TÜSİAD uyardı: Dış borç milli gelirin yüzde 62’si seviyesinde

TÜSİAD’ın Yüksek İstişare Konseyi tarafından Ankara’da gerçekleştirilen toplantısına hükümetten hiçbir bakan katılmadı.


Toplantı sonunda açıklama yapan TÜSİAD Başkanı Kaslowski, “İşsizliğin ve dış borç oranımızın daha önce hiç karşılaşmadığımız seviyelerde olduğunun bilincinde olmamız gerekiyor” uyarısında bulundu.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısına işsizlik, yapısal reform ve demokrasi sorunları ile dünyadaki sokak eylemleri damgasını vurdu. Ankara’da yapılan YİK’in önceki akşamki kokteyline ve dünkü toplantısına hükümetten hiçbir bakanın katılmaması ise dikkat çekti.


Toplantıda konuşan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, yeni açıklanan büyüme rakamlarının, ekonominin yıllık olarak pozitif büyümeye geçtiğini gösterdiğini vurgularken, “Ancak işsizlik oranlarımız hâlâ tarihi olarak yüksek seviyelerde seyrediyor” dedi.

“HUKUK DEVLETİ İLKELERİ UYGULANMALI”

“Büyümeye dönülmesine rağmen bugün yatırım ortamının iyileştiğini, kırılganlıkların sona erdiğini söylemek henüz mümkün değil.” diyen Başkan Kaslowski, “Güven ortamını yeniden tesis etmeliyiz, bunu yapmanın yolu hukuk devleti ilkelerini gerçek anlamda uygulamaktan, rekabetçi piyasa ekonomisi ilkelerinden taviz vermemekten, para ve maliye politikalarında tutarlı ve öngörülebilir hareket etmekten geçiyor.” uyarısında bulundu.

“DIŞ BORÇ MİLLİ GELİRİN YÜZDE 62’Sİ KADAR”

Türkiye’nin borç stokuyla ilgili de değerlendirme yapan Kaslowski, bu yükü son dönemde hafifleten dışsal gelişmelerin uzun vadede ortada olmayacağını belirterek, “Ekonomimizde yeniden dengelenme olduğundan bahsedilirken, dış borç oranımızın milli gelirin yüzde 62’si gibi daha önce hiç karşılaşmadığımız bir seviyede olduğunun bilincinde olmamız gerekiyor.” şeklinde vurguladı.

“KAMUNUN DÖVİZ AĞIRLIKLI BORÇLANDIĞINI GÖRÜYORUZ”

Özel sektörün bir miktar döviz borcunda geri ödemesi yaptığını belirten Kaslowski, “Bu kez kamunun döviz ağırlıklı borçlandığını görüyoruz. Bütçe açığı bir seferlik gelirler hariç bırakıldığında yüzde 5’in üzerine çıkıyor. Herhalde bu nedenledir ki iktisadi kesimlerde tedirginlik yaratan düzenlemeler içeren yeni vergi tasarısı yeterince istişare edilmeden Meclis’ten geçirildi.” eleştirisinde bulundu.

Türkiye’deki siyasal ve sosyal olayları değerlendiren YİK Başkanı Tuncay Özilhan ise, “Parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildikten sonra yeni sistemin kurumsal yapısının henüz oturtulamamış olması yapısal sorunların çözümünde bizi yavaşlatıyor.” dedi.

“LAİKLİK BU ÜLKENİN ÇAPASI”

Açıklamasının devamında Özilhan, “Uzun vadede vatandaşımızın huzur ve refahı, demokrasi, insan hakları, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı, kadın-erkek eşitliği, sosyal adalet, adaletli gelir dağılımı, tüm bireyler için kaliteli eğitim, ifade özgürlüğü, doğal ve kültürel mirası koruma hedefleri doğrultusunda kat ettiğimiz mesafeye bağlı olacak. Bu hedefler doğrultusunda ilerlerken asla vazgeçemeyeceğimiz ilke ise laiklik. Laiklik bu ülkenin çapası ve çimentosudur.” şeklinde konuştu.

“PARANIN DOĞRU KULLANILDIĞINDAN KİMSENİN ŞÜPHESİ OLMASIN”

Türkiye’nin eğitim performansının ulusal araştırmalarda da uluslararası karşılaştırmalarda da tatmin edici olmadığını vurgulayan Özilhan, “Sosyal devlet olmanın gereği toplanan ilave vergilerin eğitim ve diğer sosyal harcamalara ayrılmasıdır. Harcamalar şeffaf olsun ki, paranın doğru kullanıldığı ve kayırmacılık yapılmadığı konusunda kimsenin şüphesi olmasın.” uyarısında bulundu.

TUNCAY ÖZİLHAN 1968’İ HATIRLATTI

TÜSİAD YİK Başkanı Tuncay Özilhan, dünyanın  şiddetli toplumsal hareketlerden Brexit sürecine, ekonomik yavaşlamadan küresel iklim krizine, sosyoekonomik dengesizliklerden teknolojik dönüşümün etkilerine uzanan çok geniş bir yelpazedeki sorunlar yumağıyla uğraştığını belirtti.

Sorunlara yönelik üretilen çözümlerin yeterli veya uygun olmadığını belirten Özilhan, “Bu nedenle birçok ülkede sokak siyaseti 1968’den bu yana ilk kez parlamenter siyaseti gölgede bırakarak belirleyici dinamik haline geliyor. Gündemimizi işgal eden bütün bu sorunlar bugün dünyanın çoklu bir kriz durumuyla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Ülkemiz de bu krizlerden muaf değil.” dedi.

“Enflasyonun düştüğünü görüyoruz ama bu hayat pahalılığının olmadığı anlamına gelmiyor. Sadece fiyatların artış hızı azalmış durumda.” diyen Özilhan, “ Son yıllarda, düşük büyüme, yüksek enflasyon ve yüksek işsizlik, dar gelirli kesimlerde refah kaybına yol açtı. Ekonomideki sıkıntılar en çok toplumun en yoksul kesimlerini etkiledi.” değerlendirmesinde bulundu.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ