TÜSİAD: Demokrasi işlerse ekonomik performans yükselir

TÜSİAD, ekonominin düzelmesi için hukuk ve adalet sisteminin düzelmesi gerektiğini bir kez daha vurguladı.


TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı İstanbul’da düzenleniyor.

Toplantının açılış konuşmalarını TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan açılış konuşmasında, “Parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş henüz tamamlanmış gözükmüyor. Cumhurbaşkanlığı sisteminin kurumsal yapısı oturtulamadı. İstanbul seçimlerinin iptali ile siyasal gerilimin devam edeceği belli.” dedi.


Özilhan, yaklaşık 20 dakikalık konuşmasında sık sık demokrasi, yargının bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı, ifade özgürlüğü ve bir arada yaşam vurgusu yaptı.

‘REZERVLER ERİYOR HALKIN ALIM GÜCÜ AZALIYOR’

Özilhan’ın açıklamalarından başlıklar şöyle:

“Rezervler eriyor, halkın alım gücü azalıyor. Türk vatandaşları Türk lirasından kaçıyor. Türkiye küresel rekabette kan kaybediyor. Enflasyonda 121. sıradayız. Yargının bağımsızlığı 111., yargıda hak aramada 109., basın özgürlüğünde 129. sıradayız. Bu nedenle ekonominin düzelmesi için hukuk ve adalet sisteminin düzelmesi gerekiyor.

‘DEMOKRASİ, YARGI BAĞIMSIZLIĞI DEMEYE DEVAM EDECEĞİZ’

Demokrasi işler kılınırsa, eleştirel düşünmenin önünü açan bir eğitim reformu gerçekleştirilirse ekonomi performansı yükselecek. Türkiye muazzam bir potansiyele sahip. Biz bu nedenle ekonomi derken demokrasi, yargı bağımsızlığı, insan hakları demeye devam edeceğiz. Bu görevi, TÜSİAD’ın tüzüğünden alıyoruz. Tüzüğümüzün amaç maddesini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. ‘TÜSİAD, insan hakları evrensel bildirgesinin düşünce, inanç ve girişim özgürlüklerinin, laik hukuk devletinin, katılımcı demokrasi anlayışının, liberal ekonominin, rekabetçi piyasa ekonomisinin benimsendiği bir toplumsal düzenin oluşmasına ve gelişmesine katkı sağlamayı amaçlar.’

‘2007’DEN BU YANA 14 KEZ SANDIĞA GİTTİK AMA…’

Ekonomik sıkıntıları aşmak için yönetim sistemimizdeki sıkıntıları aşmamız gerekir. Ekonomik performans düştükçe ardı ardına yapılan seçimlerde seçim ekonomisi uygulanıyor. Yapısal sorunların çözümü erteleniyor. 2007’en bu yana tam 14 kez sandığa gittik. İptal edilen İstanbul seçimlerini dahil edersek 15’e geliyor. Güçler ayrılığının mükemmel işlediği, yürütmenin çalıştığı, ifade ve medya özgürlüğünün güvence altına alındığı, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığından kimsenin şüphesinin olmadığı bir sistem kurmak için bu seçimleri yaptık. Peki kurabildik mi? Bugün geldiğimiz noktaya bakarsak evet diyemiyoruz.

‘DEVLETLERİN GÜCÜ EKONOMİLERİNDEN GELİR’

Üçüncü sorun da dış politikada. Bize özgü sorunların dışında küresel problemler de var. Uluslararası ilişkilerdeki gerilimler TL’nin değerinde sert düşüşlere neden oluyor. Bu sert düşüş maliyet artışıa sebep oluyor. Üretim ve yatırım kararlarını bozuyor. Mali olarak zedeliyor, iflaslara sebep oluyor. Unutmayalım, devletlerin gücü ekonomideki güçlerinden gelir. Ekonomik olarak zayıf olan, finansman sorunu çeken ülkeler ekonomileri güçlü ülkelere tabi olurlar.

Güçlü bir ekonominin temelinde ise güven vardır. Güveni inşa etmekse zordur, binbir zahmetle örülür ama bir anda da yıkılabilir. Biz ayrışırsak, birbirimize güvenmezsek dışarısı bize hiç güvenmez.

‘CUMHURBAŞKANIMIZIN BİRLİK ÇAĞRISI YAPMASI ÖNEMLİ’

Sayın Cumhurbaşkanımızın seçimlerden sonra Türkiye İttifakı yapmasını ve geçen hafta kuşattığı bir anlayışa vurgu yaparak birlik çağrısı yapmasının önemli olduğunu düşünüyoruz. Nasıl ki hem ülkemizin kurtuluşunu ve cumhuriyetimizin kuruluşunu birbirimize kenetlenerek başardıysak, bugünlerden de böyle çıkarız.Hepimiz el birliği yaparak hem demokrasiyi hem de ekonomiyi güçlendireceğiz.”
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ