Esfender Korkmaz: Bu daralma kısa sürede bitmez, IMF şart

2018 Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH), cari fiyatlarla 3 trilyon 701 milyar lira oldu. Dolar cinsinden ise nominal GSYH, 701 milyar dolar oldu. 2018 yılı ortalama dolar kurunun, 5.2797 olarak alındığı anlaşılıyor.




Fert başına GSYH da cari fiyatlarla 45 bin 463 lira, dolar cinsinden 9 bin 632 dolar olurken bu rakam 12 yıl öncesine dönüldüğünü söylüyor.


Yılın son çeyreğindeki yüzde 3’lük daralma ile bir resesyon dönemine girilirken bu durumun ne kadar süreceği merak konusu.

Yeniçağ yazarı Esfender Korkmaz’a göre, bu daralma kısa vadede duracak gibi değil ve IMF’yi çağırmak şart.

Korkmaz, “Dördüncü çeyrekte GSYH'nın daralmasında en fazla özel tüketim harcamalarında yüzde 8.9 oranındaki düşme etkili oldu” diyor ve ekliyor:

“Özel tüketimin büyümeye negatif katkısı eksi 5.3 oldu.Özel tüketim harcamalarının düşmesinde birçok neden var. Halkın satın alma gücü düştü. Memur, emekli ve işçilere enflasyon kadar düzeltme yapıldı. Büyümeden pay verilmedi. Maaş ve ücretlerde düzeltme yapılırken, TÜİK, TÜFE oranı dikkate alındı. Oysa ki gıda fiyatlarının yüksek olmasından dolayı vatandaşa bu enflasyon daha yüksek yansıdı. Ayrıca işsizliğin artması, tüketici kredi faizlerinin artması, bankaların kredileri daraltması, hızlı kur artışının kriz beklentisi yaratması ve tüketici güveninin düşmesi etkili oldu.”

Çeyreklik büyüme oranlarının, Türkiye'nin 2018 ikinci çeyreğinden itibaren daralmaya girdiğini gösterdiğini belirten ekonomist, “Bu daralma eğilimi birdenbire durmaz. 31 Mart seçimleri üretici ve tüketici güveninde bir değişiklik yaratabilir” diyor.

Korkmaz’a göre siyasi iktidar ekonomi yönetiminde değişiklik yapabilir…

Ancak bunlara rağmen 2019 yılının birinci ve ikinci çeyreğinde daralmanın durmayacağı görüşünü dile getiren yazar, OECD'nin Türkiye için 2019 büyüme tahmininin eksi 1.8 ve J. P Morgan'ın büyüme tahmininin eksi 0.9 olduğunu hatırlatıyor.

“Ekonomik durgunluktan hızlı çıkmamız için siyasi iktidarın radikal önlemler alması gerekir” diyen ekonomist, “Hukukun üstünlüğü ve demokraside iyileşme algısı yaratmak için, AB, çıpa olabilir. AB ile ilişikleri bu paralelde öncelikli olarak geliştirebiliriz. IMF'yi çıpa olarak kullanmalıyız. IMF'nin vereceği krediden çok mali çıpa olması önemlidir. Türkiye bu durumda daha ucuz dış kredi bulur. Kaldı ki, IMF, doğrudan yabancı yatırım sermayesi için de bir teminattır” önerisinde bulunuyor. 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ