"Varlıktan yokluğa düşerken Simit Sarayı’nı kurtarmak…"

"Varlık Fonu’nun eylemlerinin bir çoğu kamudan habersiz olarak gerçekleşse de kamuya yansıyanlardan nasıl çalıştığı ve ne amaçladığı fazlasıyla anlaşılmaktadır."



Tr724 Yazarlarından Hakan Taner'in analizi şöyle;


Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarı her şart ve kayıt altında kendine çalışmaya devam ediyor.

Ülke ekonomisinin içinde bulunduğu durum da yoksulluk intiharları da iktidarın pek umrunda değil.

İktidar varsa yoksa kendisini ve yandaşlarını kurtarmanın hesapları ile meşgul.

Bildiğiniz üzere işlerin çabuklaşması(!) için başkanlık sistemine geçildi. Sonra ekonomik kararların ve ekonominin düzelmesi için bir sürü seri tedbir(!) alındı.

Varlık Fonu adıyla kurulan ve Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana üretilen ne var ne yoksa bu çatı altında birleştirilen her şey bu kurulun harcamasına devredildi.

Varlık Fonu’nun en yetkili iki ismi de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak ile kendisi.

Varlık Fonu’nun eylemlerinin bir çoğu kamudan habersiz olarak gerçekleşse de kamuya yansıyanlardan nasıl çalıştığı ve ne amaçladığı fazlasıyla anlaşılmaktadır.

Varlık Fonu kurulduktan sonra önce beton ekonomisinin kendine yakın aktörlerini kurtardı. Bunlar arasında Ağaoğlu, Kalyon, Turkuvaz vb. ilk akla gelenler. Demirören de bu işten nasiplenenler arasında.

Fonun kamuya yansıyan son icraatlarından biri daha kamuoyuna yansıdı ve vicdan sahibi herkeste hayretle karışık bir şekilde ‘’yok artık ‘’ dedirtti.

Evet, Varlık Fonu son dönemdeki büyümesini tamamen AKP’ye borçlu olan Simit Sarayı’nı kurtarma kararı aldı.

Simit Sarayı son zamanlarda Londra’da New York gibi şehirlerde cafe açmakla meşguldü. “Bunda ne var? Güzel işte” diyebilirsiniz, durum çok farklı.

Bu firma bu şehirlerin en lüks caddelerinde çok yüksek bedellerle yer kiralıyor ve cafeleri oralarda açıyordu. Az buçuk iş bilen biri çay simit satarak buraların kar edemeyeceğini zaten bilir. Fakat bunların maliyetleri yurtdışı yatırımlarına katkı çerçevesinde devlet tarafından karşılandığı için kiralama ve giderlerde hesap kitap hak getire.

Çiftçiye, köylüye destek olmak amacıyla kurulan Ziraat Bankası önce borç alarak medyanın tamamen tekelleşmesinin sağlanmasına katkı sağladı.

Sonra yandaş şirketlere ab-ı hayat akıttı.

BU GİDİŞ HAYRA ALAMET DEĞİL

Bu gidiş AKP’nin gidişi ile sonuçlanacak bu muhakkak.

Fakat AKP gittikten sonra yapılan hasar tespit çalışmaları da teşhis ve tedavi de çok kolay olmayacak.

Millet belki seçimlerinin sonucuna katlanmak zorunda fakat bu fatura çok kabarık olacak.

Cumhuriyet tarihi boyunca üretilen tüm değerler; maddi ve manevi olarak tamamına yakını alındı-satıldı.

Elde satılacak pek bir şey kalmadı. Kıyıda köşede unutulan bir şeyler kaldıysa onları da masaya koyup kısa sürede hallediliyor.

Bu aşamadan sonra muhtemelen ekonomide şunlar konuşulacak:

Zor durumdaki finans kurumları.
Zor durumdaki şirketler.
Konkordato açıklayıp devamında iflas eden şirketler: Yörsan,TEMSA vb. gibi.
Hükümetin kurtarmaya devam ettiği yandaşlar …
Temerrüde düşen ödemeler.
Artan icra dosyaları.
Keyfe keder kesilen cezalar ve sonrasında yapılacak olan af düzenlemesi.

Bu konular konuşulmasın, gerçek perdelensin, torba yasalarda torbanın içinde ne olduğu anlaşılmasın diye suni gündemler ve algı operasyonları ne kadar müsaade ederse gerçek ancak o kadar gündemde kendine yer bulabilecek ve konuşulacak.

Bu da acı gerçek.

Kaynak: Tr724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ