"Kozmik Oda’dan casus çıkmadı çünkü belgeleri Akar teslim etti"

Odatv yazarı Müyesser Yıldız, 'Kozmik Oda'dan neden 'casus' çıkmadı'ğını yazdı. Yıldız, dönemin Genelkurmay Başkanı Necdet Özel ve 2. Başkan Hulusi Akar'ın rolüne dikkat çekti.

Odatv yazarı Müyesser Yıldız, ‘Kozmik Oda’ soruşturmasını yürüten savcı ve polislerin ‘siyasi ve casusluk’ suçlamasından beraat ettiklerini çünkü; Kozmik Oda’daki harddiski inceleme izninin bizzat dönemin Genelkurmay Başkanı Necdet Özel ve 2. Başkan Hulusi Akar tarafından dönemin hükümet üyeleriyle mutabakata varılarak verildiğini yazdı.

Kronos'un aktardığına göre, Yıldız, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davadan “siyasi ve askeri casusluk” hükmü çıkmama nedeninin mahkemenin gerekçeli kararında da atıfta bulunduğu; kendiside aynı suçlamayla yargılanan ve beraat eden dönemin Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri Muharrem Köse, 18 Şubat 2002’deki savunmasının başında yaptığı açıklamalar olduğunu öne sürdü.


‘Kozmik Oda Kumpası’ davası ile kendisine kumpas kurulduğunu savunan Köse’nin, beraber çalıştığı eski Genelkurmay Başkanları Necdet Özel ve 2. Başkan Hulusi Akar’ı da sessiz kalarak, bu kumpasının devamını sağlamakla suçladığını aktaran Müyesser Yıldız, Köse’nin ayrıca harddiskin Mart 2013’te savcı Mustafa Bilgili’ye asker ile hükümetin mutabakatı ile verildiğini söylediğini kaydetti.

Yıldız, Köse’nin ‘Ocak 2012’de göreve başladığını, 19 Nisan 2012’de dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Hulusi Akar imzalı emirle, tüm adli yazışmaların kendisinin üzerinden yapılmasının kararlaştırıldığını, bu kapsamda tüm evrakların altında imzasının olduğunu, ayrıca yine Genelkurmay Başkanı’nın emriyle 28 Şubat soruşturması için savcı Mustafa Bilgili’yle defalarca görüştüğünü söylediğini yazdı.

"GENELKURMAY BAŞKANI GÖRÜŞMÜŞ, ‘SÜRECİ BİTİRELİM’ DEMİŞLER"

Müyesser Yıldız, Muharrem Köse’nin savunmasındaki şu ifadelere yer verdiğini aktardı:

“O günlerde TSK’ya yönelik, faili meçhullerin merkezi olduğu yolunda haberler çıkınca Genelkurmay Başkanı, o dönemdeki Başbakan, Adalet Bakanı ve Cumhurbaşkanı’yla haftalık görüşmelerinde, TSK’yla ilgili haberlerden duyulan rahatsızlıkları iletiyordu. Kendi aralarında, ‘Bu süreci sonlandıralım.’ diye bir karar vermişler. Bunun üzerine Mustafa Bilgili mahkemeden hard diske el konulması kararı talep etmiş. Karar bana geldiğinde, ‘Komutan karar versin’ diye iki alternatifli bir bilgi notu hazırlayıp, hem 2. Başkan Hulusi Akar’a hem Necdet Özel’e arz ettik. Akar, karara itiraz edilmesi seçeneğini uygun buldu.

"KOZMİK ODA İLE İLGİLİ SAFAHATI BİLMEYEN TEK BİR SALAK YOK!"

"Necdet Özel’e götürdüm. Bilgi notunu okudu. Safahatı biliyor zaten. Kozmik Oda’yla ilgili safahatı bilmeyen tek bir salak yok TSK’da. Bu adamlar orgeneral, safahatı bilmiyor olur mu? 4 Mart’ta tüm ilgililerin katıldığı bir toplantı yapıldı. Kimse bunda devlet sırrı bulunduğunu söylemedi. Sonuçta, iki personelimiz nezaretinde buna bakılmasında sakınca olmadığı bildirildi, yani el koyma kararına itiraz edilmedi. Ben kendi başıma karar verici makam değildim. Karar mercii Genelkurmay Başkanı’dır. O’nun ve 2. Başkan’ın parafladığı yazıyı Savcılığa gönderdim, 16 Mart’ta da emanete konulmak üzere mühürlü torba içinde Savcılığa teslim ettik. Dediğim gibi, Genelkurmay Başkanı muhataplarıyla görüştü.

"GENELKURMAY BAŞKANI EMRİNİ YERİNE GETİRMEM SUÇSA…"

"Dönemin Başbakanı ve Adalet Bakanı, ‘Bu iş sonlandırılsın.’ şeklinde bir karar verdiler. Bu kapsamda imaj teslim edildi. Ardından da imajın hangi tarihte, hangi nedenle, hangi gerekçelerle verildiğine dair bir basın açıklaması yapıldı. Bu açıklamada, ‘Genelkurmay Adli Müşaviri Muharrem Köse bizi kandırdı. İmajı gizlice savcılığa verdi’ demediler; ‘Bu imajı TSK’nın zan altından kurtulması için verdik’ dediler. Tüm evraklarda Genelkurmay Başkanı’nın imzası, emri var. Genelkurmay Başkanı’nın emri ile ben işlem yapmışım. Genelkurmay Başkanı emriyle yapmam nedeniyle eğer bir suç varsa, Genelkurmay Başkanı’nın görev suçu Yüce Divan konusu var. Ama Necdet Özel’in de suçu yok ki. Bir evrak suçsa o evrakta imzası, parafı olan herkes suçludur ya da değildir. Benim evrakımda imzası olan, parafı olan, emri olan Necdet Özel bu dosyada tanık bile dinlenmedi. Kozmik Oda konusundaki beyanlarımın en yakın tanığı, Hulusi Akar, Necdet Özel, Okşan Çiğdem’dir. Onlar dinlenmeden, neye göre benim sorumlu olduğum anlaşıldı?”

GİZLİ PERSONEL LİSTESİ KOZMİK ODA’DAN ÇIKMADI, MİT TBMM’YE GÖNDERDİ

Müyesser Yıldız, Kozmik Oda soruşturmasıyla, seferberlik halinde halkı örgütlemekle görevlendirilmiş sivil personelin isimlerinin deşifre edildiği iddiaları hakkında da Muharrem Köse’nin olayın Kozmik Oda ile ilgisinin bulunmadığını, listenin Meclis’te kurulan Darbeleri Araştırma Komisyonu’na MİT tarafından gönderidiğini söylediğini kaydetti.

Yıldız’ın aktardığına göre Köse, sözlerini şöyle sürdürdü:

“MİT’in bu belgeleri her yere yayılınca Başbakanlık bize, biz de Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bunların ‘devlet sırrı’ olup olmadığını sorduk. Özel Kuvvetler, personel listesi olduğu için bunların Seferberlik Tetkik Kurulu’nun lağvedildiği 28 Haziran 2013 tarihine kadar devlet sırrı niteliği taşıdığını, bu tarihten sonra devlet sırrı niteliğinin sona erdiğini bildirdi. Bu belgeler 2015’e kadar tüm basında yer aldı. O zaman hiçbir şey demeyenler, 17/25 sonrası atmosfer değişince, devlet sırrına sığındılar. MİT’in gönderdiği evrakta 684 tane özel personelin ismi, mesleği, kişisel bilgileri vardı. Bunlar şu anda dava dosyasında da var.  Bu soruşturmayı yapan savcı MİT’e sormuş, MİT, ‘devlet sırrı’ demiş. Eğer devlet sırrı ise dosyada ne arıyor?”5 yıl hiçbir şey yapılmamış, TSK’ya sorulmamış; 5 yıl sonra üzerinde ‘gizli’ yazısı bile olmadan Meclis’e gönderilmiş. Gazetelerde yayınlanmış. Hiçbir soruşturma yapılmamış, hiçbir suç duyurusunda bulunulmamış. Özel Kuvvetler ağzını açmamış. Eğer bunlar devlet sırrı idiyse Ocak 2013’te yeri göğü inletmeleri lazımdı. Bunlar yapılmadı. Niye? Böylece Seferberlik Tetkik Kurulu’nun lağvına yönelik bir altyapı oluşturdular. 17/25 Aralık’tan sonra da birden eski belgeleri ‘devlet sırrı’ yaptılar.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ