7 öğrenci hakkında “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" suçlamasıyla 1’er yıldan 3’er yıla kadar hapis cezası istendi.

Tutuklandıklarını öğrendiklerinde verdikleri ilk mesaj "Bundan sonrası sizde" olan öğrencilerden Selahattin Can Uğuzeş -artık herkes onu Selo olarak tanıyor- tutuklu bulunduğu Metris Cezaevi’nden yazdığı mektubunda, "Şimdi her zamankinden çok bir aradayız. Onlar somurtsa da biz yaşamaya ve yaşamaktan keyif almaya devam edeceğiz. Herkese bir sürü öpücük" dedi.

'ÜNİVERSİTELER REKTÖRLERİNİ SEÇİMLE BELİRLESİN İSTİYORUZ'

1996 yılında Uşak’ta doğan Selo, liseye kadar bu şehirde kaldı. Liseyi Aydın Fen Lisesi’nde yatılı olarak okudu. 2015 yılında Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nü kazandı. 2019’a kadar Boğaziçi öğrencisi olan Selo, şimdi İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Mimarlık okuyor. Selo, Doğu’yla da Fizik bölümünden tanışık olduklarını söylüyor. 

Selo, Boğaziçi Üniversitesi’nde başlayan eylem sürecini kendi açısından şöyle anlattı:

"Son senelere kadar bilindiği gibi üniversitelerde rektör seçimi yapılıyor, Cumhurbaşkanı da ilk üç sıradaki adaydan birisini rektör olarak atıyordu. Boğaziçi’nde ikinci ve üçüncü sıradaki adaylar sonuç belli olduktan sonra çekiliyordu, böylece en çok oyu alan aday atanıyordu. Melih Bulu’ysa hiçbir seçim olmadan atandı. Bazı insanlar protestoların Bulu’nun AKP’li olmasından kaynaklandığını söylüyorlar ve öğrencileri hükümet karşıtlığıyla, 'teröristlikle' suçluyorlar, sanki muhalif olmak suçmuş gibi. Ancak protestoların nedeni Bulu’nun kişiliği değil, üniversitemize seçimsiz rektör atanmasıdır. Vatandaşlar ülkenin başkanını oylarıyla seçerken üniversiteler de rektörlerini seçimle belirlesin istiyoruz. 

Buna karşılık verilen cevap genelde şu oluyor; "Neden? Siz bu ülkenin bir parçası değil misiniz?" Böyle düşünen insanlara hatırlatmak isterim ki, mahalleler ve şehirlerde ülkemizin bir parçası ancak muhtarlar ve belediye başkanları seçimle belirleniyor. Bazen birden fazla seçim de yapılıyor. Nasıl ikametgahı başka ilden olan birisi diğer illerin belediye seçimlerine karışamıyorsa, üniversite dışından birisi Cumhurbaşkanı da olsa rektör seçimlerine karışmamaları diye düşünüyoruz. Bu sadece bir fikir, biz bunu dile getirdiğimiz için tutuklandık."

'SORUŞTURMA AÇILDIĞINI ÖĞRENİNCE ŞAŞIRDIK'

Selo, tutuklanmalarına gerekçe gösterilen resme giden süreçle ilgili ise şunları kaydetti:

"İlk günden beri üniversite içerisinde eylemler devam ediyor. Sonraki günler sergi düzenleme fikri ortaya çıktı. Bu herkese ve her esere açık bir sergi olsun denildi. 100’den fazla sanatçı eylemlerle alakalı, alakasız 400 kadar eserle sergiye katıldı. Hepsi de sergilendi. Perşembe günü üzerinde Kabe olmayan bir resim için Kabe’nin yere serildiği söylendi. Bunu Cuma öğrendik. Cuma günü resmin asılmasına ve altına açıklamasının eklenmesine karar verildi. Doğu ve benim resmin önünde durduğumuz bir fotoğrafımızı çekmiş polisler; tutuklanma sebebimiz bu.

Cuma günü savcılığın soruşturma açtığını öğrendik savcılık soruşturmasını öğrenince şaşırdık. Daha sonra Doğu’yu üç kişinin takip ettiği haberini aldık. Akşam okuldan çıkarken diğer arkadaşlarımız gözaltına alındı. Ben eve gitmiştim; gece ben de ifade vermek için karakola gittim. İfade verir gideriz ya da bir gece gözaltında kalır çıkartılırız diye düşünüyorduk. Zaten bunlardan önce polisle işimiz olacağını hiç düşünmüyorduk.

'İLERİDE 'GENÇKEN TUTUKLANMIŞTIK' DEYİP GÜLECEĞİZ'

Ben savcının karşısına çıkana kadar pek endişeli değildim, sonrasında bir ara ‘Ya tutuklanırsak’ diye korktuğumu hatırlıyorum. Ancak bir endişem olmadı.

Bir gece nezaret, üç beş saat savcılık ve mahkemeden sonra Doğu’yla ben tutuklandık, iki arkadaşımıza da ev hapsi verdiler. Mahkemede suçlu bulunsak hapis yatmayacağımız bir suçun davasında tutuklu yargılanıyoruz, biraz komik. 
Haklı olduğumuzu biliyoruz, gerçeklerin çarptırılmamış halini öğrenenlerin ve samimi düşünen herkesin yanımızda olduğunu da biliyoruz. Tatlı eziyetleri seven bir insanım, buna da öyle bakıyorum. Biliyorsunuz sanatçı tutuklama eski bir devlet geleneğimiz, biz de ileride "Gençken tutuklanmıştık" deyip güleceğiz. Şimdi de onun keyfini yaşıyoruz. Hücreye ilk geldiğimizde kağıttan bir uçak yapmıştım ama uçuracak yerim yoktu onun arabeskliğini yaşadım biraz."

'HERKESE BİR SÜRÜ ÖPÜCÜK'

Selo, mektubunu şöyle tamamladı:

"Bizden sonra bizim serbest bırakılmamız için eylem yapan arkadaşlarımızın ikisini daha tutuklamışlar. Özgürlük için tutuklanma ironisini onlar da yaşamış oldular. Şimdi 11’den 9’a düşmüşüz. Arada haberlerini alıyoruz, çıkınca hepsiyle tanışmayı bekliyorum. Bu süreçte bizi yalnız bırakmayan herkese teşekkürler. Gözaltına da alsalar, tutuklasalar da neşemiz eksilmedi. Şimdi her zamankinden çok bir aradayız. Onlar somurtsa da biz yaşamaya ve yaşamaktan keyif almaya devam edeceğiz. Herkese bir sürü öpücük."
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ