Brunson yöntemi geliyor, önce Trump tweetleri, ardından yaptırımlar...

"Dövizde bu çalkantı geçici mi? Eğer hala birçok Batılı uzmanın inandığı gibi AKP-MHP büyük kentleri kazanırsa, belki. Bunun üstüne bir de reform programı ve ABD’yle sulh olursak, kesin."

Ekonomist Atilla Yeşilada'nın Paraanaliz'de yayınlanan yazısı şöyle; 

Syracuse’de saat 03:00.  Sabah New York City’den trene binerken karla karışık yağmur başladı, taneleri minik cam kırıntıları gibi vuruyordu suratıma. Altı saat sonra Syracuse’de trenden inip aileme kavuştum. Akşam 10’da kar başladı; şimdi yerde 20 santim. Canım dışarı çıkıp kardan kadın yapmak istiyor, ama önce iş.


Bir süre ABD’deyim, üç günde New York City’de 15 fon yöneticisi ile görüştüm. Seçimlerden sonra bir tur daha var. ABD’de gündem “March Madness”  yani Üniversiteler Arası Basketbol (NCAA) finalleri.  Burada üniversite futbolu (ABD türü futbol) ve basketbolu en az profesyönel abileri kadar yakından izlenir. Zaten, profesyönel liglerde oynayan tüm Amerikalı oyuncular üniversiteden çıkmadır. Her kulüp de parayı bastırıp, istediği oyuncuyu alamaz. Sezon sonunda “draft” yani seçim yapılır. Ligi sonuncu bitiren kulüp (kendi belirlediği) en iyi oyuncuyu renklerine bağlar, sonra sondan ikinci…

Spordan kalan zamanda da Amerikalı Özel Savcı Müller’in Adalet Bakanı’na sunacağı Trump’ın adamlarının Rusya’yla kirli ilişkileri hakkındaki raporu tartışıyor. Bu raporun içeriğini uzun süre öğrenemeyeceğiz, çünkü Trump “önce ben okuyacağım, beğenmediğim kısımlarını buzlarım” diyor. Ama, Temsilciler Meclisi (TM) Demokratlar’ın elinde. Onlar da Savcı Müller’i ifade vermeye çağırıp yemin ettirerek raporun detaylarını öğrenecek. Ben savcı-hakim-avukat değilim, ama muhalif kanallara göre (FOX News dışında hepsi)  Trump’ın kanunu ihlal ettiğine dair yeterli kanıt bulundu. TM büyük olasılıkla Trump’u Yüce Divan’a gönderme sürecini başlatarak ABD’yi uzun yıllar ikiye bölecek.

Trump’ın Golan Tepeleri ile ilgili çıkışı ve Çin’le Ticaret Barışı’yla ilgili ikircikli tutumunu biraz da Kongre’yle başının dertte olmasına bağlıyorum. Trump’ın yüzde 40 kemik seçmeni var da, 2020’de ikinci kez seçilmesine yetmez. Ekonomi ve borsaları ayakta tutup seçim kampanyasında prim yapmak için Ticaret Barışı’na ihtiyacı var. Aşır sağcı seçmene de Kudüs ve Golan Tepeleri hediyesi. Ayrıca, İran ve Maduro’yu yakaladığı yerde vuracağı da bir gerçek.

Buradan Türkiye’ye geçebiliriz. Genelde üç hafta önce 25 civarında banker ve fon yöneticisi ile sohbet ettiğim Londra’dan Türkiye’ye yatırım  yapan yabancılar Türkiye’yi daha iyi bilir. Ama bu kez Amerikalılar dersini iyi çalışmıştı. Londra’nın kafası Brexit ve Mifid adını verdiğimiz yatırım bankası davranışları ve işlem yapmasını çok katı kurallara bağlayan mevzuatla meşguldu. Konuştuğum bankerlerin çoğu bir sene sonra nerede yaşayacağını bilmiyor, müşterisiyle istediği gibi ilişki kuramıyordu. Belki de bu kaygılardan Türkiye’yi yakından takibe almamışlardı. Ama ABD’de Trump herkesin gündemi ve onun da S-400’ler, İran ve Maduro’yla ilgili hassasiyeti malum. Bu üç başlık da bizi yakından ilgilendiriyor bittabiki. Venezuelalı bir fon yöneticisi Dışişleri Bakanlığı ile yaptığı görüşmede Türkiye’nin de gündeme geldiğini, yaptırımların gündemde olduğunu, ama şimdilik beklemeye alındığı kaydetti. S-400’ler konusunda ise kafalar karışık. Türkiye niye Patriot varken, S-400 almak ister ki? ABD bastırırsa, Erdoğan direnecek mi?

Bu sorulara cevap verilemediği için de, millet saha kenarında. Ekonomi başlığında da, birçok muhatabım TL’deki suni istikrarın bedelinin derin bir resesyon olduğunu, ekonomi büyümeye başladığı anda, dövizin başını alıp gideceğini, ben anlatmadan söyledi.

İşte böyle bir ortamda, AKP Yeni Zelanda’daki Müslümanların kıyımı ve Trump’ın Golan’ın İsrail’e verilmesi husundaki sözlerini çok yüksek perdeden protesto etti. Haksız mı yani? Haklı da, diplomasi nezaket ve zarafet sanatı. Onların işe yaramadığı yerde de savaş gemileri ve tankları yollarsın laftan anlamayan karşındaki öküzün üstüne. Ama biz öyle yapmıyoruz ki, daha dakika bir, dayılanma ve posta koyma başlıyor. Nerdeyse Facebook’un kapatılmasına neden olacak, Yeni Zelanda katliamı görüntülerinin seçim meyanlarında seyrettirilmesini istemek iş mi yani? S-400’in ötesinde Suriye’de güvenli bölgenin denetimi meselesi de nisanda Trump’la yapılacak zirvede tatlıya bağlanabilirdi.  Şimdi “savaş çıkartmak istiyor” diye suçladığın adamın yüzüne nasıl bakacaksın? Daha düne kadar Trump etrafı neo-conlarla sarılmış bir kahramandı, şimdi canavar oldu. Özetle, Erdoğan’la  Trump arasında kişisel bir yakınlık vardı, ama bitmek üzere.

Bundan sonra da aradaki meseleler, yani İran’a ambargoların sıkı sıkıya uygulanması, S-400 alımı ve Maduro’yla ilişkiler gibi ihtilaflar Rahip Brunson yöntemiyle çözümlenecek. Önce Trump tweetleri, sonra adı verilmeyen Beyaz Saray  yetkililerine dayandırılan yaptırım tehditleri, en son aşamada da, Rıza Sarraf ve Halkbank  yeniden sirkülasyona girer.

ABD’ye “siktiri” çekersen, S-400’lerin Türk toprağına ayak basmamasının NATO’nun ortak tutumu olduğu unutmaman lazım. Zaten, Ruısya da sana dost değil. Putin bize Suriye’de güvenli bölge vermez, o bizi bir an önce Suriye’den şutlayıp, ülkeyi Esat ve onun menziline girecek PYD-YPG’ye teslim edip, eve dönme niyetinde.

Albayrak “Seçimden sonra yeni yol haritası geliyor” müjdesini vererek  bundan önceki makalem olan “Seçim sonrası reform varı” doğruladı. Bugün yazarım onu da, Berat Abi’min reformdan kastettikleri arasında bazı maddeler betimi-benzimi attırdı doğrusu. Ama, yabancı okumazdı o satırları. Nasıl olsa Fed havlu atmış, serseri para adres arıyordu, soluğu Türkiye’de alırdı.

Öyle bir halt ettik ki, sesi Brezilya’dan duyuldu. Cuma akşamı Latin  Amerika F/X dolara karşı yüzde 1.8 değer kaybederken  eski Brezilya Başkanı Temerin tevkif edilmesi kadar, bizden gelen “bulaşma” da etkili oldu. Yine cuma bizim euro-tahviller en çok satış yiyen Gelişmekte Olan Ülke borç senediydi, artık yeniden borçlanırken göbeğimiz çatlayacak.

Dövizde bu çalkantı geçici mi? Eğer hala birçok Batılı uzmanın inandığı gibi AKP-MHP büyük kentleri kazanırsa, belki. Bunun üstüne bir de reform programı ve ABD’yle sulh olursak, kesin. Ama, bu üç vaka bir arada mümkün mü? Hayır. Türkiye bir Rahip Brunson  şoku daha yaşamadan, Ankara dersini almayacak.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ