Baransu'nun 'MGK manşeti' davasında sona gelindi

Eski Taraf Gazetesi'ndeki 'Gülen'i Bitirme Kararı 2004'te MGK'da Alındı' başlıklı haberi yazan Mehmet Baransu ve dönemin yazıişleri müdürü Murat Şevki Çoban'ın yargılandığı dava bugün görülecek.
Kapanan Taraf Gazetesi'nin 28 Kasım 2013 tarihli nüshasında "Gülen'i Bitirme Kararı 2004'te MGK'da Alındı" manşetine konu olan haberle ilgili olarak, haberi yazan Mehmet Baransu ile gazetenin eski Sorumlu Yazıişleri Müdürü Murat Şevki Çoban hakkında açılan davanın görülmesine bugün devam edilcek.

Önceki duruşma da savcısı yaklaşık 1,5 yıl önce verdiği mütalaasını tekrar ederek, sanıklar Baransu ve Çoban'ın "Devletin güvenliğine ilişkin belgeleri yok etme, tahrip etme, sahtecilik yapma ve başka yerde kullanma", "Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama" ve "MİT'in görev ve faaliyetlerine ilişkin belge ve bilgiyi basın yoluyla ifşa etme" suçlarını işlediklerini belirtti. 3 suçtan toplamda Baransu ve Çoban'ın 47 yıl 6'şar aya kadar hapis cezasına çarptırılmasını talebini yineledi.

SON SAVUNMASINI YAPACAK


MİT'in görev ve faaliyetlerine ilişkin belge ve bilgileri ifşa etmek suretiyle suç işlediği gerekçesiyle 52 yıla kadar hapsi istenen Baransu yeni bir avukatla görüşme yaptığını ve onunla son savunmasını yapacağını belirtti. MGK tutanaklarının gizli olduğunu, kararlarının gizli olmadığını savunan Baransu, davaya konu kararların daha önce haber olduğunu savunarak, Oda TV davası dosyasının istenmesini talep etti. 

Mahkeme, Oda TV davası dosyasınının mahkemesinden istenmesi için müzekkere yazarak Baransu'ya son savunmasını yapması için süre vererek bugüne ertelemişti. 

MEHMET BARANSU NEDEN CEZAEVİNDE?

Gazeteci Mehmet Baransu, 3 yıldan fazla bir süredir cezaevinde. Yüzlerce yıl hapsi isteniyor. Suçu gazetecilik yapması.

Baransu’nun gazetecilik yaptığı konusunda herkes hem fikir.

İşte bazı örnekler;

Ahmet Şık: Mehmet Baransu’nun içerde olmasına konu olan soruşturmada haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Baransu gazetecilikten içerde şu anda. Genelkurmay Başkanlığı’nın da reddetmediği, gerçek olduğunu da mahkemeye bilirkişi raporuyla gönderdiği bir belgeyi yayınlamaktan suçlanıyor. Bu gazetecilik faaliyetidir ve Baransu bu suçlamadan dışarıda olmalıdır.

Tuncay Özkan: Mehmet Baransu, MGK kararını ele geçirmiş, yayımlıyor, bu gazeteciliktir. Devletin sırlarını, savcı, polis, yargıç açıklayınca vatan hainliği olmuyor, gazeteci açıklayınca vatan hainliği oluyor.

Mustafa Balbay: Mehmet Baransu tutuksuz yargılanmalı. Kaçabilirdi. Veya farklı bir yöntem izleyebilirdi. Usul usul ona geliyordu süreç. Adil yargılanmasını diliyorum.

Ali Bayramoğlu: Baransu’nun tutuklanması hukuk devleti ve basın özgürlüğü ilkelerine aykırı bir durumdur.

Yasemin Çongar: Bir gazeteci elindeki belgelerde “sahtecilik” yapsa ya da bu belgelerin “sahte” olabileceğini düşünse, bunları kendi eliyle devlete teslim eder mi? Bir gazetecinin amacı askeri sırları başka ülkelere satmak olsa, yani casusluk yapsa, bunu o sırlarla ilgili haberi gazetesinin manşetinden duyurarak, elindeki belgeleri de kendi devletine teslim ederek yapar mı?

Baransu hakkında “kim, ne dedi” listesine, Salih Tuna’nın yazdığı gibi; “Ergenekoncuların ipliğini pazara çıkaran gazeteci…” övgüleri, Ahmet Kekeç gibi; “1000 yılla yargılanan Mehmet Baransu için özgürlük yürüyüşü yapılsın.” talepleri gibi “uç sözler” eklenmedi.

İçlerinden en dikkat çeken gazetecilerin, yazarların sözlerine yer verildi.

Türkiye’nin Julian Assange’ı diyebileceğimiz Baransu hakkında belki daha fazla şeyler yazılabilirdi. Fakat bunu da Baransu’nun kendisi istemedi. Taktik yapmadı. Bam bam her şeyi söyledi. Sivri dili, kurnazlık bilmemesi, bir kesimin gazeteci olmaması nedeniyle sürekli medyadan birileriyle didişip durdu. Sağ, sol, merkez medya demedi, herkesin düşmanı oldu.

Kendine çok güvendi. TV programında Samet Aybaba’nın hediye ettiği oyuncak kelepçeyi eline alınca, “Bu ülkede beni tutuklayacak bir adam anasının karnından doğmadı.” diyecek kadar kendinden emindi.

Susturulmak için her yol denendi. Birileri yaptığı haberlerden o kadar rahatsız oldu ki; “Harp okulunun meydanında ipe asmazsam şerefsizim”  diye yeminler etti. Sadece ölümle susturulmaz bir insan. Bazen de satın alınarak, koltuk verilerek susturulur. Taraf maaşları düzgün ödeyemese de satın alınamadı. Bir röportajında bunu açıkça da dile getirdi; “Türkiye’nin en büyük gazeteleri beni susturmak için yüksek maaşlarla iş teklif ediyorlar. Yüksek maaşlar alan biri değilim ve bu teklifleri elimin tersiyle itiyorum. Çünkü ben gazeteciyim.”

Ödüllü bir isim aynı zamanda. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, 2009 Sedat Simavi Ödülünü, gazetecilik dalında, “O Dört Er Böyle Öldü: Pimini Çekip Bombayı Verdi” başlıklı haberi nedeniyle Baransu’ya verdi.

Gazeteciliği tescilli. Yaptığı haberler ortada. Peki Baransu neden cezaevinde?

Ailesiyle neden tehdit ediliyor? Neden duruşma aralarında tuvalete bile kelepçeli götürülüyor? Hapisteki bir insan için en büyük yardımcı dua iken, neden dua kitabı bile çok görülüyor.

Çok ağır baskılar yaşatıldı. Eski eşi bir baba için en ağır şeyi yaptı; 2 çocuğunun Baransu olan soy ismini değiştirdi.

Aydınlar bile bu kadar ağır işkenceye kayıtsız kalmadı, ses verdi. Baskın Oran, Şanar Yurdatapan, Ragıp Zarakolu, İsmail Beşikçi ve Akın Birdal’ın da aralarında olduğu 97 aydın, ‘Baransu’ya artık işkence yapılmasın’ diye kampanya başlattı. “Baransu, gazetecilik yaptığı için işkence altında. Kendisinden açıkça intikam alınmakta.” dedi.

Baransu birilerinin oluşturduğu sahte algılardan çok daha fazlası.

Kendisini harp okulunun meydanlarında sallandırmaya güçleri yetmedi ama, “siyasetin köpeği” olan yargı eliyle gün yüzü görmemesi için dava üstüne dava açıyorlar.

Onun cezaevinden çıktığı gün; Türkiye’nin normalleşmeye başladığı gün olacak.

Baştaki soruyu sorarsak Baransu neden cezaevinde?






 






 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ