Bahadır'ı çizen Gianluca Constantini: Türkiye’de adalet fikri yargılanıyor

Geçtiğimiz günlerde Bahadır Odabaşı’nı çizen İtalyan sanatçı Gianluca Constantini sanat hayatını, çizginin gücünü ve Türkiye ile ilgili düşüncelerini Kronos'a anlattı.


Kronos34.news'ten Gülnur Hasesoğlu'nun haberine göre, Dünyadaki hak ihlallerini çizgileriyle yorumlayan İtalyan sanatçı ve aktivist Gianluca Constantini ile Türkiye hakkındaki fikirlerini, grafik gazeteciliğini ve sanat hayatını konuştuk. Constantini Türkiye’ye ilgisinin hayranlıkla başladığını söylüyor. Constantini, Türkiye’nin ilham kaynaklarından biri olduğunu vurguluyor ve ilişkisini şöyle anlatıyor: “Türk kaligrafisi ve minyatürü en sevdiklerimdendi, İstanbul’a etkinliklerde rol almaya başladım. Elettra Stambulis ile Osman Hamdi Bey’e ithafen İstanbul’un Kaplumbağa Terbiyecisi adlı kitabı tamamladık. Mehmet Çağçağ, Tuncay Akgün, Ramize Erer gibi Türk yazarlarla tanıştım ve LeMan’da kısa öyküler yayınladım.”

“SEVDİĞİN İNSANLARIN YANINDA OLMA GÖREVİNİ HİSSEDİYORSUN”


Gianluca Constantini 2013 yılında gerçekleşen Gezi Parkı direnişinde aktivistlerin kullandıkları çizimlerin farkına vardığını söylüyor: “O hareket özel bir ateşti, o dönemin en iyisi olduğunu gösterdi. Neticede işler kötüye gitti. Sevdiğin insanların yanında olma görevini hissediyorsun, ben de öyle yaptım. O dönemde Türkiye hakkında çok yoğun çiziyordum.”




“TÜRKİYE HÜKÜMETİ TARAFINDAN TERÖRİZMLE SUÇLANDIM”

Constantini bir çiziminden dolayı terörizmle suçlandığını anlatıyor: “2016’daki başarısız darbeden sonra bir aktivist tarafından bloğumun ve profilimin Türkiye’de sansürlendiği konusunda uyarıldım. Bir gün sonra başka bir aktivist bana bir resim, Recep Tayyip Erdoğan’ın bir portresi yüzünden, Türkiye hükümeti tarafından teröristlikle suçlandığım, hiç bilmediğim davanın tutanaklarını indirebileceğim bir link gönderdi. Bu portrede Recep Tayyip Erdoğan’ın yüzünde kanlı bir bayrak vardı. Doğrusu, bu portre darbeden yıllar önce Gezi direnişi (Occupy Gezi) sırasında yapılmıştı ve Cizre gerçekleriyle bağlantılıydı. Yani darbe ile ilgisi yoktu. O andan itibaren artık Türkiye’ye gelemedim ve buna gerçekten çok üzülüyorum ama Türkiye ve insan hakları hakkında bir şeyler çizmeyi de bırakmadım. Birinin sesini yükseltme hakkı olmadığında, şansı olanın konuşma görevi vardır. Birkaç ay önce bu çizimleri göstermek için Zürih’e davet edildim.”



“TÜRKİYE’DE ASLINDA ADALET FİKRİ YARGILANIYOR”

İtalyan sanatçının Channeldraw adlı sitesindeki “Adalet mülkün temelidir” bölümünün en popüler kısım olduğu göze çarpıyor. Adalet kavramının Türkiye’deki yerini nasıl değerlendirdiği sorusunu şöyle yanıtlıyor: “Bahsettiğiniz bölüm en çok görüntülenenlerden biri. Gerçekten çok bakılıyor olması ilginç. Bu avukatın eşi istediği için çizim yapıldı. Tüm bu iddialardan, tutuklamalardan, cezaevindeki insanlardan sonra Türkiye’de aslında adalet fikrinin yargılandığını düşünüyorum. Rakamlar konuşuyor. Tutuklu Avukatlar için Şanlıurfa’da 50’li yılların kurbanlarına neden olan işkenceleri gösteren bir dizi çizdim. Bu sorgulamalardan bazılarını okumak, hukukun Türkiye’de adil olmadığını anlamaya yardımcı olabilir.”

“ŞU ANDA TÜRKİYE’DE ÖZGÜR HİSSETMEK ÇOK ZOR”

Constantini, Türkiye’de ifade özgürlüğünün, hareket özgürlüğünün, kimlik özgürlüğünün ve demokrasiyi özgürce savunmanın mümkün olmadığını söylüyor. Mısır’da, Suudi Arabistan’da, Eritre’de de aynı sorunların olduğunu dile getiriyor ve ekliyor: “Kendinizi ifade etmek ve aktif bir vatandaş olmak istiyorsanız, şu anda Türkiye’de özgür hissetmenin kolay olmadığını düşünüyorum.”

İtalyan aktivist, Türkiye’de özgür sanatçı olmanın zorluğunu da şu sözlerle ifade ediyor: “Türkiye’de şu anda ifade özgürlüğü olmadan nasıl gerçek bir sanatçı olabilirsiniz? Gazeteciler, öğretmenler, aktivistler hapisteyken rejim sanatçısı olmamak gerçekten çok zor.”



BU ZAMANDA GENÇ OLMAK KOLAY DEĞİL

Gianluca Constantini geçtiğimiz günlerde intihar eden Bahadır Odabaşı’nı da çizmişti. Bir aktivist olarak Türkiye’deki gençlerin durumunu nasıl gördüğünü şöyle anlatıyor: “Şu anda genç olmak kolay değil, Avrupa’da kolay değil, birçok ülkede kolay değil. Kendini kavramak için uzaklaşma fikri sinir bozucu. Birçok zeki, yaratıcı ve yetenekli Türk genci kendileri olabilmek için başka ülkelere göç etmek zorunda kalıyor. Bu yoksun bırakan bir göçtür. Beynini kaybedersen, kan kaybedersin.”



ÇİZİMİN GÜCÜ

Gianluca Constantini’nin insan hakları, sosyal ve politik konulara ilişkin çizimleri dikkati çekiyor. Çizimin gücüyle ilgili şunları söylüyor: “Güç, gerçeklikle olan kesişmelerinden geliyor. Yani, insanlar aslında onları kullanıyor, onlar gerçek kampanyalar için araçlar. Böylece gerçekliğe giriyorlar. İtalya’da Patrick Zaki’nin özgürlük kampanyasını destekledim: Bologna’da özel bir kursa devam eden ve tatil için ailesinin yanına döndüğünde açık bir sebep olmaksızın hapsedilen Mısırlı bir öğrenci. Çizimim, davasına dikkat çekmek için bir araç oldu. Sıradan insanlar bunları kullanarak etkinlikler ve performans düzenledi. Bologna’nın ana meydanına 30 metrelik bir afiş asıldı ve onun çizdiği resmi kullanarak uçurtma yaptılar. Portresi davasında bir iz oldu. Neyse ki şimdi Patrick evde, güvende.”

“SANATÇININ ESERİ BAŞKALARINA AÇIKSA, İNSANLAR DÜNYAYA ONUN GÖZÜNDEN BAKMAYA BAŞLAR”

Constantini çizimleri için “Başlangıçta, gözlerimi açmama yardımcı oldu,” diyor. Gianluca Constantini çizimlerinin amacını da şöyle açıklıyor: “Gerçekliği çizim yoluyla araştırarak, dünyayı ve sorunlarını keşfettim. Yavaşça içine girdim. Sanat birçok şey olabilir. Gerçekten yapmak istediğim şey, sistemi etkileyen, onu değiştirmeye ya da sorgulamaya çalışan, toplumla etkileşime giren, paylaşan ve empoze etmeyen sanat yapmak. Sanatçının eseri bağımsız ve başkalarına açıksa, insanlar dünyaya sanatçının gözünden bakmaya başlayacaklardır. Son yıllarda ağırlıklı olarak insan haklarına odaklandım ve umarım fotoğraflarımı takip eden insanlar benim ilgilendiğim konulara ilgi duymaya başlar.”

Sanatıyla birçok konuyu ele alan Constantini çizginin öneminden de bahsediyor: “Bir sanatçı, yapabilecekleriyle karşılık vermelidir: yeni bir hayal gücü, yeni bir görme ve hareket etme biçimi empoze etmek. Kişisel deneyimime gelince, çizgi çok güçlüdür, bir ok gibi ona bakan insanları vurur.”



“GRAFİK GAZETECİLİK: DUYGU, BİLGİ VE SANATLA YAPILAN EŞSİZ KARIŞIM”

Gianluca Constantini grafik ya da görsel gazeteciliği  çizgi roman ve gazeteciliğin bir karışımı, bilgi, duygu ve sanatla yapılan eşsiz bir karışım olarak tanımlıyor. Görsel gazeteciliğin dünyayı konu edinen bir hikâye anlatıcısı olmanızı sağlayan bir dil olduğunu söylüyor. Grafik gazeteciliği kendi deneyimleriyle şu şekilde örneklendiriyor: “Grafik gazetecilik, İtalyan muhabir Francesca Mannocchi ile Libya hakkında yaptığım gibi bir kitap olabilir. Kitap, soruşturma sırasında çoğu zaman izin verilmeyen araştırmacı gazeteciliği ve güçlü görüntüleri bir araya getiriyor. Libya’daki durumu analiz etmeye izin veriyorlar ki bu hiç de kolay değil. Bu, bir röportaj sunmanın ve gerçek dünyada neler olduğunu bilmenin yeni bir yolu.”



ÇİZMEYE NASIL BAŞLADI?

Lisede çizim yapmaya başlayan Constantini daha sonra Ravenna’daki Güzel Sanatlar Akademisinde eğitim görmüş. Giancula Constantini kendisinin başlangıçta bu alana girme sebebinin ekonomik olduğunu anlatıyor: “İşçi sınıfı bir aileden geliyorum ve çok az param vardı. Çizgi roman en masrafsız sanattı. Sadece bir sayfa kağıda, biraz siyah mürekkebe ihtiyacınız var ve yola çıkmaya hazırsınız.”

STÜDYODAN DÜNYAYA

Constantini yayınlar, sergiler yapmış. Yaklaşık 10 yıl sonra her şey yolunda gitse bile stüdyodan çıkıp dünyaya anlatma isteği duymaya başladığı söylüyor. Bunun için çizim tarzında bir devrim yapmak zorunda kaldığını anlatıyor.




İtalyan aktivist çizim hayatını şu şekilde özetliyor: “Uzak ülkelerden beni cezbeden küçük gerçekleri anlatmaya başladım, ilk çizimlerden biri Filipinler’de öldürülen bir gazeteci Rowell Endrinal’di. Bu çizimleri, 2000’lerde belirli bir mesaj türünü iletmek için çok çalışan, küresel olmayan bir karşı bilgi portalı olan Indymedia’da yayınlamaya başladım. Sonra büyük sokak protestolarına odaklandım ve Twitter’ın doğuşu sayesinde insanlarla iletişim kurdum. Bu yüzden, İstanbul’daki Gezi Parkı’ndaki gösteriyi takip ettim ve Occupy Wall Street, Tahrir Meydanı ve Hong Konglu aktivistlerle iş birliği yaptım. Ama sonra, yavaş yavaş, tek kişiye, özgürlüğü elinden alınmış kişiye hep daha yakın oldum.”
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ