'Kanal İstanbul inşaatçıyı, betoncuyu, batık müteahhidi yemleme projesi'

Kanal İstanbul tartışmalarında projeye en fazla itiraz edilen noktalardan biri, projenin Türkiye'nin çıkarları için değil bir grup inşaatçının, müteahhidin çıkarları için yapıldığı doğrultusunda.


Artıgerkeç yazarı Pelin Cengiz de bu hususun altını çiziyor ve, "Bu proje bir ulaşım projesi değil devasa bir gayrimenkul geliştirme, yerli yabancı inşaatçıyı, betoncuyu, batık müteahhidi yemleme projesi" yorumunu yapıyor.

Cengiz, "Katar Emiri’nin annesinin şirket kurup Kanal İstanbul güzergahında 44 dönüm arazi satın aldığı haberlerinin bugünlerde ortaya çıkıyor olması tesadüf değil" diyor ve ekliyor:


"Sözcü gazetesinde yer alan habere göre, arazi satın alındığında o bölgede metrekare birim fiyatının 300 lira seviyesinde olduğu, arazinin 12-13 milyon lira bedelle satın alınmış olabileceği ifade ediliyor. Arazinin şu anki değerinin 20-25 milyon lira civarında olduğu, proje sonrası yapılacak yeni imar planlarıyla arazinin değerinin birkaç kat artabileceği belirtiliyor.

2011’de projenin açıklanmasının ardından arazi ve arsaların en az sekiz dokuz kere el değiştirdiği, yüzde 70’inin tamamen arsa spekülatörleri tarafından toplandığı, bölgedeki olası rantın büyük kısmının zaten paylaşıldığı kaydediliyor.

AKP dönemi ihalelerinin gözde inşaatçısı Limak Holding’in patronu Nihat Özdemir, şubatta yaptığı bir açıklamada, Kanal İstanbul ihalesini beklediklerini ifade etmişti.

Şirketler arsa toplarken, TOKİ’nin iştiraki Emlak Konut GYO da, daha projenin ÇED’i ortada yokken, Mart 2018’de Kanal İstanbul güzergahı çevresindeki konut projelerinden oluşan bir harita hazırlayıp internet sitesine koymuştu. TOKİ’nin güzergah çevresinde 33 projesi vardı.

O güzergahta yaşayan yurttaşların ne düşündüğünün, ne yaşadığının hiçbir önemli yok tabii. Memlekete dev bir arsa muamelesi yapılıyor. 

Daha önce açıklanan güzergahla birlikte Kanal İstanbul, Marmara Denizi’ne Küçük Çekmece Gölü’nden açılacak. Sazlıdere Baraj havzası boyunca devam ederek Sazlıbosna Köyü’nü geçecek, sonra Dursunköy’ün doğusuna ulaşıp Baklalı Köyü’nü geçerek Terkos Gölü’nün doğusunda Karadeniz’le birleşecek.

Tekrar tartışmaların odağındaki protokole dönecek olursak, protokolün kapsamının ifade ediliş biçiminden zaten bu projenin bir arsa geliştirme ve rant paylaştırma projesi olduğu açıkça görülüyor."
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ