Kanal İstanbul’dan arazi kapatan Katarlıların gizli ortakları kim?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakında ihalesine başlanacağını duyurduğu Kanal İstanbul projesi son günlerin en büyük tartışma konusu.






İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı CHP’li Ekrem İmamoğlu’nun 2011 yılından itibaren bölgedeki arsa hareketinin 30 milyon metrekareyi bulduğuna dikkat çeken açıklaması tartışmayı başka bir boyuta taşıdı.

İmamoğlu’nun açıklamasına göre proje bölgesinde en büyük arazisi olan ilk üç şirketin Araplara ait olduğu belirlenmişti.

Katarlıların proje bölgesinden arazi satın almaları Kanal İstanbul tartışmalarının odağına oturdu.

Ekonomiden sorumlu eski Devlet Bakanı Ufuk Söylemez, Kanal İstanbul’dan arazi kapatan Katarlıların gizli ortaklarına ilişkin kaleme aldığı yazısında “Kanal İstanbul güzergâhında aylar-yıllar önce arazi kapatan Katarlı ve benzeri yabancı şirketlerin çoğunun arkasında, iktidara yakın isimlerin yani ‘Katarlı Türkler’ denilen kişi ve şirketlerin olduğu söylentisi de bu iddialar arasında ne yazık ki” diyor.

Hükümetin, Kanal İstanbul projesinde inat etmenin çok basit ve “kasaba kurnazlığı kokan” başka bir gerekçesi daha olabileceğini belirten Söylemez, şunlara dikkat çekiyor:

“O da, hem yandaş müteahhitlere yine yeniden devlet eliyle iş verilip, hem de kanal çevresindeki araziler ucuza kapatılıp, haksız ve kolay kazanç ve rant peşinde olunduğu yolundaki iddialardır. Daha da ileri gidilerek, Kanal İstanbul güzergâhında aylar-yıllar önce arazi kapatan Katarlı ve benzeri yabancı şirketlerin çoğunun arkasında, iktidara yakın isimlerin yani ‘Katarlı Türkler’ denilen kişi ve şirketlerin olduğu söylentisi de bu iddialar arasında ne yazık ki. Bu tür iddialar ve söylentiler aksi kanıtlanana kadar kuşkusuz ki, doğru kabul edilemez. Ancak ateş olmayan yerden de duman çıkmaz derler.”

İçeriden haber alanların ticareti yani “insider trading” denilen bir ekonomik suç olduğunu ifade eden Söylemez, “Para ve sermaye piyasalarındaki gelişmeleri ve bilgileri, görevleri gereği önceden öğrenenlerin kendileri ve/veya üçüncü şahıslar adına çıkar ve avantaj sağlayacak pozisyon almaları ciddi bir ekonomik suçtur. Kanal İstanbul’un gelişmelerini önceden öğrenen Katarlı veya diğer yabancı şahıs ve kuruluşlar, belki de bazı Türklerle çıkar ortaklığıyla birlikte hareket etmiş olabilirler diye düşünmeden edemiyor insan” diyor.

Söylemez “Kanal İstanbul’un geçeceği güzergâhta arazi hareketlerinin ve satışlarının aylar-yıllar öncesinden başlatılması, spekülasyon ve haksız kazanca neden olabilecek bir içeriden/devletten haber alanların ticareti şüphesini ister-istemez akıllara getiriyor” ifadelerini kullanıyor ve şöyle devam ediyor:

“Haksız rekabet, haksız iktisap, haram para ile servet sahibi olanların, gelecekte yolsuzluk mahkemelerinde yargılanmayacaklarının ve tüyü bitmemiş yetimin hakkına el uzatanların tamamının mal ve servetlerine (yurtdışına kaçırılanlar dahil) el konulmayacağının hiçbir garantisi yoktur.

Malezya’da, Pakistan’da, Hırvatistan’da ve başka ülkelerde yakın geçmişte çok sayıda Başbakan, Bakan ve kamu görevlilerinin bu tür suçlardan dolayı halen yargıda hesap verdiklerini kimse unutmamalıdır.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ