​Ankara S-400’leri alırsa unutun faiz indirimini, CAATSA yaptırımları döviz kurunu patlatır

"TCMB’nin bugün yapacağı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini yüzde 24 seviyesinde sabit tutması beklenirken, Reuters anketine göre yılın kalanında indirim beklentileri 250 baz civarında bulunuyor."
Ekonomist Atilla Yeşilada'nın Ahval'de yayınlanan analizi şöyle;

TCMB’nin bugün faizlerle oynamayacağına eyvallah da, bu parasal gevşeme iyimserliği nereden kaynaklanıyor, merak ettim doğrusu?

Acaba enflasyona kalıcı bir çözüm mü bulduk, ya da her alevlendiğinde kuru yeni zirvelere taşıyan “jeo-politik” problemler dün gece çözüldü de, ben yine sarhoş muydum?


Dunya Gazetesine konuşan Garanti Yatırım Başekonomisti,  Nihan Ziya Erdem  indirim tezini şöyle özetliyor:  PPK toplantısında faizlerde bir değişiklik kararı çıkmasını beklemiyor.

TCMB’nin toplantı sonrası açıklayacağı metinin, gelecek dönem para politikası sinyali içermesi nedeniyle önemli olacağını belirten Erdem, nisan ve mayıs aylarında tüketici enflasyonunun beklentilerin altında kalmasına rağmen enflasyonun yüksek seviyesi ve gelecek döneme yönelik riskler nedenleriyle TCMB’nin para politikası kararlarını temkinli bir yaklaşımla alacağını dile getirdi.

Erdem, yıl genelinde faiz indirimi tahmininin 200 baz puan olduğunu ifade etti.

İndirimlerin, mevcut belirsizliklerin ortadan kalkacağı ve enflasyonda kalıcı düşük seviyelerin ulaşılacağı yılın son aylarında yapılacağını tahmin ettiklerini kaydeden Erdem, “Gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikasında gevşetici yöndeki sinyalleri ve buna paralel piyasa beklentileri, dış finansman maliyetinin düşük kalması nedeniyle Türkiye açısından olumlu. Ancak zayıf küresel büyüme endişeleri olumsuz. TCMB, para politikası kararlarını küresel gelişmelerin yanısıra enflasyon ve finansal piyasalardaki gelişmeleri de dikkate alarak veriyor. Bu nedenle önümüzdeki dönem para politikası kararlarında tüm faktörlerdeki gelişmeler önemli olacak.” şeklinde konuştu.

Değerli Meslektaşım çok güzel söylemiş. Öncelikle enflasyonda kalıcı düşük  seviyenin asgarisi %15-16’dır.  Yaz aylarında enflasyon baz etkisiyle gevşer, ama bu kalıcı olmaz. Baz etkisiyle gelen, sonbaharda baz etkisiyle gider. Hiç bir Merkez Bankası baz etkisine göre para politikasını ayarlamaz. Cart-curt faiz seviyesiyle oynamanın ekonomik aktörlerin uzun vadeli planlama ve harcama davranışlarını bozduğunu söyleyeyim.

Bir nokta daha var. İstanbul seçimi bittikten sonra, kamu ve %30 ÜFE ödeyip %18 ÜFE fiyatla mal satan özel sektörün kallavi zam yapması olasılığını da ihmal etmeyelim. Bakın, İstanbul Analytics özel raporunda şu önemli tespiti yaptım:

“Bir noktaya daha dikkat çekelim. Devalüasyonun çekirdeğe yansımamasının 2 nedeni var. Birincisi iç talep hasta denecek kadar zayıf.  İkincisi, aşağıdaki GSYİH tablosundan göreceksiniz, envanterlerde ciddi erime var. Yani üretici ucuz fiyatla muhasebeleştirdiği malı satıyor.  Stoklar tükenince zorunlu zamlar gelecek. Son olarak, seçimlerden sonra bütçe istikrarının yeniden tesisi için kamu fiyatları ve vergilere zammın kaçınılmaz olduğunu tekrarlayalım”.

Gelelim kur-enflasyon geçişkenliğine.  IMF’den S&P’ye herkes yazdı, dolar/TL 5.5 ekonomik modeller çerçevesinde TL’nin adil değeridir, ah şu jeo-politik riskler olmasa! Ama var işte keratalar.  3 adet riskimiz var.

Birincisi doğal olarak S-400’ler. Eğer Ankara Temmuz’da S-400’leri teslim almakta kararlıysa, unutun faiz indirimini, çünkü ABD’nin  açıkça tehdidini yaptığı CAATSA yaptırımları döviz kurunu patlatır. TÜFE %20’yi rahat geçer.

İkincisi İstanbul seçimleri. Kimin kazandığı ekonomik anlamda önemli değil. Ama adil ve şeffaf yapılacak mı?  Ekrem İmamoğlu kazanırsa AKP çamura mı yatacak,  yoksa sonucu kabullenecek mi? Kabullenmezse, yatırımcı ve ekonomik güvende bozulma bir kez daha kur yoluyla enflasyonu vurur.

Bunlar yetmezmiş gibi bir de şimdi Kıbrıs karasularında gerginlik patlak verdi. Rum tarih boyunca her zaman yaptığı gibi ne zaman diplomatik sorunlarımız ortaya çıksa, bize arkadan tekme atıyor. Bu kez de Fatih arama gemisinin mürettebatı hakkında yakalama emri çıkarttı. Önemli değil, gelsin de yakalasın. Ama AB liderler zirvesinde Türkiye karşıtı yaptırım isteyecek. AB de malum, KKTC diye bir varlık tanımıyor. Eğer kınama veya yaptırım kararı çıkar da Ankara-AB ilişkileri piyasaları bozacak ölçüde gerilirse (Nazi krizini hatırlayın), elveda faiz indirimi.

Fed’in adımları, küresel likidite, diğer Gelişmekte Olan Ülke Merkez Bankalarının aksiyonları artık “beka meseleleri” ile cebelleşen Türkyie için teferrüat oldu. Biz kendi jeo-politik risklerimizi zapt-u rapt altına almadan faiz indirimi yok.


Kaynak: Ahval
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EKONOMİ HABERLERİ