Kredilerle büyüme, ekonomik kırılganlığı artırdı

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye ekonomisi, pandeminin gölgesindeki 2020 yılını yüzde 1,8’lik büyümeyle kapattı.


2020’nin son çeyreğinde ise büyüme yüzde 5.9 olarak açıklandı. Ekonomistlere göre kredi genişlemesiyle yaşanan ‘büyüme’ tamamen yapay. Zira ne yeni istihdam alanları yaratılıyor ne de yeni iş. Söz konusu yapay büyüme, dış şoklara karşı direnci de azalttı. Kaldı ki, TÜİK’in rakamları bile halkın fakirleştiğini gösteriyor.




7 YILDIR ÜST ÜSTE FAKİRLEŞEN ÜLKE

2019 yılında 9 bin 127 dolar olan kişi başı milli gelir 2020 yılında 8 bin 599 dolara geriledi ve üst üste yedinci yılda da düşüş gösterdi. Son 7 yılda kişi başına kümülatif fakirleşme yüzde 31,7 oldu. Dolar cinsinden kişi başına gelirde ise 2007 yılı öncesindeki seviyeye dönüldü.

GSYH da 760 milyar dolardan 717 milyar dolara geriledi. TÜİK’e göre binlerce işyeri kapanmasına rağmen işsizlik ‘azalıyor’. Ancak aynı anda istihdam oranı yüzde 45’lerden yüzde 43’ün bile altına düştü. Ekonomi dış etkilere karşı çok daha kırılgan hale geldi. Türkiye halkı her geçen yıl daha da fakirleşiyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre Türkiye ekonomisi covid salgınına rağmen 2020 yılında yüzde 1,8 büyümüş. Bu oran ile Tayvan ve Çin’in ardından Türkiye dünyanın en hızlı büyüyen üçüncü ülkesi oldu. 2020’nin son çeyreğinde ise büyüme yüzde 5.9 olarak açıklanıyor. Büyümenin lokomotifi ise sanayi ve vatandaşın tüketim harcamaları oldu. Harcamalar yöntemiyle GSYH hesabına göre vatandaşın tüketimi yılın son çeyreğinde yüzde 8,2 arttı ve ekonomiye 4.71 puanlık katkı yaptı. Yüzde 5,9’luk büyümenin yüzde 80’i vatandaşın tüketim harcamalarından kaynaklandı.

EKONOMİ BÜYÜRKEN, HALK FAKİRLEŞTİ



Ekonomi büyümüş peki kişi başına milli gelir artmış mı? Hayır! 2019 yılında 9 bin 127 dolar olan kişi başı milli gelir, 528 dolar daha azalarak 8 bin 599 dolara geriledi. Üst üste yedinci yılda da düşüş gösterdi. Türkiye, bu yıl gerçekleşen dolar cinsinden kişi başına gelirle 2007 yılı öncesi seviyeye geri döndü. İktidar temsilcileri kredi genişlemesine dayalı yüzde 1,8’lik büyümeyi büyük bir başarı gibi gösteriyor. Ancak yaşanan şey tam bir hezimet. 2013 yılında kişi başına milli gelir 12 bin 582 dolardı!

EKONOMİ DAHA DA KIRILGAN HALE GELDİ

Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden Prof. Dr. Selva Demiralp, ‘büyüme performansının, öncelikle 2020 yılında uygulanan aşırı kredi büyümesi ve düşük faiz oranı politikalarının bir sonucu olduğunu’ söylüyor. Demiralp, “Ancak, TL üzerindeki baskılar ve bu baskıları telafi etmek için Merkez Bankası rezervlerinin satışının 2021’e mirası, daha fazla kırılganlık oldu. Ekonomik görünüm, bu kırılganlıkların önümüzdeki dönemde nasıl ele alınacağına bağlı olarak şekillenecek.” diyor.



İSTİHDAM YARATMAYAN BÜYÜMENİN FAYDASI YOK

Yalova Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Baki Demirel, Sözcü’ye yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin büyümesi kredi genişlemesine dayalı. Bunun da arkasında tüketim ve inşaata dayalı bir model var. Büyüme sonrası sıkı para politikasına dönülüyorsa ekonomik büyümenin kompozisyonunun makro ekonomik istikrarı tahsis edici şekilde olmadığı açık. Bu büyüme kalkınma yaratıcı refah artırıcı bir büyüme değil. Bizim böyle bir büyümeye ihtiyacımız var. Geleceğe yönelik koşullarda soru işaretleri ile ilerlemeye devam ediyoruz.” ifadelerini kullanıyor.

VERİLER PİYASAYLA UYUMLU DEĞİL

Prof. Dr. Veysel Ulusoy ise açıklanan verilerin piyasa ile uyumlu olmadığına dikkat çekiyor. Ulusoy, konuyla ilgili paylaşımında, “İstihdam daraldı. Sermaye stoku azaldı. Teknolojik gelişme yok. Dış ticaret geriledi ama büyüdük Raif abi! Açıklanan ekonomik büyüme verilerinin, teori ve ampirik modellerle bağlantısı yok. Dahası, piyasa ile uyumu kopuk.” ifadelerini kullanıyor.

UCUZA SATILAN DÖVİZLE BÜYÜDÜK

Ekonomist Mustafa Sönmez ise Merkez Bankası’nın eritilen 128 milyar dolarlık rezervine atıfta bulunarak, “Yüzde 2 bekliyordum yüzde 1,8 geldi 2020 büyümesi. Ucuz faiz, ucuza satılmış TCMB dövizi ile tüketimi kamçılayıp ancak bu kadar büyüme sağladılar. Ön yüzü parlak arkası karanlık bir büyümedir. Ağır kırılganlıklar taşıdı 2021’e. Dolar üstünden ise kişi başına gelirimiz gerilemiştir.” şeklinde yorum yapıyor.

ZOR SORU: BÜYÜME NEDEN İŞ VE AŞ YARATMIYOR?

Büyüme rakamları ekonomist Emin Çapa’yı da şaşırtmış. Şunları söylüyor Çapa: “Büyüme neden iş, aş yaratmıyor? Çünkü o büyümeyi planlayanların amacı bu değil. Onlar büyümeyi, halktan yandaşa gelir transferi için kullanıyor. Yoksa Güney Afrika’da iş yaratan büyüme, bizde niye yaratmasın! Büyüme konusundaki en önemli nokta bu; Cumhuriyet tarihinde ilk kez üst üste 7 yıl halk fakirleşiyor. Bu görülmedik bir başarısızlık. İnsanlar işten atılıyor, çalışan sayısı azalıyor, ama işsizlik düşüyor. Ülkenin ve halkın milli geliri azalıyor, ama hep büyüyoruz!”



KANİ BEKO: BÜYÜME SADECE RAKAMDAN İBARET

Büyüme rakamları ile ilgili CHP İzmir Milletvekili Kani Beko da konuştu. Milli gelir düşerken, büyümenin sağlanamayacağını anlatan Beko, “Türkiye üretimde büyük zorluklar çekiyor. Her gün faturalara ve vergilere gelen zamlar yüzünden üretim zincirinde çok büyük sorunlar yaşanıyor. En büyük yük de çiftçinin üzerinde. Böyle bir ortamda büyümeden bahsetmek ne yazık ki samimi değil. Kişi başına düşen milli gelir artmadığı sürece büyüme bir anlam kazanmayacak. Ekonomik olarak gerçek bir büyüme için gelişmeleri gerçekçi bir bakış açısıyla incelemeli ve eksikleri tamamlamalıdır. Üretimin desteklenmediği bir ülkede büyüme sadece rakamlardan ibaret kalacaktır,” diyor.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ