Hâlâ en kötüyü görmedik, tedbir dedikleri işe yaramadı

İktidarın iddiasına göre alınan ekonomik tedbirler sayesinde Mart Şubat’tan Nisan Mart’tan daha iyi olacaktı. Ama Golan Tepesi üzerinden başlayan tartışmaya piyasaların verdiği tepki gösterdi ki tedbir dedikleri unsurlar hiçbir işe yaramamış.



Gazeteci Harun Odabaşı'nın TR724'te yayınlanan analizi şöyle;


Halbuki haftaya iyi bir haberle başlamıştık. Amerikan Merkez Bankası(FED) aşama aşama yükselteceğini söylediği faizleri artırma kararından vazgeçtiği anlamına gelen açıklaması Türkiye gibi sıcak para bağımlısı ülkeleri yeniden umutlandırmıştı. AKP’ye 2000’li yıllarda altın çağını yaşatan ve FED’in faiz artırma kararından sonra çekilen sıcak para geri dönebilir miydi? Teorik olarak bu mümkündü. Yüksek kar tutkunu sıcak para, yeniden Türkiye’ye gelerek tahvil almayı ve borsaya girmeyi tercih edebilirdi. Ama yabancı sermayenin tek kriteri yüksek faiz değil ve olamaz. Türkiye ekonomisi ve demokrasisi ciddi bir kriz sürecinden geçerken sıcak paranın bu kırılmayı dikkate almaması düşünülemez. Öte yandan Avrupa Birliği yörüngesinden çıkmış, ABD ile mutad kriz süreci yaşayan ve Rusya ve Çin’e yaklaşan Türkiye’ye, Batı menşeli sermaye güvenebilir mi?

Birde olayın teknik boyutu var: Diyelim ki bugün dolar kuru 6,50 iken sisteme 10 milyar dolar katılım oldu. Bu para yatırım enstrümanlarına giriş yapmak için TL’ye çevrilmek zorunda. Bir sene sonra çıkmak istediğinde kaç liradan dolar alacak. Doların bu kırılgan ortamda 10 liraya çıktığını düşünsek hiçbir yatırım aracı bu kadar kazandırmıyor ki. 2015 yılında sisteme 3,28’dan giriş yapan yabancı sermaye şu an çıkmak istese parasının yarısını kaybetmeyi göze almak zorunda.

Tabi ki iktidardan içine düşülen acı tabloyu itiraf etmesini beklemek siyaseten ve aklen doğru değil. Ancak her krizi sürekli iç ve dış güçlerle izah etmeye çalışmak, hayali düşmanları hedef göstermek, komplo teorilerinden medet ummak piyasalara ne kadar güven verebilir? Hazine ve Maliye’den Sorumlu Devlet Bakanı Berat Albayrak önceki günkü döviz atağına “manipülasyon” diyerek işin içinden sıyrılmaya çalıştı.

Herkesin bildiği bir sır var ki Merkez Bankası’nın elinde döviz kalmadı. Onun için döviz yükselişlerini döviz satarak durduramıyor. Tek gerçek silahı faiz. Yukarıda bahsettiğimiz jeopolitik ortamda faizin işlevi çok tartışmalı bir hale geldi. Örneğin Merkez Bankası son altı ayda faizleri yüzde 6,25 arttırmasına rağmen finans piyasalarının sakinleşmesi sağlanamadı. Dişi ağrıyan adamın ağrı kesici hap alması gibi, bir süre acı hissedilmedi ama problem aynıyla devam ediyordu. Nitekim Golan Tepesi açıklaması ile başlayan ilk kriz testinde alınan ekonomik tedbirlerin hiçbir işe yaramadığı görüldü. Piyasa 21 milyar dolarlık bir kaynağı belirsiz para ile fonlanmışken oluyor bunlar.

Pek çok alt başlığı olan sorunlar yumağının bir ayağında ekonomi yönetimindeki yetersizlik göze çarpıyor. Berat Albayrak geldiği nokta itibarı ile genç sayılır. 41 yaşında. Ama sıkıntı genç olmasında değil. Her tavrına sirayet eden ‘mış gibi yapma hali’ izleyenleri yormaya başladı. Ali Babacan da 38 yaşında bakan koltuğuna oturmuştu. Ama onda benzer hafifliklerin hiçbirini görmemiştik. Vaaz vermiyordu, münazara yarışmasında göze girmeye çalışan çalışkan çocuk edası yoktu. Albayrak’ın başlangıç dönemlerini acemiliğine verebilirdik. Ama Enerji Bakanlığı da yaptı, artık deneyimli sayılır. Bir insanın sürekli kendini ispat etme ihtiyacı içerisinde olma hali belli bir süre sonra hitap ettiği kitle ile arasında güven bunalımı oluşturuyor. Sayın bakanın çok acil bir özeleştiriye ihtiyacı var. Şu belirsizlik ortamında piyasaların Albayrak’ın ağzından çıkacak cümlelere dikkat kesilmesi gerekiyordu. Belki makul ve dengeli cümleler yükselen ateşi bir miktar düşürebilirdi de. Fakat yine topu taca atan konuşması ile bir sükutu hayale daha sebep oldu.


Kaynak: TR724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ