AYM: Mahkumun mektubuna el konulması ‘haberleşme özgürlüğünün ihlali’

Anayasa Mahkemesi, bir mahkumun cezaevi koşullarını anlattığı mektuba ‘sakıncalı’ denilerek el konulmasını ‘haberleşme özgürlüğünün ihlali’ olduğuna hükmetti.


Kararda, mektubun tamamına el konulması yerine sakıncalı cümlelerin okunmayacak şekilde karalanabileceği belirtildi.

AYM kararında, “Başvurucunun göndermek istediği mektubun alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı kanaatine varılmıştır” denildi. AYM, haberleşme özgürlüğünün ihlali nedeniyle hükümlüye 2 bin TL manevi taznimat ödenmesine karar verdi.


Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Tekirdağ F Tipi cezaevinde hükümlü Rıdvan Türan, bir gazeteciye yazdı mektupta, zaten kısıtlı olan haklarının 15 Temmuz’un ardından ellerinden alındığı, spor yapamadıklarını, revir ve hastane sevkleri ile kitap alma haklarının kısıtlandığını belirterek cezaevinde yaşadıkları sıkıntıları kamuoyuna aktarmasını istedi.

MEKTUBA EL KONULDU

Ancak Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu bu mektupla birlikte farklı kişilere ait toplam 29 mektubu sakıncalı bularak el konulmasına karar verdi. Disiplin Kurulunun kararına hükümlü Türan’ın, önce İnfaz Hâkimliği ardından Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptığı itiraz reddedildi. Türan, bunun üzerine mektubunun gönderilmeyerek, haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

HABERLEŞME ÖZGÜRLÜĞÜNÜN İHLALİ

AYM, mektubun sakıncalı bulunarak gönderilmemesinin haberleşme hürriyetinin ihlali olduğuna hükmetti. Kararda, ceza infaz kurumunda suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi makul gerekliliklerin olması durumunda tutuklu ve hükümlülerin sahip oldukları hakların sınırlanabileceği vurgulandı. Kararda, “Kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin temel hak ve özgürlüklere yönelik müdahalenin zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini ve orantılı olduğunu ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koyma yükümlülüğü vardır. Aksi durumda temel haklara yönelik müdahalelerin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir” denildi.

AYM, gerekçeli kararında şunları belirtti:

SAKINCALI YERLERİ KARALANMALI

Gönderilen yazışmalara yapılan müdahaleler somut mektuba özgü kabul edilebilir makul gerekçelerle açıklanmalı; sakıncalı bulunan ifadelerin ceza infaz kurumu güvenliğini hangi nedenlerle tehlikeye düşürdüğü somut verilerle gerekçelendirilmeli; mektubun içeriği ile birlikte muhatabının kim olduğu da dikkate alınmalı; içerik değerlendirmesinde mahpus hakkında uygulanan infaz rejimi ve mahkûmiyet sebepleri de gözetilmeli; mektubun tamamının alıkonulmasına karar vermek yerine sakıncalı yerlerin karalanarak mektubun gönderilmesinin mümkün olup olmadığı değerlendirilmelidir.

DEMOKRATİK TOPLUM VURGUSU

Somut olayda başvurucu bir gazeteciye göndermek istediği mektupta Ceza İnfaz Kurumu uygulamalarına değinmiştir. Buna karşılık Disiplin Kurulu kararında, başvuruya konu mektup dâhil toplam yirmi dokuz mektubun sakıncalı bulunarak bunlara el konulduğundan bahsedilmiş, mektupların tamamının kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan yanlış ifadeler içerdiği belirtilmiş ancak her bir mektup için hangi ifadelerin neden sakıncalı görüldüğü gerekçelendirilmemiştir. Bu kapsamda başvuruya konu mektubun içeriğinde yer alan ifadelere yönelik olarak yapılan müdahalede, mektuba özgü makul gereklilikler somut verilere dayanılarak ortaya konulmamıştır. Sonuç olarak başvurucunun göndermek istediği mektubun alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale ilgili ve yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ