AKP’nin dış politikasının maliyeti: Savunma sanayii ambargolarla eziliyor

AKP hükumetinin son yıllarda takip ettiği saldırgan ve hesapsız dış politikanın Türkiye’ye maliyeti gittikçe ağırlaşıyor. Birçok alanda sıkışan AKP dış politikasının ağır bedel ödettiği alanlardan birisi de Türk savunma sanayii.


Suriye, Libya, Dağlık Karabağ ve S-400 hava savunma sistemi… Son 5 yılda Türk diplomasinin en çok uğraşmak zorunda kaldığı alanlar arasında öne çıkıyor. Bu alanlarda atılan hesapsız ve askeri güce dayalı adımlar Türk savunma sanayisine ambargo şeklinde geri dönüyor.

Ayrıca AKP Türkiye’sinin insan hakları karnesindeki kırık notlar da batılı ülkelerin silah ambargosu kararlarında etkili oluyor.


Türk savunma sanayisine birçok ülke tarafından uygulanan açık ve gizli ambargonun etkisi gün geçtikçe daha fazla hissedilmeye başlıyor.

Ambargonun etkisinin arttığının en önemli işaretlerinden birisi, bu konuda hükumet yetkililerinden duyulan şikayetlerin artması.

“AÇIK VE GİZLİ AMBARGOLAR…”

Salı günü AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısından sonra yapılan açıklamada da ambargolardan duyulan şikayet dile getirildi.

Açıklamada, Toplantıda, Türk savunma sanayiinin ‘açık veya gizli ambargolarla hedef alındığı’ ifade edildi.

ERDOĞAN: KAMERA İSTİYORUZ, KAMERA VERMİYOR

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan da Ocak ayında katıldığı bir toplantıda Türk savunma sanayiine yönelik ambargolardan şikayet etti ve damadı Selçuk Bayraktar’ın ürettiği Bayraktar İHA ve SİHA’larda hedefleme sistemlerinde kullanılan optik sistemlerini vermemesi dolayısıyla isim vermeden Kanada’yı eleştirdi.

23 Ocak’ta İstanbul Tersane Komutanlığında, MİLGEM Projesinin 5’inci gemisi olan İstanbul Fırkateyni’nin denize iniş töreninde konuşan Erdoğan, “Örneğin kamera, güya dostuz, NATO’da beraberiz. Kamera istiyoruz, kamera vermiyor. Niye, “Sen niye Ermenistan’la savaşıyorsun.” Ermenistan dostlarıma saldırıyor, elimizden gelen desteği vermek zorundayız. NATO’da beraber değil miyiz? Beraberiz. Niye böyle bir yaklaşım yapıyorsun” ifadelerini kullandı.

ALMANYA, DENİZ KUVVETLERİ DIŞINDA TÜRKİYE’YE SİLAH SATMIYOR


Alman Thyssenkrupp firması tarafından üretilen ve Türk Deniz Kuvvetleri tarafından da kullanılan HDW 214 denizaltı

Alman hükumeti, Ankara’nın 2015’de Güneydoğu illerinde başlattığı askeri operasyonlar ve 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sonrasında demokrasi ve insan hakları alanında yaşanan gerilemelere tepki olarak NATO müttefiki Türkiye’ye silah ihracatını sınırlandırma kararı almıştı.

Berlin ayrıca 2019 yılında Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde başlattığı Barış Pınarı Harekatı sonrasında adımlarını daha da sertleştirmiş, “Suriye’de kullanılabilecek savunma sanayi ürünlerinin ihracatına onay verilmeyeceğini” duyurmuştu.

Diplomatik kaynaklar, Türkiye’nin Almanya’dan son yıllarda mühimmat içeren hiçbir savunma sanayi ürünü alamadığını, savaş uçağı yedek parçalarının temininde bile zorluklar yaşandığını ifade ediyor.

Son yıllarda ihracat rakamlarının yüksek çıkmasında ise daha önceki yıllarda sözleşmesi imzalanmış denizaltı gibi alımların parasal olarak büyük miktarda olmasının etkili olduğu kaydediliyor.

Almanya’nın Türkiye silah ambargosu uygulamasının önemli nedenlerinden birisi de Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi’nin kararlarına aykırı olarak Libya’ya silah göndermesi.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, geçen yıl Şubat ayında BM ambargosunu ihlal ederek Libya’ya silah ve savaşçı göndermeyi sürdüren ülkelere hesap sorulacağını söylemişti. BM raporlarına göre, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün Libya’ya silah gönderiyor.

KANADA, İHA’LARDA KULLANILAN KRİTİK PARÇALARIN SATIŞINI DURDURDU


Bayraktar TB2 silahlı insansız hava aracı

Türkiye’ye son dönemde silah ambargosu uygulayan ülkelerden birisi de Kanada.

Türkiye’ye sattığı askeri teknolojilerin Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki savaşta Dağlık Karabağ’da kullanıldığı yönündeki iddialar üzerine Kanada hükumeti, Ekim ayında Türkiye’ye silah ihracatı izinlerini askıya almıştı.

Kanadalı şirketler, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’ın sahibi olduğu Baykar Makine yapımı insansız hava aracı (İHA) ve silahsız insansız hava araçlarında (SİHA) kullanılan çok kritik parçaları üretiyor.

Kanadalı merkezli Bombardier Recreational Products (BRP) şirketi, Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçlarında kullanılan ‘Rotax’ motorlarını üretiyor.

Yine Bayraktar TB2 silahlı insansız hava araçlarında kullanılan ‘WESCAM MX-15D’ optik sensör ve hedefleme sistemlerini de Kanada Ontario merkezli ‘L3 Harris WESCAM’ şirketi üretiyor.

Kanada hükumetinin, ihracat izinlerini askıya almasının ardından İHA ve SİHA’larda kullanılan bu kritik parçaların satışının durduğu biliniyor.

F-35’LER GİTTİ, S-400’LERİ DE KULLANAMIYORUZ


İngiliz Kraliyet Donanması’na ait HMS Queen Elizabeth uçak gemisinde konuşlu F-35B savaş uçağı

Türkiye’nin son dönemde en çok başını ağrıtan konu ise S-400 krizi oldu.

ABD’nin yıllarca yaptığı uyarılara rağmen Temmuz 2019’da Rus S-400 hava savunma sistemleri Ankara’daki Mürted Hava Üssü’ne getirilmeye başlandı. Alımla birlikte ABD’nin Türkiye’ye yönelik yaptırımları arka arkasına geldi.

S-400 kararı ile birlikte Türkiye 2030’lu yıllarda Türk Hava Kuvvetleri’nin yaşlanan F-16 filosunun yerini alması beklenen F-35 savaş uçaklarından oldu. Uçak projeleri ve üretimlerinin çok uzun sürmesi hesaba katıldığında Türkiye’nin bu açığını nasıl kapatacağı henüz netleşmiş değil.

ABD, bugüne kadar projeye milyarlarca dolar katkıda bulunan Türkiye’nin F-35 projesindeki katılımını askıya aldı. Türkiye’nin 1.2 milyar dolar ödediği ve ABD’de Türk pilotların ve teknik personelinin eğitimlerini devam ettirdiği 8 adet F-35 savaş uçağının Ankara’ya teslimatını durdurdu. Daha sonra da bu uçaklar ABD Hava Kuvvetleri’ne dahil edildi.

Türk pilotların ve teknik personelinin F-35 eğitimleri de ABD tarafından sonlandırıldı. Ayrıca F-35 için parça üreten Türk firmalarının 9 milyar dolarlık iş kaybı ortaya çıktı.

F-35’lerle Türk Hava Kuvvetleri’nin bölgenin en güçlü hava kuvvetlerinden birisi olacağı ifade ediliyordu. Türk Hava Kuvvetleri, proje kapsamında 30 adet F-35 savaş uçağının siparişini vermişti. Bu sayının 120’ye kadar yükseltilmesi planlanıyordu.

Ve S-400 krizinde gelinen nokta ise oldukça vahim. F-35’lerden olan Türkiye, Joe Biden yönetiminin tavizsiz tavrı nedeniyle Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemini  de depoya kaldırmayı kabullendi.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, S-400’ler için depoya kaldırma anlamına gelen ABD’ye ‘Girit Modeli’ni önerdi. ABD ise öneriyi görüşmeden reddetti.

CAATSA YAPTIRIMLARI

Ankara’nın s-400 alımı nedeniyle ABD’nin Türkiye’ye verdiği yanıtlardan birisi de CAATSA Yaptırımları oldu.

Eski Başkan Donald Trump, ABD Senatosu’nun baskısına rağmen uzun süre Türkiye’ye CAATSA Yaptırımlarını devreye sokmadı. Ancak 2021 yılı ABD Savunma Bakanlığı Bütçe Yasası’nın getirdiği yasal zorunluluk gereği Trump, Aralık ayında görevi bırakmasına günler kala yaptırımları uygulamaya soktu.

2017 yılında ABD Kongresi tarafından kabul edilen ve Başkan Donald Trump tarafından imzalanan ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA), Rusya ile savunma ve istihbarat alanında önemli düzeyde alışveriş yapan ülkelere 12 yaptırım seçeneğinden en az beşinin uygulanmasını öngörüyordu.

Trump’ın seçtiği beş yaptırım seçeneği ise şu maddelerden oluşuyordu:

Savunma Sanayii Başkanlığı’na mal ve teknoloji transferi için ihracat lisansı verilmesi yasağı,

Savunma Sanayii Başkanlığı’na 12 aylık bir süre içinde miktarı 10 milyon doları geçecek şekilde ABD mali kurumları tarafından kredi verilmesi yasağı,

Savunma Sanayii Başkanlığı’na ihracat konusunda ABD İhracat-İthalat Bankası desteğinin yasaklanması,

ABD’nin Savunma Sanayii Başkanlığı’na yarar sağlayacak kredilere karşı çıkma zorunluluğu,

Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, başkan yardımcısı Faruk Yiğit, SSB Hava Savunma ve Uzay Departmanı Başkanı Serhat Gençoğlu ve SSB Bölgesel Hava Savunma Sistemleri Direktörlüğü Program Müdürü Mustafa Alper Deniz’e vize yasağı getirilmesi. Yaptırım kapsamına alınan yetkililerin ABD’deki malvarlıklarının da dondurulması öngörülüyor.

Alınan yaptırım kararları içerisindeki mal ve teknoloji transferine ilişkin yasaklar ile kredi yasakları Türk savunma sanayiini önemüzdeki dönemde ciddi anlamda etkileyebilir.

TÜRKİYE’NİN 3. ÜLKELERE SİLAH SATIŞI

T-129 Atak helikopteri

Washington’un Türk Savunma Sanayisi’nin önüne çıkardığı engellerden birisi de Türkiye’nin üçüncü ülkelere yapacağı savunma sanayii satışlarında görülüyor.

Washington, içerisinde ABD yapımı parça kullanılan Savunma Sanayii ürünlerinin Türkiye tarafından üçüncü ülkelere satışını engelliyor.

Bunun en bariz örneği T-129 Atak helikopterlerinin Pakistan’a satışı meselesinde görüldü.

İtalyan Agusta/Westland lisansı ile Ankara’da TAI’de üretilen T-129 Atak helikopterlerinde kullanılan ‘LHTEC T800’ motorlarını İngiliz Rolls-Royce ve Amerikan Honeywell şirketlerinin ortak girişimi olan LHTEC (Light
Helicopter Turbine Engine Company) firması ABD’de üretiyor.

Türkiye, İslamabad ile yürüttüğü görüşmeler neticesinde Pakistan’a 1,5 milyar dolar karşılığında 30 adet T-129 Atak helikopteri satmayı planlıyordu. Ancak ABD, helikopterlerin Pakistan’a satışına taş koydu. Satılacak
helikopterlerde ABD yapımı motorların kullanılamayacağını Ankara’ya iletti.


 
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER DÜNYA HABERLERİ