Doğu Türkistan feryadı: “İki abim, iki ablam ve engelli annemden haber alamıyorum”

Doğu Türkistan’daki insan hakkı ihlalleri bitmek bilmiyor. İki yıldır ailesinden haber alamayan Ömer Hamdullah, Çin’in 100 milyon dolardan fazla mallarına el koyduğunu söyledi.


2017 yılında İstanbul’a yerleşen Ömer Hamdullah,  tekerlekli sandalyeye mahkum olan annesi, iki ablası ve iki abisiyle ilgili bir video hazırlayıp sosyal medya hesabından yayınladı.

Ömer Hamdullah, “Anam, iki ağabey ve iki ablamla Doğu Türkistan’ın Korla şehrinde yaşıyorduk. Yaşıyorduk, diyorum çünkü şu an kim, nerede tam bir bilgi almak güç, hatta imkansız. 43 yaşındaki abim Rozi Hamdullah, 37 yaşındaki abim Muhammed Hamdullah ile birlikte emlak işinde çalışıyor ve evin geçimini temin ediyorlardı. Abilerim Ekim 2017 ve Aralık 2017’de tutuklanıp 25 ve 15 yıl hapse mahkum edildiler” dedi.

 
2013 yılında Medine İslam Üniversitesi İlahiyat bölümünü kazanan ve babasıyla Suudi Arabistan’a yerleşen Ömer Hamdullah, abileri tutuklandıktan sonra bitmek üzere okulunu bırakıp İstanbul’a yerleşmeye karar verdiğini söyledi. Babasının da Arabistan’da hayatını kaybettiğini belirtti.

ABİLERİM TÜM MAL VARLIKLARINA EL KONULDU

Ailesinin tutuklanması için hiçbir gerekçe olmadığını belirten Hamdullah, “Abilerimin sahip oldukları tüm mal varlıklarına el konuldu. Restoranlar, inşaatlar, ev, banka birikimleri… Devlet 100 milyonda dolardan fazla malımıza el koydu. Yapım aşamasındaki inşaat tesisleri kapatıldı” ifadelerini kullandı.

TEK SUÇU UYGUR TÜRKÜ OLMALARI

Hamdullah şöyle devam etti: “Onların tek suçu Uygur Türkü olmaları ve helal ticaret yoluyla servet sahibi olmasıdır. Hiçbirinin gözümde zerre değeri yok, yaşıyor olduklarını bilsem yetecek. Hücrelerde Çinli gardiyanların önü alınamaz öfke ve nefreti ile baş başa kaldılar. Orada ne ile karşı karşıya olduklarını, ne gibi işkencelere maruz kaldıklarını bilmek bile istemiyorum. Siz de belki bilmiyorsunuz ancak ben hep duyardım dillere destan o ünlü Çin işkencesini. ”

ANNEM BAKIMA MUHTAÇ, ENGELLİ


Hensahan Samet Hamdullah (60)

Ömer Hamdullah, ablaları ve annesiyle ilgili ise şöyle konuştu:

“Büyük ablam Zeynigül Hamdullah 35 yaşında. kinci ablam Havagül Hamdullah 33 yaşında. Ağabeylerim tutuklandıktan sonra ailemin bu diğer fertlerinden hiç haber alamadım. Diri ya da ölüler mi? Bir kampta ya da bir fabrikadalar mı? Çok acı çekiyorlar mı? Neler yaşamak zorunda kaldılar, hiçbir şey bilmiyorum. O kadar yoruldum ki acı çekmekten… Artık bilmek de istemiyorum. Anacığım… Altmış yaşında, tekerlekli sandalyeye bağımlı. Bakıma muhtaç, engelli. Birinin desteği olmadan hayatta kalamayacak durumda. Nerede, ne durumda bilmiyorum.

“BEN UYGUR TÜRKÜYÜM, SİZDEN BİRİYİM”

Biliyor musunuz, tüm bunlar yaşanmadan önce tüm gençler gibi benim de hayallerim, yaşam hedeflerim vardı. Nedense yarını bile düşünmek gelmiyor içimden. Geçmişini yitiren, geleceğine sarılamıyor ne yazık ki… Ben Türk’üm! Ben Uygur Türk’üyüm. Sizden biriyim. Şu anda tüm ülkelerdeki ilgili kurum ve yetkililerden ailemden haber alma konusunda araştırma yardımında bulunmalarını, sebebsiz tutuklanan ağabeylerim için Çin hükümetinden, onların özgürlüğünü geri vermeleri ve ailemle iletişim engelini iptal edilmesini talep ediyorum.”


Muhammed Hamdullah (37)


Rozi Hamdullah (43)


Ömer Hamdullah (30), hazırladığı videoyu Türkçe, İngilizce ve Arapça olmak üzere 3 dilde yayınladı.

DOĞU TÜRKİSTAN’DA NE OLUYOR?

Sincan bölgesinde ve Çin’in değişik yerlerinde gerçekleşen saldırıların ardından bu eylemlerden Uygurları sorumlu tutan Çin hükümeti, 2014 yılından itibaren ‘teröre karşı halk mücadelesi’ adı altında yeni bir süreç başlattı. Birleşmiş Milletler’e (BM) göre 1 milyon civarında Müslüman Uygur Türkü Çin’in ‘eğitim merkezi’ olarak dünyaya tanıttığı toplama kamplarında tutuluyor.

Müslüman Uygur Türklerini kamplarda topladığı yönündeki suçlamaları reddeden Pekin, Doğu Türkistan genelinde inşa edilen söz konusu yapıları, dünyaya “eğitim merkezi”, “rehabilitasyon merkezi” ya da “mesleki eğitim merkezi” olarak lanse ediyor.

Uydu görüntüleri, Doğu Türkistan çöllerinde inşa edilen ve içinde yüz binlerce Uygur Türkü’nün tutulduğu toplama kamplarının son bir yılda tam 3 katı büyüdüğünü ortaya koyuyor.

Çin’in 1949 yılından bu yana hakimiyeti altında tuttuğu Doğu Türkistan’ın kırsal kesimlerinde etrafı yüksek duvarlarla çevrili inşaatlar devam ediyor. Reuters, BBC gibi ajanslar bu kampları ziyaret etti ve sadece izin verilen bölümlerin görüntüleri çekilebildi. Etrafı kalın duvarlarla çevrili eğitim kamplarında güvenlik kulübesinden gözetleme kulelerine ve dikenli tellere her şey mevcut.

Kamplarda Uygurlara yönelik kültürel ve dini kısıtlama ve baskılar 2009 yılından itibaren giderek hız kazandı. Erkeklerin sakal bırakması ve kadınların uzun kıyafet giymesi kısıtlanırken halkın düğünlerde alkol kullanmaya zorlanması da bu uygulamalardan bazıları.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ