Beş yıldızlı değil ‘fors’ yıldızlı misafirhane!

Cumhuriyet yazarı Ahmet Tan, Osmanlı saraylarından sonra Cumhurbaşkanlığına bağlanan ve kapısına ‘Cumhurbaşkanlığı Forsu’ asılan misafirhane, lokanta ve kafeleri eleştirdi.


Cumhuriyet gazetesi yazarı Ahmet Tan, bugünkü köşesinde “Bir Cumhurbaşkanı kafeterya, lokanta, misafirhane işletme işine neden heves eder?… Ümmetin önderliği ile Saray kafeteryaları ve hediyelikçi dükkânları
arasında bir bağ var mı?” diye sordu.


Osmanlı saraylarından sonra bazı kafe, lokanta ve misafirhanelerin Cumhurbaşkanlığına bağlanmasını eleştiren Tan, “Üç gün, üç gece düşündükten sonra aradığımı, tesadüfen Resmi Gazete’nin sütunlarında buldum.

Tüm Osmanlı sarayları gibi Yıldız Porselen Fabrikası ile satış mağazaları da Cumhurbaşkanı’na bağlanmıştı. Beşiktaş Çarşısı içinde de bu fabrikanın bir satış mağazası var. Kapısına şimdilik Cumhurbaşkanlığı forsu konulmamış. Bitişiğinde ise eskiden Meclis’in personeli için konukevi bulunuyor(du). Saraylarla birlikte burası da, Tayyip Bey’in yetki ve sorumluluğuna geçmiş. Bina girişinde resepsiyona da Cumhurbaşkanlığı forsu asılmış. Olmuş size “Cumhurbaşkanlığı Beşiktaş Misafirhanesi!” dedi.

KANLI BİR SORU SAYILMAZ İSE SORUMUZ ŞUDUR:

Karayolları Güvenliği Yüksek Kurulu’nun KHK ile kapatıldığını hatırlatan Tan şöyle devam etti: “17 yıldır Reyiz başkanlığındaki Karayolları Güvenliği Yüksek

Kurulu’nda idi. Artık değil. Kimde olduğu da belli değil. (Bir yetkili yanıtlasa da öğrensek!) Belki de tüm Osmanlı saraylarının, iki ayrı fabrikanın (Yıldız Porselen ile Hereke Halı ve İpek Dokuma Fabrikaları), lokanta, kafeterya ve hediyelik eşya dükkânlarını işletme sorumluluğunu üstlendiği için trafiğe yeterince zaman ayıramayacağından çekindi. Bayramda ağız tadı kaçırmak ve kanlı bir soru sayılmaz ise sorumuz şudur: Bir
Cumhurbaşkanı kafeterya, lokanta, misafirhane işletme işine neden heves eder?”

YAZININ TAMAMI

TDK fotoğraflı olanına “özçekim” diyor.
Herhalde yazı ile yapılanına da “özyazım” önerir!.
Bayramı bu kez İstanbul’da karşılamak istedim. Bayram hediye demek. En anlamlı, en değerli hediye nereden alınır?
Üç gün, üç gece düşündükten sonra aradığımı, tesadüfen Resmi Gazete’nin sütunlarında buldum.
Tüm Osmanlı sarayları gibi Yıldız Porselen Fabrikası ile satış mağazaları da Cumhurbaşkanı’na bağlanmıştı. Beşiktaş Çarşısı içinde de bu fabrikanın bir satış mağazası var. Kapısına şimdilik Cumhurbaşkanlığı forsu konulmamış.
Bitişiğinde ise eskiden Meclis’in personeli için konukevi bulunuyor(du).
Saraylarla birlikte burası da, Tayyip Bey’in yetki ve sorumluluğuna geçmiş. Bina girişinde resepsiyona da Cumhurbaşkanlığı forsu asılmış.
Olmuş size “Cumhurbaşkanlığı Beşiktaş Misafirhanesi!”
***
Birden yüreğimde bir ferahlık, ruhumda bir hafiflik hissettim.
Ve belki de bayramın en değerli, en anlamlı hediyesini kendime verecektim.
Manen ve gıyaben de olsa kendimi Sayın Cumhurbaşkanı’na misafir ettirecektim.
Cumhurbaşkanlığı forsu olan şerefli bir mekânda, “emperyal” bir uyku çekerek ve yıldızlı rüyalar görerek bayramı karşılayacaktım.
Böylece, Külliye’ye hiç ayak basamamış…
Cumhurbaşkanı uçağına hiç binenemiş… Ve binme ihtimali de olmayan biri olmanın eksikliğinden kısmen de olsa kurtulacaktım.
Bayramı, Cumhurbaşkanlığı forsu olan bir yerde karşılamak az buz bir ayrıcalık değildi.
Belki de Reyiz’in her Erzurum ziyaretinde saygı ile andığı Alvarlı Efe Hazretleri benim de rüyama girecek ve diyecekti ki:
“Can bula cananını
Bayram ol bayram ola
Kul bula sultanını
Bayram ol bayram ola
Hüznü keder def ola
Dilde hicab ref ola
Cümle günah af ola
Bayram ol bayram ola.”
***
Bayramın bayram olması için önce bayramda trafikte verilen kurbanların azalması gerek!
Geçen Kurban Bayramı’nda 132 vatandaşımız yollarda kurban olmuştu. (Bu sayı olay yerindeki ölü sayısı. Hastanede ölenler buna dahil değil.)
O bayram tatili 9 gün sürdü.
Bu defa kurban sayısını azaltmak için tatil uzatılmadı. Daha kestirme bir önlemi de Reyiz aldı.
Geçen gün yazmıştık. Trafikten elini eteğini çektiğini bir KHK ile ilan etti. 8 bakanlık arasında dağılmış yetki ve sorumluğun eşgüdümü 17 yıldır Reyiz başkanlığındaki Karayolları Güvenliği Yüksek Kurulu’nda idi.
Artık değil. Kimde olduğu da belli değil. (Bir yetkili yanıtlasa da öğrensek!) Belki de tüm Osmanlı saraylarının, iki ayrı fabrikanın (Yıldız Porselen ile Hereke Halı ve İpek Dokuma Fabrikaları), lokanta, kafeterya ve hediyelik eşya dükkânlarını işletme sorumluluğunu üstlendiği için trafiğe yeterince zaman ayıramayacağından çekindi.
***
Bayramda ağız tadı kaçırmak ve kanlı bir soru sayılmaz ise sorumuz şudur:
– “Bir Cumhurbaşkanı kafeterya, lokanta, misafirhane işletme işine neden heves eder?”
***
Kafamda bu soru ile Cumhurbaşkanlığı Misafirhanesi’ne “check-in” yaptım.
Reyiz’in de hep saygı ile yâd ettiği Alvarlı Efe Hazretleri rüyama girse de, sorsam diye niyet ettim.
Arife gecesi de okuyup üfleyip yattım. Sabaha karşı uyku ile uyanıklık arasında kulağımın dibinde fısıl fısıl fısıltılar. Ses var, görüntü yok! Ses kesinlikle Bahçeli’ye veya Kılıçdaroğlu’na ait değildi.
Faili meçhul o ses, iki noktaya dikkat çekiyordu: “Reyiz’in kafeterya ve hediyelik işine bulaşması kesinlikle ‘Asrın Lideri’ olmaktan vazgeçtiğini gösterir.!”
“Ümmetin önderi iddiası ise artarak sürüyor!”
***
Odamda çınlayan “Allahüekber..!” nidasıyla aniden uyandım.
Bitişikteki mescidin hoparlörleri misafirhaneye doğrultulmuştu.
***
Sabah ezanı, insanın gözleri gibi, zihni de açıyor. Rüyamdaki ses “Ümmet önderi iddiası sürüyor!” demişti.
Birden aklıma takıldı:
– Ümmetin önderliği ile Saray kafeteryaları ve hediyelikçi dükkânları arasında bir bağ var mıydı?
Hz. Muhammed’in kendisine peygamberlik tebliğ edilmeden önce ticaret ile uğraştığı biliniyor.
Acaba Reyiz de, “Ümmetin önderliği” için mi, sembolik de olsa kafeteryalar üzerinden ticarete bulaşmak mı istedi?
***
Bu tür sorulara CİMER kesinlikle yanıt vermeyeceğini açıkladı.
Asli muhataba ise soru sorma şansımız yok. Tek umut Cumhurbaşkanlığı Misafirhanesi’nde görülecek rüyalarda!..
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ