Gelecek Partisi: Kriter; ‘irtibat ve iltisak’ değil ‘cebir ve şiddet’ olmalı

Gelecek Partisi, infaz yasasındaki değişikliğe ilişkin yaptığı açıklamada, Yargıtay kararına vurgu yapılarak ‘sempatizanların terör örgütü üyesi sayılmaması’ gerektiği vurgulandı.


Dün Adalet Komisyonu’nda görüşülerek, AKP-MHP ortaklığının getirdiği haliyle kabul edilen ve önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesi beklenen infaz yasasındaki değişiklik tartışılmaya devam ediyor. Düzenlemenin ayrımcılık niteliği olduğu vurgusu, sivil toplum kurumları tarafından, insan hakları örgütlerinden ve siyasi partilerce dile getiriliyor. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu öncülüğünde kurulan Gelecek Partisi de infaz yasasına ilişkin önemli eleştiriler ve öneriler içeren detaylı bir açıklama yaptı. Açıklamada, koronavirüs nedeniyle yasada değişiklik öngörülüyorsa siyasi-adli ayrımının yapılmaması gerektiği vurgulanarak, irtibat ve iltisakın değil cebir ve şiddettin esas alınması istendi. Ayrıca Yargıtay kararına vurgu yapılarak “sempatizanların terör suçlusu ve terör örgütü üyesi sayılamayacağı” dikkate alınması istendi.

“MİTOVASYON COVID-19 İSE ADLİ-SİYASİ AYRIMINA GİDİLMEMELİ”


Açıklamada, yasa teklifinin toplumla paylaşılmamış olması eleştirilerek, “Toplumun içeriğini bilmediği ve yeterince tartışamadığı bir kanun yapma sürecini doğru bulmuyoruz. TBMM içinde ve dışındaki partiler, sivil toplum örgütleri ve baroların sürece dahil edilmesi gerektiğine inanıyoruz” denildi. Kanunun çıkarılma gerekçesinin net olması gerektiği vurgulanarak, şu ifadelere yer verildi. “Bu kanun taslağı Covit-19 sebebi ile mi çıkarılmaktadır yoksa bir ‘AF’ olarak mı? İnfaz Kanununda yapılmak istenen değişiklikler oldukça önemli ve gereklidir. Yapılmak istenen iyileştirmelere katılmakla birlikte covit-19 virisünün yayılmasına karşı tutuklu ve mahkumların can güvenliğinin sağlanması birinci öncelikli sorun olarak ele alınması gerekirken, üzerinde yeterli çalışma yapılmamış, kamuoyu, siyasi partiler ve ilgili STK’ların görüşlerine başvurulmadan hazırlanmış bir infaz kanunu değişikliği yeni problemlere neden olabilir. Ana motivasyon COVİT-19 ise yaşlı, engelli, çocuk, kadın ve hastaların eşitlik ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi ve adli-siyasi ayrımına gidilmemesi gerekmektedir. Ayrıca; yeni doğum yapan kadınların cezası 6 ay yerine 1 yıl 6 ay ertelenebilecek olması yeterli değildir. 0-6 yaş gurubu çocukların sağlıklı bir şekilde gelişmelerini temin edebilmek için iyi hal şartı aranmaksızın çocuk sahibi olan kadın hükümlü ve tutukluların cezaları da suçlar bakımından hiçbir ayrım gözetilmeksizin 6 yıla kadar ertelenebilmelidir.”

“TUTUKLU YARGILAMA ISRARINDAN VAZGEÇİLMELİDİR”

Gelecek Partisi’nin açıklamasında, ceza ve tutuklu evlerinin kapasitesinin üzerinde dolu olduğu ve infaz kanununda affı çağrıştıran bir düzenleme yapıldığı bir durumda, yargılamaların zorunlu olmadıkça tutuksuz yapılması gerektiğinin altı çizilerek, “Hem ceza usul yasası, hem adil yargılanma hakkı ve hem de cezaevlerindeki insani yaşam şartlarının iyileştirilmesi bakımından son derece önemlidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi’nin kararları doğrultusunda ve zorunluluk bulunmayan işlerde verilmiş bulunan tutuklama kararları derhal kaldırılmalı ve yerine diğer adli kontrol tedbirleri uygulanmalıdır” ifadeleri kullanıldı.

“DEVLETE KARŞI SUÇLARDA KRİTER ‘CEBİR VE ŞİDDET’ OLMALIDIR”

‘Son yıllarda terör tanımı hem siyaset hem de yargı makamları tarafından ceza hukukunun genel ilkelerine aykırı olacak şekilde genişletildiği’ belirtilen Gelecek Partisi açıklamasında şöyle devam edildi: “Hukuk geriye doğru işletilmiş ve geçmişte suç sayılmayan fiiller yüzünden bireyler silahlı terör örgütü üyesi ya da sempatizanı sayılarak tutuklanmış veya mahkum edilmişlerdir. İlkesel olarak, “Devlet, kişilere karşı işlenen suçları affedemez” yaklaşımı yerindedir. Lakin devlete karşı işlenen suçlarda kriter; ‘irtibat ve iltisak’ değil ‘cebir ve şiddet’ olmalıdır. Devletin şahsına karşı herhangi bir suça bulaşmamış olanlar ile Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin içtihatlarında da belirtildiği üzere “sempatizanların terör suçlusu ve terör örgütü üyesi sayılamayacağı” dikkate alınmalıdır. Yapılacak infaz düzenlemelerinde, yasalar önünde tüm vatandaşların eşitliği ve devletin bir hukuk devleti olması ilkelerini ortadan kaldıran, istisna öngören yaklaşımlar terk edilmedikçe, halkın af beklentileri sona ermeyeceğinden kamuoyu vicdanı tatmin edilmiş olmayacaktır.”

“YENİ BİR İNFAZ KANUNU YAPILMALIDIR”

Gelecek Partisi’nin açıklamasında son olarak şu öneriler yer aldı: “Yeni Ceza İnfaz Yasası yapılmalıdır. Bu yasa ceza hukukunun tüm tarafları, siyasi partiler ve ilgili STK’ların görüşleri doğrultusunda son derece titiz bir hazırlık dönemi geçirdikten sonra çıkarılmalıdır.

Yapılacak kanun;

a) İnfaz rejiminde tek, sade, anlaşılabilir, öngörülebilir bir sistem içermelidir.

b) Ceza infaz sistemi, hak ettikleri cezalarını çeken tutuklu ve mahkumların başta can ve sağlık olmak üzere temel haklarını güvence altına almalıdır.

c) Cezalandırmanın aynı zamanda bir ıslah ve rehabilitasyon amacı taşıdığı gözetilerek, mahkumların topluma yeniden kazandırılmasını temin eden düzenlemeler içermelidir.

d) Suçtan zarar gören mağdur ve mazlumların adalet beklentilerini tam olarak yerine getirmeli ve dolayısıyla hukuk devleti ve yargıya olan güveni temin etmelidir.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ