İsveç Amnesty'den imza kampanyası: ‘Mahpusların tahliyesini öngören yasa ayrım gözetmemeli’

Uluslararası Af Örgütü Amnesty İsveç Şubesi (Amnesty International), cezaevlerindeki mahpusların tahliyesini öngören infaz düzenlemesinin ayrımsız olması çağrısında bulunarak imza kampanyası başlattı.
Cezaevlerindeki mahpusların tahliyesini öngören infaz düzenlemesi TBMM’ye gelmesiyle siyasi mahkûmların af dışında tutulması planlanıyor. Bu düzenlemeye hem ulusal hem de uluslararası pek çok insan hakları kuruluşu karşı çıkıyor, mahpuslar arasında ayrım yapılmaması için hükümete çağrıda bulunuyor. Uluslararası Af Örgütü İsveç Şubesi de imza kampanyası başlatarak düzenlemeye karşı çıktı.

İMZALAMAK İÇİN BURAYA TIKLAYABİLİRSİNİZ

“BİNLERCE KİŞİ, SADECE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KULLANDIĞI İÇİN CEZAEVİNDE”


“Uluslararası insan hakları hukuku çerçevesinde, Türkiye tüm mahpusların sağlık hakkını ayrımcılık yapmadan sağlamak için gerekli her tedbiri almakla açık bir şekilde yükümlüdür” diyen Uluslararası Af Örgütü, şu açıklamayı yaptı: “Hükümet ve TBMM, cezaevlerindeki ciddi sağlık risklerini azaltmak için alınan tedbirlerde eşitlik ilkesini gözetmelidir. Mevcut yasa tasarısı bazı mahkûmların hükümete yönelik eleştirileri nedeniyle kapsam dışında bırakılmaları anlamına gelmektedir. Binlerce kişi sadece ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkını kullandığı için cezaevinde. Bu kişiler şimdi bir de benzeri görülmemiş büyüklükte bir sağlık tehdidiyle karşı karşıya bulunuyor.”

“HİÇ TUTUKLANMAMIŞ OLMASI GEREKEN İNSANLAR TAHLİYEDEN MAHRUM BIRAKILMAMALI”

Türkiye’de terörle mücadele yasalarının ‘son derece muğlak ve yaygın bir şekilde gazetecilere, muhalif siyasi aktivistlere, avukatlara, insan hakları savunucularına ve muhalif görüşlerini ifade eden diğer kişilere karşı açılan düzmece davalarda’ istismar edildiğini kaydeden Uluslararası Af Örgütü açıklamasında, “Gözlemlediğimiz çok sayıda davada belgelendirdiğimiz üzere, pek çok kişi sadece muhalif görüş açıkladığı için ve hakkında şiddete başvurduğuna, şiddete tahrik ettiğine ya da yasaklanmış örgütlere yardım ettiğine dair hiçbir kanıt olmaksızın uzun süre tutuklu kalıyor ya da terör suçlamalarıyla mahkum ediliyor. Bu kişiler arasında tanınmış gazeteci ve yazar Ahmet Altan, Kürt siyasetçi Selahattin Demirtaş, iş insanı ve sivil toplum temsilcisi Osman Kavala ve çok sayıda akademisyen, hak savunucusu ve gazeteci var. Demirtaş’ın daha önce cezaevinde kalple ilgili sağlık sorunları yaşadığı bildirilmişti; Altan ve Kavala ise 60 yaş üstündeler ve dolayısıyla COVID-19 salgınının risk grubundalar. Hiç tutuklanmamış olması gereken bu insanların tahliyeden mahrum bırakılması, halihazırda mağduru oldukları ciddi hak ihlallerini daha da artıracaktır” değerlendirmesi yapıldı.

ADALET BAKANI’NA: MAHPUSLARIN VE CEZAEVİ PERSONELİNİN HAYATLARI RİSK ALTINDA

Adalet Bakanı Abdülmahit Gül’e iletilmek üzere hazırlanan imza kampanyası dilekçesinde, şu ifadelere yer verildi:

“Sayın Bakan,

Koronavirüsün Türkiye’nin cezaevlerinde yayılmasına ilişkin kaygıların giderek arttığı bir dönemde, cezaevlerinin aşırı kalabalık olması ve yeterli hijyen imkanlarının bulunmaması nedeniyle halihazırda ciddi sağlık tehlikesi altında olan 300 bin civarında mahpus ile on binlerce kişiyi bulan cezaevi personeline yönelik tehlikeler daha da ağırlaşacaktır. Bu durum, mahpusların ve personelin sağlığını ve hayatlarını büyük bir risk altına sokmaktadır.

Türkiye hükümetinin 100 bine kadar mahpusun cezaevlerinden erken tahliye edilmesini öngören ve birkaç güne kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden (TBMM) geçirilmesi beklenen bir yasa tasarısı üzerinde çalışıldığını açıklaması memnuniyet verici bir adımdır. Ancak çalışmalarına devam edilen ceza infaz düzenlemesi, şu tedbirleri de kapsamalıdır:

· Yalnızca insan haklarını kullandığı için suçlanan veya mahkum edilen gazeteciler, insan hakları savunucuları ve diğer kişiler derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalıdır.

· Cezaevlerindeki bütün tutukluların durumları bu kişilerin tahliye edilmesi amacıyla tekrar gözden geçirmelidir. Uluslararası insan hakları hukuku ve standartlarına göre, masumiyet karinesi ve kişi özgürlüğü hakkı doğrultusunda tutuksuz yargılama esastır. Tutukluluğa ancak istisnai bir tedbir olarak başvurulmalıdır.

· Belli bir yaşın üzerinde olanlar ve ciddi sağlık sorunları bulunanlar gibi COVID-19 hastalığına karşı daha savunmasız durumdaki mahpusların tahliyesi değerlendirilmelidir.

· Bütün mahpusların, COVID-19’a karşı test, önleme ve tedavi imkanlarını da içerecek şekilde, tıbbi müdahale ve sağlık hizmetlerine toplumun geneline sunulan standartlarda hızlı erişimi temin edilmelidir.

· Cezaevi personeli ve sağlık çalışanları kendilerini koruyabilmeleri için gereken bilgi, teçhizat, eğitim ve desteğe erişebilmelidir.

Saygılarımla”

 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ