Satılık adalet!

"Türkiye’de adalet tam anlamıyla satışa çıkarılmış durumda."


Tr724'ten İlker Doğan'ın haberine göre Çoklu baro tartışmalarının gündemde olduğu dönemde çok önemli bir iddianame açıklandı.’F... borsası’ soruşturması kapsamında hazırlanan iddianame tamamlandı ve mahkeme tarafından da kabul edildi. Buna göre pasaport tahdidini, mal varlığına el koyma kararlarını kaldıracakları vaadiyle, haklarında soruşturma olan Cemaat mensuplarından para toplayan suç çetesi yargılanacak. Çete içerisinde avukatlar, polisler, bakanlık bürokratı ve MİT mensupları yer alıyordu. Söz konusu çete aslında deryada bir damla. Bu suç örgütü gibi yüzlercesinin var olduğu Türkiye’de adalet tam anlamıyla satışa çıkarılmış durumda. Yargının bağımsızlığını yitirdiği, hukukun tamamen askıya alındığı günlerde ‘fırsattan istifade’ ceplerini doldurmanın derdine düşen polisler, bürokratlar, hakimler, savcılar ve avukatların birinci önceliği para! Ne kanun dinliyorlar, ne hak, ne hukuk! 

Cezaevinden tahliye olan bir gazeteci, şahit olduğu ‘satılık yargı’ olayını Tr724’e şöyle anlattı: ’’Türkiye’de bulunduğum dönemde cezaevindeki koğuş arkadaşlarımdan biri avukattı. Varlıklı bir aileye mensuptu. Ailesi, avukat arkadaşın bilgisi dışında kendisini MİT mensubu olarak tanıtan kişiye bundan 4 yıl önce ‘tahliye’ için 50 bin dolar ödemişti. Ancak söz konusu avukat yaklaşık 40 ay tutuklu kaldı. Avukat olan bir başka koğuş arkadaşımdan istenen para ise tam 500 bin dolardı! Vermedi. Özel yapım makam aracına el koydular ve o da 45 ay tutuklu kaldı.’’


Türkiye’nin en önemli gündem maddelerinden biri hiç şüphesiz ‘çoklu baro’ tartışmaları. İktidar özellikle İstanbul, Ankara, İzmir, Adana gibi büyükşehirlerde ele geçiremediği baroları bir şekilde ‘etkisiz hale’ getirmenin hesabını yapıyor. Muhalefet ve baro başkanları ise söz konusu adımı ‘vatana ihanet’ olarak değerlendiriyor, yargının tamamen siyasallaşacağı iddia ediyor ve hukukun biteceğini savunuyor! 

TUZ KOKMUŞ!

Peki hali hazırda Türkiye’de ‘hukuk’tan söz edilebilir mi? İşte bu sorunun cevabını da yine bizzat rejimin savcıları, ‘f.tö borsası’ soruşturmasına ilişkin hazırladıkları iddianamede veriyor. İddianameyi okuduğunuzda AKP rejiminin yönettiği Türkiye’de yargının, bürokrasinin, emniyetin hatta ‘savunma’ makamının nasıl çürüdüğünü net olarak görüyorsunuz. İddianameye göre pasaport tahdidini, mal varlığına el koyma kararlarını kaldıracakları vaadiyle haklarında soruşturma olan Cemaat mensuplarından para toplayan suç çetesinde avukatlar, polisler, bakanlık bürokratı ve MİT mensubu yer alıyor. 

İKİ SAVCI İHRAÇ EDİLMİŞTİ

İddianamede Cemaat’e yönelik soruşturmalarda adı geçenleri bulup onlara ulaşmaya çalışan Ahmet K. isimli şahsın örgütün lideri olduğu anlatılıyor. İki polis, 1 MİT personeli, 1 Maliye Bakanlığı gelir uzmanı ve 2 avukatın ‘f.tö’ borsasındaki rolleri detaylı olarak anlatılıyor. Söz konusu çete, 91 kişiden bu şekilde yüklü miktarlarda para almış.  Aynı soruşturma çerçevesinde savcılar İsmet Bozkurt ve Lütfü Karabacak meslekten ihraç edilmişti.

ÖDEME YAPARSANIZ, SORUN ÇÖZÜLÜR! 

Sistem şöyle işliyor; çete lideri Ahmet K. isimli şahıs belirli miktarlarda para ödeyerek Cemaat mensuplarıyla ilgili bilgileri MİT mensubu ve iki polisten alıyor. Ardından söz konusu bilgileri çete üyesi avukatlara (evli çift) vererek, Cemaat mensuplarına ulaşmalarını istiyor. (Bayan avukat itirafçı oldu)  Soruşturmada adı geçen kişilere ulaşan iki avukat ise şüphelilere, ‘sorunlarının yapacakları ödemeler karşılığında çözüleceği’ vaadinde bulunuyor. İddianamede söz konusu çetenin suç eylemleri tek tek sıralanmış. Örneğin çeteye, bir pasaport tahdidinin kaldırılması karşılığında 50 bin TL ödeme yapılmış. 

SÜMENALTI ETMEK DE PARAYLA

‘F.tö borsası’ iddiasını ortaya atan ilk isim eski AKP’li milletvekili Şamil Tayyar’dı. Tayyar, ‘bazı Cemaat mensuplarının para karşılığı itirafçı adı altında serbest bırakıldığını’ söylüyordu. Bu ifadelerinin ardından soruşturma açıldı ve Tayyar ifade verdi. Şamil Tayyar’ın ifadeleri doğruydu. Emniyet ve yargı çevresinde ‘fırsattan istifade’ etmek isteyen birileri, ceplerini doldurmak için insanlardan yüklü miktarlarda para topluyordu. Kimileri ‘tahliye’ sözü veriyor, kimileri ‘dosyaları’ sümen altı etme karşılığında yüzbinlerce lira alıyordu. 

SUÇ YALAN, RÜŞVET GERÇEK!

F... borsası skandalları bugüne kadar pek çok kez haber oldu. Çalık Holding’e bağlı Çalık Gayrimenkul Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Taçyıldız’ın da kendisi ve ailesi hakkındaki Fethullah Gülen cemaatiyle ilişkili evrakının eski İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Özgür Taşdemir tarafından boğaz manzaralı köşk karşılığında temizlendiği ileri sürülmüştü geçtiğimiz aylarda. Kayıplara karışan Taşdemir’in gazetelerde yayınlanan mal varlığı da çok konuşulmuştu. 

BU ÇETE İLK DEĞİL, SON DA OLMAYACAK 

Peki bütün bunlar ne anlama geliyor? Haklarında dava açılan çete üyeleri ilk değil ve son da olmayacak. Türkiye’de söz konusu savcı, polis ve MİT personeli gibi binlercesi var. Ülkede hukuk tamamen raydan çıkmış durumda. Adalet, cebini doldurmak isteyen bürokrat, yargı mensupları ve polisler tarafından satılığa çıkarıldı. AKP’nin memuru gibi davranan hakim ve savcılar ne hukuk tanıyor ne kanun! Ölümcül hastalığa yakalanan insanların tahliye edilmeleri aylar sürüyor. Hamile ve yeni doğum yapmış lohusa kadınlar bebekleriyle birlikte kanunun açık emrine rağmen tutuklanıyor. İnsanlar yasal bir bankaya para yatırdıkları, yasal bir sendikaya üyü oldukları ya da yasal bir kurumda çalıştıkları için cezaevine konuluyor. 


Kaynak: TR724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ