NATO için sonun başlangıcı mı: 'Erdoğan'ın başına buyrukluğu ve YPG pişkinliği'

NATO'nun 70. kuruluş yıldönümünde İngiltere'nin Watford bölgesinde düzenlenen iki günlük liderler zirvesi, “beyin ölümü”, “iki yüzlü” gibi birçok tartışmaya sahne olduktan sonra bir ortak deklarasyonla kapandı.


Toplantıdan önce, Atlantik'in iki yakasından birçok gözlemci, bunun NATO'nun geleceği açısından, "Soğuk Savaş bittiğinden bu yana en önemli toplantı" olduğuna inanıyordu.

BBC Türkçe’den Ergin Yıldızoğlu’nun haberine göre, aslında bir "sonun başlangıcı" olabileceğini düşünenler de vardı.


Haberde, ABD'nin ve Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlıklarının NATO'nun onayı dışında gerçekleşmesinin güvensizliği artırdığına dikkat çekiliyor ve ekleniyor:

“Türkiye'nin NATO'nun rakibi olan Rusya'dan S-400 füzelerini satın alması, NATO toplantısından önce bu sistemi denemesi, veto tehdidiyle kendi (Kürtleri hedef alan) 'terörizm tarifini' örgüte kabul ettirmeye çalışması, Suriye kaynaklı göçmen dalgasını Avrupa'ya karşı kullanmak tehdidi, örgüt içindeki görüş ayrılıklarının giderek derinleştiğini gösteriyor.”

İngiliz basınında Daily Telegraph iki tam sayfa yer ayırdığı zirvede, dünya liderlerinin Trump ile alay ettiğini, bunun videosunun yayılmasının ardından Trump'ın İngiltere'yi planlanandan erken terk ettiğini yazdı.

Videoda Kanada Başbakanı Justin Trudeau, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson'ın sohbet ettiği görülüyordu. Trudeau Trump'ın basın toplantısı yüzden geç kaldığını ve Trump'ın söylediği bazı ifadelerden sonra basın ekibinin ağzının açık kaldığını gördüğünü söylerken duyuluyordu.

Trump İngiltere'den ayrılırken yapmayı planladığı basın toplantısını da iptal etti.

ABD Başkanı, Trudeau hakkında da "iki yüzlü" dedi.
 
DW Türkçe’nin aktardığına göre, Alman basınında ise liderler arasındaki görüş ayrılıklarına vurgu yapılıyor.

Volksstimme gazetesindeki yoruma göre ittifakın başa çıkması gereken en önemli sorunlardan biri Çin Halk Cumhuriyeti:

"Bugüne dek var olan küresel güç merkezleri NATO ve Rusya'nın yanına Çin de geldi. Pekin'in silahlanma harcamaları yıllardan beri çift haneli oranlarda artıyor ve bu durumun ülkenin askeri potansiyeline yansımasını görüyoruz. Kuzey Atlantik İttifakı şimdi kendini bu duruma hazırlıyor. Bu hazırlık aynı zamanda NATO üyesi ülkeler arasında bir tutkal görevi de görecektir, olası bir uzaydaki savaşlara hazırlık faaliyetleri gibi. İttifakın iç meseleleri ise, birliğin dünyevi sorunları. Fransa Cumhurbaşkanı, ‘beyin ölümü' tabiri ile çok fazla ileri gitmiş olması, NATO üyesi ülkelerin liderlerini iki yüzlü uyum gösterilerinde oldukça zorluyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başına buyruk bir şekilde hareket ediyor. Doğu Avrupa'nın güvenliği pek de umrunda değil. Onun amacı, henüz kısa bir süre önce müttefik konumunda olan YPG'nin NATO tarafından bir terör örgütü olarak lanetlenmesini sağlamak. Ancak silah almaya gelince Türkiye tercihini Rusya'dan yana kullanıyor. Bu pişkinlik karşısında Almanya'nın NATO'ya maddi katkısı ile tartışmalar gülünç kalıyor."

NATO için en büyük tehlikenin Çin olduğunu kaydeden bir başka gazete olan Landeszeitung…

Landshuter Zeitung da NATO içindeki sorunlara değinirken, ittifakın siyasi stratejisini yenilemesi gerektiğini savunuyor ve şunları kaydediyor:

"Verilmeye çalışılan tüm uyum görüntülerine rağmen askeri birliğin içindeki ihtilaflar varlığını koruyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron birkaç hafta önce NATO'nun ‘beyin ölümü'nden söz etmişti. Kullanılan ifade her ne kadar sert olsa da, dile getirilen eleştirinin haklı bir tarafı var. Üyelerinden birinin başına buyruk bir biçimde Suriye'ye girdiği ve diğer üyelerin müttefiklerine karşı savaştığı bir ittifaktan ne beklenebilir ki? NATO askeri anlamda hiç kuşkusuz güçlü bir örgüt. Ancak siyasi strateji konusunda şüphesiz gidermesi gereken eksikleri var. Bu askeri Batı ittifakının beyni belki ölü değil ancak aklının çok da başında olduğu söylenemez."

NATO içinde Almanya'nın rolüne dikkat çeken Hannoversche Allgemeine Zeitung ise, Berlin'in artık liderlik rolüne soyunmasının zamanının geldiğini ifade ediyor:

"Almanya'nın uluslararası ittifaklarda kendine biçtiği arabulucu ve uzlaştırıcı rol saygı duyulması gereken bir çizgi. Ancak bu artık yeterli olmuyor. Almanya uluslararası siyasette liderlik rolünü üstlenmek zorunda.  Böyle bir girişimi bekleyen çok sayıda partner ülke ile birlikte, uluslararası ittifakların ajandasında söz sahibi olabilmek için bir fırsat bu. Aynı zamanda bu ittifakların eylem kabiliyetini ayakta tutmak açısından önemli. Almanya için en büyük güvenlik riski bu ittifakların çökmesi. Avrupa Birliği ortadan kalkar ise, ekonomik anlamda çaresiz kalırız. NATO'nun olmadığı bir dünyada da; ABD, Rusya ve Çin gibi küresel güçlerin arasında korumasız bir devlet durumuna düşeriz."

Amerika’nın Sesi’nde yer alan analize göre NATO zirvesinin, onca görüş ayrılığına rağmen başarılı geçtiği öne sürülüyor.

Türkiye, NATO’nun YPG’yi terör örgütü olarak nitelememesi halinde Baltık ülkeleri ve Polonya’yı kapsayan savunma planını veto etme tehdidinde bulunmuş, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Türkiye ile uzlaşmanın bir yolunu aradıklarını söylemişti.

VOA haberinde, Zirvenin kapanışında açıklama yapan Jens Stoltenberg, Türkiye’nin Baltık ülkeleri savunma planında veto hakkını kullanmadığını ve liderlerin bu konuda uzlaştıklarını söylemesine dikkat çekiliyor.

Stoltenberg, NATO’nun YPG’yi nasıl nitelemesi gerektiği konusunun zirvede görüşülmediğini belirtti. Savunma planının kapsadığı Baltık ülkelerinden Litvanya’nın Cumhurbaşkanı Türkiye’nin veto hakkını kullanmamak için bir talepte bulunmadığını söyledi, “Gösterdiği dayanışma için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a herkes teşekkür etti” dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron da zirvenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Terörün tanımı konusunda Türkiye ile ortak bir noktada buluşamadıklarını belirten Fransız lider YPG’nin terör örgütü ilan edilmesi konusunda Ankara ile aynı görüşte olmadıklarını vurguladı. 

Zirvede Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Trump arasındaki ikili görüşmeye de ayrı bir parantez açılan haberde, ABD Başkanı’nın ''Erdoğan'la her şeyi ele aldık, Suriye'yi konuştuk, Kürtler'i konuştuk” diyerek sınır bölgesinde her şeyin yolunda gittiğini hatırlatmasına atıf yapılıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un,  “beyin ölümü” açıklaması sonrası zirvede, kendisini buz tutmuş denizin üzerinde buzları kırarak ilerleyen bir gemiye benzetti, “Geride kırık buz bırakır ama bir yol da açar” dediğinin altı çiziliyor.

VOA’nın aktardığına göre diplomatlar, NATO zirvesinde elde edilen görece başarılı sonucu kısmen Başkan Trump’ın daha yumuşak bir tavır sergilemesine bağlıyor. Trump’ın Kanada Başbakanı için kullandığı “iki yüzlü” ifadesi dışında ABD Başkanı’nın genel olarak daha uzlaşmacı bir ton benimsediği görüşü dile getirildi. Reuters’a konuşan Avrupalı bir diplomat “Çok yumuşak bir Trump gördük. Oyun bozucudan çok bir takım oyuncusu gibiydi” değerlendirmesini yaptı.

Bir başka diplomat da hakkındaki azil soruşturmasıyla iç siyasette zorlu günler geçiren ve 2020 seçimlerine hazırlanan Trump için “İç siyaset seçim kampanyası bağlamında uluslararası çatışma başlatmak çıkarına olur mu? Bunun fayda sağlayacağını sanmıyorum” ifadelerini kullandı.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ