Mithat Sancar: Artık çözümün tek muhatabı AKP değil

HDP milletvekili ve TBMM Başkanvekili Prof. Mithat Sancar, yeni bir çözüm sürecine giden herhangi bir gelişmenin olmadığını söylüyor. Ancak Sancar’a göre yeni bir çözüm süreci olacaksa, bunun tek muhatabı AKP olmayacak.


CHP, MHP ve İYİ Parti’nin de sürece dâhil edilmesi gerektiğini söyleyen Sancar’a göre AKP’nin yeni bir hikâye yazabileceği tek alan Kürt sorunu.

15 Temmuz’dan ve onun sonucu olan yeni rejimden çıkılmadan erken seçime gitmenin mevcudu yeniden üretmek dışında anlamı olmayacağını söyleyen Sancar, yeni yargı paketinin de AKP ve iktidar koalisyonu içindeki ihtilaflardan dolayı sonbahara bırakıldığını düşünüyor.


GazeteDuvar'dan İrfan Aktan'a konuşan Mithat Sancar, şöyle dedi: 

"Erdoğan’ın kiminle ne kadar istişare ettiğini, partisindeki farklı eğilimlerin kendisine ne kadar yansıdığını, kamuoyundaki beklenti ve tepkilerin ne kadar farkında olduğunu bilemiyoruz. Kaldı ki şu anki ittifak sadece MHP’yle değil, aynı zamanda ulusalcı çevrelerin de dahil olduğu geniş bir devlet ittifakı gibi görünüyor. Bu ittifakın bileşenleri, Kürt sorununda siyasi bir çözüm isteyecek tarihe, duruşa sahip değiller. Aksine klasik devlet aklı refleksini güncelleyerek pazarlayan ve bunun peşinden koşan bir yapıdan söz edebiliriz. Erdoğan’ın ideolojik olarak böylesi bir anlayışa uzak olduğunu söylemek de mümkün değil. Erdoğan esasen böyle bir devletçi reflekse de hem ideolojik yapısı hem de siyasi geçmişi itibariyle pekâlâ yatkın bir siyasetçi. Fakat pragmatist bir siyasetçi olarak, çözüm yolunun hem kendi iktidarını koruyacağına hem de devletin çıkarları açısından uygun olacağına inanırsa, yeniden manevra yapabilir."

"Kürtlerde veya HDP’de, pragmatist yönü dolayısıyla Erdoğan’ın tekrar bir çözüm yoluna meyledebileceği beklentisi var mı?" sorusuna şu yanıtı verdi: 

"Gerek HDP’de gerekse genel olarak Kürtler arasında böyle bir beklenti olduğunu söyleyemem. Kürtler son derece gerçekçi bir yaklaşıma sahip. 23 Haziran İstanbul seçimlerinde Kürtlerin ucuz pazarlama tekniklerine ne olursa olsun prim vermeyecek bir kararlılığa, olgunluğa, derin görüye sahip oldukları bir kez daha ortaya çıktı. Fakat sonuçta Kürtler açısından barış, bu savaşın sonlanması, çözüm yoluna girilmesi, ekmektir, sudur, hayatın kendisidir. Dolayısıyla barış ihtimalini dillendiren herhangi bir gelişmeye Kürtler ve geniş anlamda Kürt siyaseti kulak kabartır. Öcalan’ın mesajları da bunu yansıtıyor. AKP veya başka bir iktidar, ideolojik olarak çözüme yatkın olmasa da, Kürtler, karşılarında devlet gerçeği olduğunu gözardı etmiyor."

HDP'li vekil Sancar'a 23 Haziran’dan hemen önce kamuoyuna ilettirilen Öcalan'ın mektubu da soruldu. "Öcalan’ın mesajını AKP’ye destek olarak yorumlamak ya art niyetlidir ya da çok yüzeysel bir yaklaşımdan kaynaklanıyordur" diyen Mithat Sancar, "Bir kere Öcalan’ın konumunu doğru değerlendirmek gerekiyor. Kendisi bir müzakere kapısının açılması için elbette çaba harcar ve meseleye günlük siyasetin üstünden, ötesinden bakmayı tercih eder. Yıllardır da bu böyledir. Suriye ve Türkiye’de daha fazla acı, can kaybı olmadan, daha fazla yıkım yaşanmadan bir yolun, kapının açılmasını sağlamanın kendi tarihsel misyonu olduğunu defalarca da söylemiştir. Muhtemelen görüşmelerin, yani avukat ziyaretlerinin devam edebilmesi için hükümet kanadının ısrarlı beklentisiyle karşı karşıya kaldı. Kendisi ise bu beklentiyi karşılamak yerine, kendi üslubuna göre bir mesajla hareket etmeyi tercih etti. Avukatlarıyla yaptığı görüşme esnasında da seçimle ilgili kararı HDP’nin kendisinin vereceğini açıkça söylüyor ve kimse sorumluluğu bana atmasın, herkes kendi sorumluluğu ekseninde hareket etsin diyor. Eğer Öcalan seçimlere doğrudan müdahale etmeye niyetli olsaydı, mektubunu HDP’ye değil doğrudan Kürtlere hitaben yazar, Kürtlere çağrı yapardı. Kaldı ki HDP içinde yapılan değerlendirmede de Öcalan’ın mesajıyla partinin 23 Haziran’a kadar izlediği strateji arasında bir çelişki olmadığı sonucuna varıldı" ifadelerini kullandı. 

"Kürt sorunu sadece Türkiye sınırları içindeki bir sorun değil" diyen Sancar, şöyle dedi:

"Bu durum son yıllarda iyice belirginleşti. Özellikle Türkiye ve Suriye’de bu sorun fazlasıyla iç içe. Dolayısıyla yeni bir çözüm süreci konuşulacaksa, bu sadece hükümetle Kürt hareketi arasında, 2013-15’tekine benzer olamaz. Şartlar artık yeni yöntemleri ve tarzları gerektiriyor...Öcalan’ın altını çizdiği, bizim de yıllardır savunduğumuz “üçüncü yol” çok ışıklı. Çözümün parçası olmak isteyen, bu yönde iyi-kötü adım atmayı kabul eden her aktörün içinde yer alabileceği bir modele ihtiyaç vardır. Zira bir sürecin kalıcı barışa ve güvenceli çözüme ulaşabilmesi için o sürecin toplumsallaşması lazım. Şüphesiz sürecin bu anlamda başarısı için başka şartlara da ihtiyaç var; fakat bence en vazgeçilmez şart toplumsallaşmadır. Bu nedenle sadece AKP’yle, sadece hükümetle veya mevcut koalisyonla görüşmeler üzerinden yeni bir çözüm süreci beklemek ve istemek artık doğru değil. Bu yüzden artık çözümün tek muhatabı AKP değil. AKP şu anda iktidarda olduğu için çözüm tartışmalarının doğal bir parçası. Ama çözümün aktörlerinden biri olup olmayacağı kendi kararlarıyla belirlenecektir. Eğer yeniden bir süreç başlatma niyeti ortaya koyarsa AKP, bunun mutlaka toplumun bütün kesimlerini kapsayacak, önemli bütün siyasi aktörleri içerecek bir yapıda düşünülmesi gerekiyor. Niyet ortaya koyması şartıyla AKP, tabi ki CHP, mutlaka bu sürecin parçalarıdır. Mecliste grupları olduğu için söylüyorum: İYİ Parti ve MHP de çözüm sürecinin parçası olmalıdır. Elbette bir de Meclis dışı aktörler var; o da ayrı bir bahis.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ