"Sinek vızıltısı ve Beka Meselesi’nden sadece belediye başkanı seçimine"

Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Moody’s Türkiye’nin kredi notunu Ba3’ten B1 seviyesine düşürüp, görünümünü de negatife çevirince AKP sözcülerinin ağır hışmına uğradı.




Ahval'den Zülfikar Doğan'ın haberine göre AKP Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş  Moody’s’in S-400 alımı konusunda ABD ile yaşanan gerilim ve olası ambargo, ekonomik yaptırım uygulaması durumunda ekonominin hızla daha kötüye gidebileceği değerlendirmesine tepki göstererek “Ey Moody’s sana ne S-400’den” derken, AKP Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikili ise Moody’s’in not kararını ve gerekçelerini “sinek vızıltısı” olarak nitelendirdi.


Moody’s’in kararının siyasi amaçlı olduğunu öne süren Canikli, ABD’li kuruluşun S-400 alımını engellemeyi, 23 Haziran’daki İstanbul seçimlerini etkilemeyi amaçladığını iddia etti.

S-400 savunma sistemlerinin Türkiye tarafından satın alındığını ve bedelinin de ödendiğini ifade eden Canikli, işlemin tamamlandığını, şimdi ise S-400'lerin alımının finansmanında kullanılan kredi taksitlerinin ödendiğini belirterek;

“Moody's'in bu kararı pratikte hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Çünkü Türkiye ekonomisinin yeni ve özellikle cari açık kaynaklı dış kaynak ihtiyacı hemen hemen kalmadı. Özel sektörün dış borcunun büyük bölümünün yurt dışı finans kuruluşlarında depo edilmiş karşılığı bulunmaktadır. Bankalar tarafından kullanılan dış kaynaklı sendikasyon kredilerinin maliyeti bir miktar artmış olmakla birlikte yenilenmelerinde hiçbir zorluk bulunmamaktadır” dedi.

Eski Milli Savunma Bakanı AKP’li Canikli, Türkiye’nin 50 milyona yakın turist çektiğini, 170 milyar dolara yaklaşan ihracat yaptığını savunurken, savunma sanayiinin tamamen yerli tasarım, anahtar teslim savaş gemileri, insansız–silahlı hava araçları, sofistike seyir füzeleri üretip ihraç ettiğini kaydetti.

“Bütün bu gerçekler ortadayken, Moody's'in siyasi hedefli değerlendirmeleri, utanç vesikaları olarak tarihteki yerini alacak, Türkiye ekonomisi ise büyüyerek yoluna devam edecektir" diyen Canikli, bu yüzden de Moody’s’in not indirimi kararının Türkiye için sivrisinek vızıltısından ibaret olduğunu söyledi.

İktidar cephesinde not indirimine art arda gelen bu sert tepkilere ve kararın “siyasi ya da sinek vızıltısı” olduğu iddialarına rağmen, ilk etkisi dolar/TL kuru üzerinde kendisini gösterdi.

Moody’s 14 Haziran Cuma günü Türkiye’de piyasalar kapandıktan sonra, gece geç saatlere doğru Türkiye değerlendirmelerini ve not kararını duyurur duyurmaz, gece yarısından hemen önce dolar 5,90 TL’yi aştı. Muhtemelen hafta başında para ve döviz piyasalarıyla, borsa açıldıktan sonra asıl tepki daha net ve somut şekilde ortaya çıkacak. Büyük olasılıkla kurların yönü yukarı doğru olacak.

Hazinenin resmi sözleşmesi bulunan iki reyting kuruluşundan birisi olan Moody’s, siyasi, ekonomik ve diplomatik risklere dayandırdığı kararıyla Fitch ve Standart and Poor’s’un (S&P) önüne geçmiş oldu. Resmi sözleşmeli diğer reyting kuruluşu Fitch de önümüzdeki günlerde yeni kredi notu kararını açıklayacak. S&P’nin sözleşmesi ise daha önce yaptığı not indirimine tepki olarak sonlandırılmıştı. O nedenle Moody’s ve Fitch’in kredi notları, şu anda küresel piyasalar ve yatırımcılar açısından Türkiye’nin karnesi niteliğinde.

Buna karşın, S&P de sözleşmesi feshedilmesine rağmen, düzenli olarak kendi müşterileri için Türkiye ekonomisiyle ilgili değerlendirme ve notlarını ilan ediyor. S&P son olarak Türkiye’nin kredi notunu Moody’s’in düşürdüğü B1 seviyesi ile aynı anlama gelen B+, ülke görünümünü de “durağan” olarak tespit etmişti.

Fitch ise uzun süredir Türkiye’nin kredi notunu BB-  ve ülke görünümünü negatif olarak tutuyor. Şimdi S&P ve Fitch’in açıklayacağı yeni notlarda da indirime gidilirse, Türkiye ekonomisi açısından etkisi daha sarsıcı olabilecek.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) geçtiğimiz hafta Bloomberg Haber Ajansı’nın Türkiye bürosundaki iki muhabirine ve bu muhabirlerin geçtiği habere yorum yapan bazı gazeteciler hakkında ekonomiyi ve yatırımcıları olumsuz etkileyecek haberler yazdıkları gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Savcılık da dava açtı. BDDK’nin ardından SPK da benzer girişimde bulundu. BDDK ve SPK daha önce de ABD’li Yatırım Bankası ve Danışmanlık Kuruluşu JP Morgan’ın Türkiye değerlendirme raporu hakkında spekülatif iddialar ve ekonomi üzerinde algı operasyonu gerekçesiyle suç duyurusu ve dava yoluna gitmişti.

Buna karşılık Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, IMF-Dünya Bankası İlkbahar dönemi toplantıları için gittiği Washington’da JP Morgan’ın organize ettiği yatırımcılar toplantısında konuşmuştu. BDDK ve Devlet Bankası Ziraat’in Genel Müdürü Hüseyin Aydın’ın başında bulunduğu Bankalar Birliği, geçen ay bu kez Reuters’in bankacılık sektörüyle ilgili geçtiği haberine karşı peş peşe sert açıklamalar yaptı.

BDDK ve SPK, 2013 Mayıs’ında yaşanan Gezi Eylemleri sırasında da bazı dış güçlerin ekonomik darbe girişiminde bulunduğu, borsa ve döviz üzerinde spekülatif hareketler yürüttükleri gerekçesiyle inceleme başlattı. Ancak bugüne kadar ortaya somut bir bulgu konulamadı, soruşturmanın akıbeti de açıklanmadı.

Geçtiğimiz yıl Ağustos ayında ABD’li Rahip Brunson olayında gündeme gelen gerilim ve ardından devreye sokulan yaptırımlarla döviz kurları olağanüstü yükselişe geçince, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak “Bir yabancı ülke başkentinde yapılan toplantıda planlanarak uygulamaya konulan Türkiye ekonomisini çökertme ve ekonomik darbe senaryosunun  püskürtüldüğünü” açıkladı. Muhalefetin, bu ülkenin ve başkentin açıklanması çağrılarını ise Bakan Albayrak ve iktidar bugüne kadar yanıtsız bıraktı.

Son birkaç yıldan bu yana uygulanan seçim ekonomisi, yapısal reformların sürekli ertelenmesiyle, giderek kötüleşen ekonomik tablonun sorumlusu olarak hep “dış güçler, ekonomik saldırı, spekülatif saldırılar vb.” gerekçelerin ardına sığınan Erdoğan hükümeti ve ekonomi yönetimi, Moody’s’in not indirimini de aynı senaryoların parçası olarak kamuoyuna sunma yaklaşımında. 

Türkiye’ye “yatırım yapılabilir” notu verildiğinde, AKP iktidarının övgüler düzdüğü, el üstünde tuttuğu reyting kuruluşları, şu anda düşman kategorisinde.

BDDK ve SPK’nin, ekonomi muhabirleri, yazar ve yorumcularına, ekonomideki gidişatı sergileyen haber ve yazılara yönelik olarak, son dönemde giderek sıklaşan suç duyuruları, davalar, yayın yasağı, erişim yasağı girişimleri, ekonomik sorunların çözümüne bir katkı sağlamıyor. Aksine  “bir şeylerin gizlenmek, sansür edilmek” istendiği, ekonomide saydamlığın yasaklarla, davalarla engellenmeye çalışıldığı, verilerin saklandığı ya da üzerinde oynandığı, manipüle edilip edilmediği tartışmalarını” gündeme getiriyor. Bu da, TÜİK, BBDK, SPK, Merkez Bankası vb. ekonomik kurumların yıpranması, saygınlıklarının erozyona uğraması, güvenilirliklerinin sorgulanması sonucunu doğuruyor.       

Dolayısıyla, son yıllarda tarafsızlıkları, ülkelere yönelik not değerlendirmelerindeki çelişki ve kriterleri sorgulanan, ancak hâlâ küresel piyasaların ve yatırımcıların önemsediği reyting kuruluşlarının değerlendirmelerini ve açıkladıkları notları “Vız gelir tırıs gider…Sinek vızıltısından ibaret…Biz başkasından not almayız, bizim notumuzu millet verir” tarzı çıkışlarla hafife almak, yok saymak, küresel piyasalar nezdinde o ülkeye verilen notun ve risk değerlendirmelerinin etkisini ortadan kaldırmıyor.

Nurettin Canikli’nin Türkiye ekonomisinin cari fazla verme sürecine girdiği ve dış kaynak gereksiniminin hemen hemen kalkmadığı iddiası da kendi kendini aldatmaktan öte bir şey olmadığı gibi ekonominin gerçeklerini de değiştirmiyor. Aksine iktidardan, ekonomi yönetiminden, sorumluluk konumundaki kişilerden gelen bu tür açıklama veya savunmalar, iktidarın durumu ne kadar ciddiyetle ele aldığı konusunda güveni zedeliyor, inandırıcılığı ortadan kaldırıyor.

Ülkenin ekonomisi çivisinden çıkmışken, halk enflasyon, işsizlik ve pahalılık altında ezilirken, bunun gündeme gelmesini önlemeye çalışan iktidar ittifakı “Bir merminin fiyatı kaç lira biliyor musunuz?” diyerek, 31 Mart yerel seçimlerini “ülkenin bekası, var olma-yok olma meselesi” olarak sunmaya çalıştı. İnandırıcı olamadı, seçmeni de inandıramadı.

Kaybedilen büyükşehirlerin ardından şimdi 23 Haziran’da tekrarlanacak İstanbul seçimi içinse artık “beka, terör örgütleriyle bağlantılı muhalefet” söylemi terk edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan meydanlardan çekildi, ortalıktan kayboldu. Seçime bir hafta kala, gelinen noktada; “Sadece bir belediye başkanı seçilecek. Olması gereken ne ise o olacak. Millet iradesi tecelli edecek” demek zorunda kaldı. 

O nedenle, Moody’s’in not indirim kararının sinek vızıltısı olmadığını da en iyi bilen ve kendi söylediklerine kendileri de inanmayan iktidar, başkası değil.


Kaynak: Ahval
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ