Bilim ve AKP ilişkisi üzerine başka söze gerek yok

AKP iktidarı döneminde ileri teknoloji ihracatımızdaki düşüş yüzdelik rakamlara yansıdı. İşte masallar ve gerçekler.
İsmail S. Gülümser/Aktifhaber

24-25 Mayıs 2017’de Antalya’da yapılan BİLSEM festivalinde reklam edilen kurumlarda yaşananlar. 

MEB’in özel yetenekli çocuklara okul dışı zamanlarda ek eğitim vermek üzere 80 ilde açtığı 110 Bilim sanat merkezi (BİLSEM)’lerde 2017 yılında 24.000 öğrenci ek eğitim görüyor. Bu öğrencilerin için düzenlenen festivalde Milli Eğitim Bakanı açılış konuşması yapıyor. 16 yıldan bu yana iktidarda olan bir partinin bakanı BİLSEM’lerin örnek olarak gösterilebilecek müşahhas hiçbir başarısını aktaramıyor.

 
BAKAN AÇIKLAMALARI VE ÜLKE GERÇEKLERİ
Bakan konuşmasında, ülkenin yetenek öğütücü atmosferinden kurtulup yurt dışında başarı yakalamış Oktay Sinanoğlu, Aziz Sancar gibi az sayıdaki bilim adamının başarısını Türk eğitim sisteminin başarısı gibi gösterip reklam etmeye, iktidar olarak üstün yeteneklilere yatırım yaptıklarını anlatmaya çalışıyor. Türkiye’nin dünya’da ihracatta en başarılı ülkelerden bir olduğunu anlatıyor. 

Hâlbuki Türkiye’nin ihracattı ithalatını karşılamıyor sürekli borçla ayakta kalmaya çalışıyor. TEPAV’ın 2015 yılında yaptığı değerlendirmeye göre yapılan ihracattın %28’i doğal kaynağa dayalı, %37’si çok düşük teknoloji gerektiren ürün grubunda olduğu görülüyor. İktidarın görevi devraldığında ileri teknoloji ürünü %7 iken bugün %4’e düşmüş doğal kaynağa dayalı ihracatı gelişme gibi sunuyor.        
 
Dünya bankası raporuna göre ihracatıyla övündükleri Türkiye’nin ileri teknoloji ürünü ihracatında ilk 500 şirketinin 186‘sı çok düşük, 163’ü düşük, 109’u orta, sadece 12’si ileri teknoloji ürünü ihraç ediyor. Olanlar da akranlarıyla yarışacak durumda değil. Türkiye ileri teknoloji ürünü ihracatında Meksika’nın 20’de, Brezilya’nın 4’te biri ulaşabilmiş, bu ülkelerin bile altında yer alıyor. Sadece Etopia, Namibya, Fiji ve petrol zengini Suudi Arabistan’dan iyi durumda olduğu görülüyor.  

1980 ortalarında Türkiye’den fakir olan Güney Kore son 20-30 yılda büyük bir sıçrama yaptı. Dünyada en değerli 500 şirket arasında Türkiye’den hiçbir şirket yok, ama Güney Kore’den 10’dan fazla şirket bu gruba girmeyi başardı. 1945’te yerle bir olan Almaya ve Japonya dünya devi haline geldi. 17 yıldan beri de bu iktidarın güçlü ülke haline geldik iddialarını dinliyoruz ama hala ileri teknoloji üretemiyor. Montaj gibi basit üretim süreçleriyle yetiniliyor. (Öyken Ergun sunusundan)
 
Komünist Çin katı devletçi yaklaşımları terk edip, projesi olanları ülkesinde çalışmaya davet ederek, dünyanın en büyük ileri teknoloji ihracatçısı konumuna geliyor. Bizde ise iktidar tüm komünist bloğu ülkelerin terk ettikleri en katı devletçi anlayışları yeniden hayata geçiriyor. Bırakın dışarıdan bilim adamı iş adamlarını çekecek politika geliştirmeyi, İRAN gibi katı devletçi anlayışlarla kendi iş adamlarını dünya görüşüne göre ayırıp, mallarına el koyuyor, üniversitelerde yetişmiş 5 binden fazla bilim adamını dünya görüşünden dolayı işten atıyor, bazılarını tutukluyor.   
BİLSEM’LER NİÇİN AÇILDI?
Üstün yetenekliler, kişisel, duygusal ve zihinsel özellikleri ile akranlarından farklı ve üstün özellikler taşıdığı uzmanlarca belirlenmiş kişilerdir. Üstün yetenekli öğrencilerin eğitimine önem veren ve eğitim sistemlerinde onların gereksinimleri doğrultusunda değişiklikler yapan toplumlar sadece yerel gelişmeye değil evrensel gelişmeye de katkı sunmaktadır. Üstün yetenekli öğrencilerin geleneksel sınıflarda öğrenim görmesi, onların yeteneklerinin zamanla azalmasına ve psikolojik açıdan sorunlar yaşamasına, sadece kendi toplumlarının değil dünyanın gelişimine katkı sağlayabilecek bu bireylerin etkisiz, mutsuz bireylere dönüşmesine neden olmaktadır (Colengelo ve Davis).
 
İktidarın yüzünü batıya çevirdiği dönemde ülke sevdalısı eğitimciler üstün yeteneklilerin ülke gelişmesinde etkin rol oynayacağı heyecanı ile BİLSEM’lerin kurulup yaygınlaşmasına öncülük etmişlerdi.  İktidar her konuda olduğu gibi yıllardan beri bu kurumlara da gerekli ilgiyi göstermedi, içeriğin zenginleştirilmesiyle ilgilenmedi. Ülke geleceği için en büyük projelerden biri çalışan öğretmen ve yöneticilerden bazılarının bireysel gayretlerini hariç tutarsanız sadece reklam amacıyla kullanılan araç haline getirildi. Bakanlığın ilgisizliği yüzünden bu kurumların çok önemli sorunları var. İlgisizlik ve veri azlığı yüzden konu hakkında yapılmış az sayıda bilimsel makaleyi incelediğiniz zaman anlatılanlarla gerçeğin örtüşmediğini görüyorsunuz. 
 
BİLSEMLER NE YAPIYOR
BİLSEM’lerde ne yapıldığı toplumun çok az bir kesimi tarafından biliniyor. Mevzuatına göre, bu kurumların sözel ve sayısal zekâ yeteneği olanlarla, resim, müzik dallarında üstün yeteneği olan öğrencilere ilkokul 2-3-4. sınıftan itibaren okul saatleri dışında ek destek eğitimi verilmesi gerekiyor. Ek eğitimler; Uyum eğitimi, destek eğitimi, bireysel yetenekleri fark ettirme ve geliştirme eğitimi, proje yönetimi olmak üzere 4 aşamalı olarak yapılması planlanmış.  Projeye göre bu öğrencilere farklılaştırma ve zenginleştirme programları uygulanması gerekiyor.
 
Üstün yetenekliler, toplumun yaklaşık %2’lik bir kısmını oluşturuyor. (Renzulli). Bu eğitiminde görev alacak öğretmenlerin bilgi ve yeterlilikler yönünden diğerlerinden farklı olmaları bekleniyor (Chan). Üstün yeteneklilerin özelliklerini bilmeyen, gerekli uygulamaları yapamayan öğretmenler, bu özel öğrenciler üzerinde olumsuz etki oluşturabiliyor (Geake ve Gross). Öğretmenlerde demokratik tutum, akademik yeterlik, empati, yüksek hoşgörü, girişimcilik, gerçek yaşam sorunlarını çözme yeterliği, esneklik, eleştirel düşünme, açıklık, yüksek enerji, farklılıklara saygılı olma, sosyal-edebi-kültürel konulara ilgi duyma vb özellikler aranıyor. ( Mills, Renzulli ve Gaesser) Üstün yetenekli öğrenci başarısında, eğitsel, sosyal ve duygusal ihtiyaçlarının giderilmesinde öğretmen yeterlikleri çok önemli.  (Fraser Seeto-Howard-Woodcock-McCoach-Rogers-Vialle Quigley)
 
Bakanlığın kendi mevzuatına göre öğretmen seçiminin yapıldığı dönemde BİLSEM’lerde görevli yönetici ve öğretmenlerin %30’undan fazlasının üstün yeteneklilerle ilgili hiçbir eğitim almadığı hizmet içi eğitimlerin yapılmadığı belirtilmektedir (MEB, 2010). Emekleme dönemini henüz geçememiş bu kurumlar özellikle son dönemde öğretmen seçiminde mevzuatla belirlenmiş göstermelik yöntemin bile kullanılmadığı.  2011 den bu yana çok sayıda BİLSEM açılmasına rağmen öğretmen alımının yapılmadığı, il yöneticilerin inisiyatifine bağlı öğretmen görevlendirmeleriyle, objektiflikten hızla uzaklaşıldığı siyasetin müdahale alanı haline geldiği eleştirileri yapılıyor.
 
BİLSEM’LER HAKKINDA ARAŞTIRMA SONUÇLARI
Son günlerde iktidarın devletin istihbarat servisi haline dönüştürdüğü TÜBİTAK’ın objektif değerlendirme yaptığı dönemde düzenlediği bir çalıştayla BİLSEM’lerin sorunlarını tartışıyor.  Toplumun ve ailelerin bu kurumların ne işe yaradığını bilmediği, üstün yeteneklileri tanıması gereken ilkokul yönetici ve öğretmenlerine BİLSEM’lerde görev yapan yönetici ve öğretmenlere üstün yetenekli öğrencileri nasıl tanıyacakları nasıl davranacakları konusunda herhangi bir eğitimin verilmediği, okul rehberlik servislerinin üstün yetenekli öğrencileri tanımada yetersizliği,  rehberlik araştırma merkezlerindeki görevlilerin okullar ve öğretmenlerle işbirliği sağlamada başarısız olduğu, BİLSEM de yapılan etkinliklerin kendi hedeflerine uygun olmadığı, öğrencilere geleceğe dönük hedefler vermekten uzak oldukları vb yönlerden kurumların işlevinden uzak olduğu tespit yapılmış.  
 
Prof. Dr. Zülküf Aslan: BİLSEM’lerde yapılan öğretimi hızlandırmadır. Çalışanlar öğrencilerin yetenekleri doğrultusunda zengin seçenek sunacak programı çeşitlendirecek kapasitede değildir.  Öğrenci seçiminde sadece sayısal ve sözel zekânın öne çıktığı, merkezi testlerle yapılan değerlendirmenin yanlış olduğunu belirtmektedir. Kürşat Öğülmüş: BİLSEM’lere atanan öğretmenlerin nicel olarak çok yetersiz olduğunu. Üstün yetenekli öğrencilerin eğitiminde kaynak ve materyal yetersizliği nedeniyle öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamadığı. Öğrencilerin BİLSEM’lere düzenli devamının sağlanamadığı. Öğrenci tanımada kullanılan ölçme araçlarının yetersiz olduğunu bildirmiştir. Nisa G. Kaya, BİLSEM’lerde her işin öğretmene bırakılmasına karşılık öğretmen ve yöneticilerin yeterince eğitilmediği tespitine yer vermiştir. 
 
Uğur Sak ve arkadaşları: Bazı BİLSEM’lerde üstün zekâlıların eğitimi alanına uzak ve bu alanda deneyimi olmayan öğretmen veya yöneticilerin atandığını tespiti yapılmaktadır. BİLSEM’de uygulanan program türleri, ders içerikleri ve proje çalışmaları öğretmen tercihlerine bırakılmıştır. Ancak bu durum personel kalitesi düşük olan BİLSEM’lerde eğitimin de çok düşük olmasına neden olmaktadır. BİLSEM’lerle okullarda verilen eğitim arasında bir uyum oluşturma gereği duyulmamaktadır. Çocukların akademik başarısı okula yansıtılmadığından birçok öğrenci ek eğitime ilgi duymamaktadır. Devletin bu konudaki yetersiz ilgisi yapılan çalışmaların verimsizliğine yol açmaktadır.
 
Bestami Buğra ve arkadaşlarının anketinde: BİLSEM’lerde donanım yeterli olmadığını. Görevlilerin eğitilmediğini verilen az sayıdaki eğitimlerin de ihtiyaçlarla örtüşmediğini.  Ne yapılacağını ve nasıl yapılacağını kimsenin bilmediğini. Yönetici ve öğretmenlerde gerekli istek uyarılamadığı, öğrencilerin merkeze devamlarının sağlanamadığı yönünde sonuçlar açığa çıkmıştır.  
 
BİLSEM’LERDEN VELİLERİN ŞİKÂYETLERİ
Bir ildeki merkez hakkında ailelerin basına yansımış şikâyetleri şöyle sıralanmıştır: Görev yapanlar bu kurumların işlevini bilmiyor. Öğretmenlere hiç eğitim verilmemiş, öğrencilere nasıl davranacaklarını, öğrenci kapasitesini nasıl tanıyacaklarını, deneyleri ve malzemelerin nasıl kullanılacaklarını bilmiyorlar. Deneylerde öğrenciler yalnız bırakılıyor, güvenlik önlemine gerek duyulmuyor, bazen patlıyor yaralanmalar oluyor, bazıları yetersiz kalınca öğrencilere küfrediyor. Zekâyı geliştirecek hiç bir etkinlik yapılmıyor. Hiç deney malzemesi yok, yönetici odaları en lüks malzemelerle donatılırken deney için gerekli malzemeler velilerden isteniyor. Merkezler ve çalışan öğretmenler çocukları köreltme merkezi gibi görev yapıyor. Velilerin aldıkları malzemelere de öğretmenler ilgisiz kalıyor, çoğu hiç kullanılmıyor, araştırma gereği duyulmuyor, öğretmenler burayı araştırmak için değil rahat etmek için tercih ediyor. Formalite yerine gelsin diye başkalarına ait şeyleri kopya etmekle yetiniyorlar. Kurumu tanımayan yöneticiler ve kendi branşında en basit şeyleri bile bilmeyen öğretmenlerin duyarsızlığından veliler rahatsız, şikâyet edecek merci bulamıyorlar. Bazı öğretmenler özel ders verme yeri gibi kullanıyor. Seçme ile ilgili sürecin sağlıklı işlemediği konusunda şikâyetler var. Son günlerde ise bu şikâyetlere bir de siyasi kayırmacılığın eklendiği belirtiliyor. Yeni başlayan öğrenci velileri ise merkezlerde hiç düzenin olmadığından şikâyetle bu ne biçim sistem zeki çocuklar aldılar hiç ilgilenen yok şikâyetini iletiyor.
 
Kaynakça: Bilim sanat merkezlerinde görevlendirilen öğretmenlerin hizmet içi eğitim sorunu İsmail Satmaz- Evin Gencel(2016), Bilim sanat merkezlerinde karşılaşılan sorunların öğretmen ve öğrenci görüşleri açısından değerlendirilmesi Doç Dr Hakan Sarı(2014), Üstün yetenekli öğrencilerin eğitim ve BİLSEM’ler(Nisa G. Kaya-2013), Üstün yetenekliler/zekâlılar çalıştayı BİLSEM modeli raporu(TÜBİTAK-TÜSİDE2009), Türkiye’de Üstün yeteneklilerin eğitiminde eleştirel bir değerlendirme (Uğur Sak ve arkadaşları-2015), İdareci öğretmen ve öğrenci bakış açısından BİLSEM’lerde uygulanan fen eğitim programları(Bestami B. Ülger ve arkadaşları-2014),  MEB-2017 BİLSEM festivali, BİLSEM yönergesi, Üstün yetenek ve zekâların eğitiminde zenginleştirme ve farklılaştırma modelleri H.S. Tortop-2015), Üstün zekâlıların eğitimi ve BİLSEM’ler (Hüseyin Özkan), Üstün yetenekliler (M. Şirin-Adnan Kulaksızoğlu-2004), Üstün potansiyelli bireyler (İ. Erdoğan-2010)
 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER EĞİTİM HABERLERİ