Ekonomik kriz hayatımızı nasıl değiştirecek?

Türkiye, AKP iktidarının 16 yılı sonunda bir ekonomik krizin ayak seslerini iyiden iyiye hissettiği bir dönemden geçiyor.
2001 krizi sonrası iktidara gelen AKP, 2018’de en zor yılını yaşıyor. ABD ile yaşanan yaptırım krizi, döviz kurlarını Türk lirası karşısında tarihi zirvelere taşıdı. Yabancı yatırımcı Türkiye’ye sırtını dönerken gözler, ekonominin başına getirilen Berat Albayrak’ın açıklayacağı yeni ekonomi modelindeydi. Ancak Albayrak tatmin edemedi ve piyasalar tepetaklak oldu. 

ABD, Brunson gelmeden sorunun çözülmeyeceğini ve yaptırımların artırılacağını söylüyor. Şimdi soru, tam anlamıyla bir ekonomik kriz durumunda Türkiye’de nelerin değişeceği konusunda...

T24 yazarı Barış Soydan, 20 maddede sıralıyor nelerin değişeceğini. En olası beklenti ise enflasyonun yüzde 30’lara çıkması ve zamların daha da artması.


İstemeden de olsa sektörde yerli ürünlerin, yabancıları ikame edeceğini söylüyor Soydan.
Alışveriş tercihlerinde ise Migros’u kötü günler bekliyor. Zira Soydan’a göre BİM’e ve A101’e müşteri göçü yaşanacak.

Barış Soydan’ın “20 maddede Kriz hayatımızı nasıl değiştirecek?” listesi şöyle:

1) Döviz kuruyla enflasyon arasında çok sıkı ilişki var. Prof. Dr. Emre Alkin’e göre enflasyon önümüzdeki dönemde yüzde 30’u dahi aşabilir. (Şu anda yüzde 15.85.) İğneden ipliğe pek çok şeye zam gelecek.

2) Ama zamlara zam değil “fiyat güncellemesi” denecek.

3) Ücretler enflasyon karşısında eriyecek. Yılbaşında özel sektörde maaş zamları, ortalama yüzde 10 civarındaydı. Enflasyon yüzde 30'u geçerse ücretlerde erime bir yılda yüzde 20'yi geçebilir.

4) Ama şirketler eski bir Kızılderili taktiğiyle, sene sonunda krizi bahane gösterip maaşlara enflasyonun etkisini giderici zam yapmaktan kaçınacaklar.

5) Böylece reel ücretlerde yaşanan erime önümüzdeki döneme yayılacak. Muhtemelen üzerine ölü toprağı serpilmiş olan sendikal mücadele bu süreçte canlanacak.

6) Reel ücretlerde gerileme, alım gücünde düşüş demek. Buna bağlı olarak iç talep daralacak. Her sektör kendi meşrebi oranında küçülecek.

7) Temel ihtiyaç kategorisine giren, iktisat terimiyle fiyat elastikiyeti düşük (Yani satışları fiyat hareketlerinden pek etkilenmeyen) sektörler küçülmeden daha az etkilenecek. Bunların başında gıda geliyor.

8) Bunu kitaba bakarak değil, 2001 Krizi’nden yola çıkarak söylüyorum. 2001 Krizi’nde fiyat elastikiyeti düşük iki sektörün yıldızı parlamıştı: Gıda ve ilaç. Çünkü insan, fiyatı ne olursa olsun ekmeğini ve tansiyon ilacını almayı ihmal etmez. 2001’de diğer sektörler mal ve hizmet satmak için cebi dolu bu iki sektörün peşine düşmüştü. Örneğin bilişim şirketlerinin, sahadaki binlerce ilaç reprezantına, o dönemde piyasaya yeni çıkmış olan el terminallerinden satarak iyi para kazandığını hatırlıyorum… Fakat ilaç sektörünün durumu bu kez farklı. Devlet, ilaç ithalatında Euro’yu 2.69’da sabitlemiş durumda. Bu yüzden piyasada ilaç bulunmuyor. Kriz bu kez ilacın bir kesimini de vuracak. (Yabancıları.)

9) Şirketlerin üretim maliyeti artacak, kâr marjları azalacak. Çareyi maliyetleri azaltmakta bulacaklar. Ekonomi sayfalarında işyerinde, ofiste nasıl tasarruf yapılacağıyla ilgili haberler çıkacak.

10) Ama enerji verimliliği yüksek cihaz kullanmak gibi yöntemler kâr marjlarını kurtarmaya yetmeyecek. Bu süreçte kaçınılmaz biçimde işten çıkarmalar gündeme gelecek. 2001 Krizinde işsizlik oranı bir yıl içinde 2 puan artmıştı (Yüzde 8.5'ten 10.3'e.) Umarım, artış bu sefer sert olmaz.

11) Krizin bazı sektörler ve toplumsal kesimler için olumlu sonuçları da olacak. Örneğin yerli sanayii… Çağlar Keyder, “Türkiye’de Devlet ve Sınıflar” adlı eserinde, 1950’li yıllarda gerçekleşen devalüasyon sonucunda ithal ürünlerin çok pahalandığını, bunun yerli sanayiyi koruyucu bir etki oluşturduğunu anlatır. Türkiye’de yerli sanayi emeklemekten yürümeye işte bu ortamda geçmişti. Bu krizde de ithal ürünlerin pahalanması, yerli sanayiyi koruyucu etki yaratacak.

12) İnsanlar gerçekten iPhone’dan Vestel Venus’e geçer mi bilinmez ama birçok sektörde yerli ürünler, yabancıları ikame edecek. Bugüne kadar küçümsenen yerli markaların iade-i itibarına hazır olun.

13) Ve evet, Vestel Venus’ün satışları artacak, iPhone’un satışları azalacak. Ama Amerikan ürünlerinin boykotu Venus'ten çok Koreliler’in (Samsung) işine yarayacak.

14) Migros’tan BİM’e ve A101’e müşteri göçü yaşanacak. Ama en pahalı segmentteki ürünlerin marketi Makro’dan kaçış olamayacak çünkü krizler yüksek gelir grubunu değil orta sınıfı vurur.

15) Pahalı markalar, halkın alım gücündeki düşüşe ayak uydurabilmek için düşük fiyatlı (Buna karşılık kalitesi de düşük) alt markalar çıkaracaklar.

16) İhracat patlayacak. Nasıl patlamasın, kur avantajı bir yandan, işçi maliyetlerinin dolar bazında gerilemiş olması diğer yandan… (Çin’in Şangay bölgesinde asgari ücret 317 dolarken Türkiye’de mevcut kurla, 260 dolarlara düşmüş durumda.) Bütün şirketler can havliyle ihracata dönmeye çalışacak.

17) Geçtiğimiz krizlerde ağzı yandığı için toplam satışları içinde ihracatın payını artırmaya önem veren şirketler bu krizi kolay atlatacak. (Bkz. Koç Holding.)

18) Kolay para kazanmaya başlayan ihracatçılardan bazıları magazin dünyasının yıldızlarıyla “anılmaya” başlayacak.

19) Yukarıda ihracatçılar için söylediklerimin benzerleri üç aşağı beş yukarı, bu dönemin bir başka şanslı sektörü olan turizm için de geçerli. (Yazdıklarımdan ihracat ve turizmi küçümsediğimi çıkarmayın: İhracat ve turizm olmasa Türkiye'nin hali niceydi...)

20) Piyasalar, harcamaların azaltılması ve anlamlı bir faiz dışı fazla verilmesi için bastıracak. Bu süreçte Kanal İstanbul gibi büyük projelerin rafa kaldırılıp kaldırılmayacağı gündemden hiç düşmeyecek. Yeni vergiler salınacak, ekonomiyi canlandırmak için verilmiş vergi indirimlerinden bazıları geri çekilecek.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ