Haşim Kılıç: Korku, hâkimleri vicdandan koparıyor

Eski AYM Başkanı Haşim Kılıç, siyaset kurumlarının, bazı davalarda kendi lehine sonuç alabilmek için tüm ahlaki değerleri yok saydığını, hakimlerin de korkudan, vicdanı ile bağlantısını kopardığını söyledi.


Eski Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Başkanı Haşim Kılıç, Karar gazetesi yazarı Taha Akyol’un sorularını cevapladı. Siyasetin yargıyı nasıl kuşattığı sorusu üzerine Kılıç, “Siyasi iktidar ayrımı yapmadan söylüyorum. Siyasi davalarda siyaset kurumları kendi unsurlarının lehine sonuçlanması için ahlaki, insani ve evrensel tüm kuralları yok sayabiliyor. Karar veren hakim gerici-ihanet-hain-uşak ve örgüt üyesi gibi ithamların korkusuyla bazen vicdanla bağlantısını kesmek zorunda kalıyor.” dedi.

Haşim Kılıç, ”Hatırlayın, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde toplantı nisabının 367 olması gerektiği yolundaki düşünce AYM’ ne taşındığında dönemin ana muhalefet partisinin genel başkanı “istedikleri gibi karar çıkmaması halinde ülkede kan çıkar” diye adeta yargıyı tehdit etmiştir. Yine AYM’nin internet kanallarının kapatılması hakkında verdiği iptal kararlarına karşı, iktidarın insaf sınırlarını aşan tepkisi hukuk tarihinde yerini almıştır. Bugün sistem değişikliği sonunda yargının karşı karşıya kaldığı yeri savunmak mümkün değil. Güçler birliğini yaşadığımız bir dönemde adli, idari ve mali yargının siyasi kuşatma sonunda işlevsiz hale düşürüldüğü açıktır” şeklinde konuştu.


Hak ve özgürlük ihlalleri devam ediyor

Yargının mevcut durumu hakkında da açıklamalarda bulunan Kılıç, şunları anlattı: “Hak ve özgürlük ihlaline sebep olan her davranış mazlum ve mağdur ortaya çıkarır. Geçmişte ve günümüzde yasama ve yürütmenin sebep olduğu mağduriyetler, hâlâ devam etmektedir. Siyaset dünyasının neden olduğu bu mağduriyetlere uğrayanların sığınak yeri yargıdır. Eğer yargı da hak ihlallerine sebep olursa hukuk güvenliğini sağlayamazsınız. Hukuk güvenliği ekonominin temelidir. Yatırım da para da bu güvenliğin bulunduğu yere gelir. Ülkemizde an itibariyle hukuk devletinin öngörülebilirlik niteliği sorunludur. Kimlik siyasetinin acımasızca hüküm sürdüğü ülkemizde “adalet ve özgürlük krizi” yaşamaktan toplumun mutluluk endeksi oldukça düşmüştür. Hem geçmişte hem de günümüzde yargının sebep olduğu hak ve özgürlük ihlali sorun olmaya devam ediyor. AYM’ye yapılan bireysel başvuruların yüzde yetmişini adil yargılama konusundaki hak ihlalleri oluşturmaktadır. İfade ve inanç özgürlüğü ile terörü övme, teşvik etme suçları arasında sınır sorunları yaşanmaktadır… Cumhurbaşkanına hakaretten yirmi bine yakın soruşturma ve kovuşturma dosyasının olduğu bir ülkeyi çağdaş ve demokratik ülke olarak tanımlayamayız. Yargının, özgürlüklere ilişkin kararlarında yarattığı sınır sorunlarını evrensel kriterler ışığında çözmesi gerekir.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ