‘Jandarma, Yunanistan’dan kaç kişinin iade edileceğini biliyordu’

Meriç'ten Yunanistan’a geçtikten sonra maskeli kişilerce darp edilerek zorla geri gönderilen Ayşe Erdoğan'ın kardeşi İhsan Erdoğan, o geceyi anlattı.
Erdoğan, "Kendilerini teslim alan jandarma sayı vermiş ve 31 kişiyi beklediklerini belirtmiş. Kendi aralarında "hepsi tamam değil" diye konuşmuşlar." dedi.

Kronos'tan Gazeteci Selahattin Sevi'nin haberine göre Meriç Nehri üzerinden Yunanistan’a geçen göçmenlerin maskeli kişiler tarafından darp edilerek zorla geri gönderilmesi ile ilgili “planlıydı ve her iki tarafın da bilgisi vardı” diyor sığınmacı İhsan Erdoğan. 5 Mayıs sabahı Yunanistan’a geçen ve Türkiye’ye geri gönderilen Ayşe Erdoğan’ın ikiz kardeşi İhsan Erdoğan, “Kardeşim Edirne Cezaevi’nde. Avukatlarıyla yaptığı son görüşmede kendisinin ve beraberinde Yunanistan’a sığınan diğer göçmenler için Türkiye tarafına sayı verildiğini ve kendilerini bulan jandarmaların aralarında yaptıkları konuşmalarda, “Burada 28 kişi var, 3 kişi eksik, 3 kişiyi bulun, 31 kişinin hepsi neden gelmedi? Arayalım…” diye konuştuklarını aktardı.

Erdoğan, kardeşinin de aralarında bulunduğu 3 kişinin büyük grup yakalandığı sırada ayrı olarak saklandığını ve yaklaşık bir saatlik aramadan sonra bulunarak diğerleriyle birlikte gözaltına alındığını söyledi.


Meriç’ten geçerek Yunanistan’a sığınan ve yaklaşık bir yıldır Atina’da yaşayan İhsan Erdoğan, Kronos‘a konuştu.

Kardeşinin bir grupla 5 Mayıs sabahı Yunanistan’a geçtiğini ve mesaj atarak, “vardık” diye haber verdiğini belirten İhsan Erdoğan, kardeşine bir gün önce geçen bir grubun deport edildiğini duyduğunu söyleyerek ormanlık arazide beklemelerini önerdiğini anlatıyor. Bu arada avukatlarına ve basına haber verirken sürekli kardeşiyle irtibat halinde olduğunu ve konuştuğunu belirtiyor.



ORMANDAN KARAKOLA CANLI YAYINDA TAKİP

Erdoğan, o gece yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Kardeşim Ayşe bana çok korktuğunu söylüyordu. Bir video atmıştı.Onlar Nea Vyssa yakınlarındayken kısa sürede bir avukat bulduk, gece saat 02.00’de avukatla buluştular. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (UNHCR) mail de atmıştım, kardeşim de mail attı. Fakat oradan dönüş olmadı. Avukatla buluştuktan sonra avukat polisi aradı ve onların olduğu yeri söyledi. Kardeşim ve beraberindekiler noter binası önünde polisi beklemeye başladılar. Ben de onları takip edebilmek için Whatsapp üzerinden canlı lokasyon atmasını söyledim ve onları takip ettim. Sabaha karşı saat 04.00 gibi Xeimonio polis karakoluna vardılar. Bende onları takip canlı takipte görüyordum. Atina’dan ulaştığım avukatlara da orayı aramasını ve kardeşimin orada olup olmadığını sormasını istedim. Ben de Atina’dan onların olduğu yere doğru hareket etmeye başladım. Saat 05.00 uçağı ile ilk olarak Dedeağaç’a (Aleksandrapoli) geçtim. Orada bir araba kiralayıp kardeşimin olduğu yere geçtim. Saat 05.00’de uçağa binmeden önce avukat beni aradı ve kardeşimin polis istasyonunda ve güvende olduğunu teyit etti. Ben de çok rahat bir şekilde yola çıktım.”

‘HER YERDE KARDEŞİM AYŞE’Yİ SORDUM’

Akşam saat 20.30’da karakola ulaştığında polislerle konuştuğunu ve kardeşinin orada olmadığı cevabını aldığını söyleyen İhsan Erdoğan, “Ben çok şaşırdım ve kardeşimle görüşen avukatı aradım, yanıma geldi diyerek o gece ile ilgili şu ayrıntıları aktarıyor:

“Tekrar girdik polis karakoluna. Avukatla ona da yanı şeyleri söylediler. Bizi dışarıya çıkardılar. Ben bir video yayınladım o sırada ve kardeşimin deport edilme ihtimali olduğunu söyledim. Beklemeye başladık… Sabah tekrar karakola gittim. Polislerle konuştum, beni tekrar yolladılar. Daha sonra başka bir karakola daha gittim, kamp alanına gittim. Her yerde kardeşimi sordum. Oralarda da yoktu. Daha sonra ilk polis karakolunun olduğu yere gittim ve beklemeye başladım. Saat 12.00 civarında İzmir’deki diğer kardeşim beni aradı. Kardeşimin Türkiye tarafında, Meriç jandarma karakolunda olduğunu söyledi. Yıkıldım resmen… Çok kötü oldum. Neden böyle bir şey olduğunu düşünüyor ve kardeşimin geri gönderilmesine bir türlü anlam veremiyordum.”

‘AZ SONRA NEREYE GİDECEĞİNİ GÖRECEKSİN’

Türkiye’deki ailesinin ve avukatların verdiği bilgilere göre kardeşi Ayşe Erdoğan’ın korku dolu o gece ile ilgili verdiği bilgileri ise şöyle aktarıyor İhsan Erdoğan:

“O gece ilk gittikleri karakolda sabah saat 07.00’ye kadar tutmuşlar. Oradan bir minibüsle başka bir karakola götürülmüşler. Orada da öncekilerde olduğu gibi polisler karşılamış. Kardeşim her defasında polislere iltica etmek istediğini İngilizce olarak söylese de kimse dinlememiş onu ve beraberindeki grubu. Hatta bir polis kardeşime parmağı ile sus işareti yapmış. Saat 23.00’e kadar bekletmişler ve oradan ormanlık bir alana götürmüşler. Ormanda onları yüzleri maskeli 3 kişi karşılamış. Kardeşim onlara ne olduğunu, neden böyle yaptıklarını sormuş. Yüzü maskeli bir kişi Türkçe olarak kardeşime “az sonra nereye gideceğini göreceksin” demiş. Yürüterek onları Meriç kıyısına getirmişler ve botla karşı kıyıya bırakmışlar. Kardeşimin yanında 31 göçmen daha varmış. Sabaha kadar beklemişler kıyıda ve sabah Türk jandarma ekipleri gelip gözaltına almış.”

‘ÜNİVERSİTEYİ DERECE İLE BİTİRDİ, DİPLOMASINI REKTÖR VERDİ’

İkiz kardeşi Ayşe Erdoğan’ın henüz 27 yaşında olduğunu, İzmir Yüksek Teknoloji Üniversitesi İngilizce Matematik bölümünden derece ile mezun olduğunu söyleyen İhsan Erdoğan, “Diplomasını bizzat rektör vermişti. Çok başarılı bir öğrenciydi, hem ailede hem de arkadaşları arasında çok sevilirdi. En büyük özelliği cana yakın ve çok merhametli olmasıydı.” diyor.

Kardeşinin 2016 yılının Haziran ayında mezun olduğunu ve hemen arkasından 15 Temmuz sürecinin başladığını söyleyen kardeş Erdoğan, bir itirafçının ismini vermesi üzerine Ayşe Erdoğan’ın, gözaltına alındıktan üç gün sonra ByLock iddilarının da dosyasına eklenerek tutuklandığını belirtiyor. “Olayın acı yanı şuydu, kardeşimin ismini veren kişi kardeşimi tanımayan ve tanımadığını ifade eden biriydi. Kardeşimi hayatı boyunca sadece bir kez gördüğünü söylemişti. Fakat bu tutuklanma gerekçesi oldu.” ifadelerini kullanıyor.

TANIMADIĞI BİR KİŞİ İSMİNİ VERDİ 28 AY HAPİS YATTI

Erdoğan, şöyle devam ediyor:

13 ay sonra mahkemesi oldu kardeşimin. 9 yıl verdiler. Kardeşim Yargıtay’a gitti. Yargıtay, yılı fazla bulduğu için kararı bozdu ve kardeşim istinaf mahkemesinde tekrar yargılandı. 12 Mart 2018’de tahliye olduğunda suçsuz yere 28 ay cezaevinde kalmıştı. Tekrar içeri girmek istemediği için de dışarı çıkmak, yurt dışında hayatına devam etmek istiyordu.

Erdoğan, babasının da bir cami derneğinde başkan yardımcısı olduğu için 9 ay boyunca cezaevinde kaldığını ve 3 yıl 1 ay 15 gün ceza alıp tahliye edildiğini ekliyor.

‘TAKİPÇİSİ OLACAĞIM’

Kardeşi Ayşe Erdoğan’ın hukuksuzca ve darp edilerek Türkiye’ye iade edilmesinden sonra Yunanistan basınının da olayın takipçisi olduğunu, Euronews gibi uluslararası haber organlarının yaşananları gündeme taşıdığını belirten İhsan Erdoğan, “Avukatlarla görüşüyorum. UNHCR temsilcisi ile görüştüm. Net bir durum yok. Bir dava sürecimiz olacak. Daha çok gündeme geleceğini düşünüyorum. Bu olayın unutulmamasını istiyorum. Bu sayede bir yere varırız ve üzerimize kurulmak istenen baskıyı kırabiliriz.

‘BURASI DA GÜVENLİ DEĞİL, AVRUPA’YA GEÇECEĞİM’

Kendisinin de kardeşi gibi İngilizce matematik okumak için üniversiteye başladığını ve hakkında çıkan yakalanma kararı üzerine 2017’de okulu bitiremediğini söyleyerek şunları söylüyor:

Türkiye de yaşam alanım olmadığı için Yunanistan’a Meriç üzerinden geçtim. Yaklaşık bir yıldır buradayım. Başka bir Avrupa ülkesine geçmeyi düşünüyorum. Yunanistan da yaşadığım bu olaydan sonra kesinlikle çıkmayı düşünüyorum. Artık burası bana çok güvenli gelmemeye başladı.

‘KIZLARINI TEKRAR CEZAEVİNDE GÖRMEK ÇOK ÜZÜYOR’

Türkiye’deki ailesinin psikolojisinin iyice bozulduğunu ve üzüldüğünü söyleyen Erdoğan, “Annem ve babam çok büyük şoktalar, hala kendilerine gelemediler. Olaylar onlara bir rüya gibi geliyor. Hala olayın etkisindeler. Uzun zaman sonra kızlarına kavuştular ve onun geleceği daha iyi olsun, tekrar hapse girmesin diye buraya gelmesine razı oldular. Maalesef yaşanan bu olay onları tamamen yıktı. Kızlarını tekrar cezaevinde görmek onları çok üzüyor ve yaralıyor.” diyor.Yunanistan polisi tarafından 23 Nisan- 6 Mayıs arasında aralarında çocukların da bulunduğu toplam 82 kişinin Türkiye’ye iade edildiği iddia ediliyor. Bu kişilerden 41’inin Gülen Cemaati mensupları ile birlikte PKK’lı suçlamasıyla aranan kişiler olduğu belirtiliyor.


Kaynak: KRONOS
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ