Araştırma: Bizon, at ve ren geyikleri Kuzey Kutbu'nu kurtarabilir

​Küresel ısınmayla birlikte iklim krizi giderek artırıyor, kutuplar için da alarm seviyesi yükseliyor. Yapılan bir araştırmaya göre, bizon, at ve ren geyiklerinin Kuzey Kutbu'nu kurtarabileceği keşfedildi.




Araştırmacılar, Kuzey Kutbu'na hayvan sürüleri bırakmanın iklim krizinin üstesinden gelmeye yardımcı olabileceğini söyledi.


Kutup bölgesindeki koşulları canlandıran bilgisayar simülasyonu, yeterli vahşi yaşamla dünyanın donmuş toprağının yüzde 80'inin kurtarılabileceğini ve böylece çevresel felaketin kısır döngüsünün önlenebileceğini gösterdi.

Bilim insanları, iklim değişikliğinin şu anki hızıyla donmuş toprağın (kalıcı şekilde donuk olan zemin) yarısının 2100'e kadar çözüleceğini söylüyor.

Independent Türkçe'nin aktardığına göre, buna karbondioksit gibi sera gazı emisyonlarının artması sebep oluyor. Sera gazının donuk toprağın sıcaklığını da dört derece artıracağı tahmin ediliyor.

Fakat Almanya'daki uzmanlar at, bizon ve ren geyiği sürüleri yeniden tundrada yaşamaya başlarsa zeminin sıcaklığının sadece iki derece artacağını ve donmuş toprağın büyük kısmının erimesinin önleneceğini hesapladı.

Kuzey Kutbu gibi son derece soğuk bölgelerde hava, yeryüzünden bile daha soğuk ve kalın kar örtüleri karayı yalıtım görevi görerek onu havadan koruyor ve daha ılık tutuyor.

Ancak doğa hakkında bilimsel yayın yapan Scientific Reports'ta yayımlanan araştırmaya göre otlayan hayvanlar, karı dağıtarak ve toprağı sıkıştırarak zemini serin tutabiliyor.

Donmuş toprak eridiğinde, on binlerce yıldır orada gömülü olan ısı tutucu gazlar serbest kalarak yeniden atmosfere karışıyor ve iklim krizini hızlandırıyor.

Geçen ay bilim insanları, kutuptaki buz örtüsünün 1990'lara kıyasla altı kat hızlı eridiğini keşfetti.

Yeni çalışmayı gerçekleştiren Profesör Christian Beer ve Hamburg Üniversitesi'ndeki ekibi, bölgeden elde edilen verileri kullanarak bir yıl boyunca Kuzey Yarım Küre'deki hayvanların etkisini tekrarlayarak canlandırdı.

Profesör Beer, "İklim sistemiyle bilhassa alakalı ekosistemlerdeki bu tip doğal manipülasyon, bugüne kadar neredeyse hiç araştırılmadı ama muazzam bir potansiyele sahip" dedi.

ABD'de CBS News'e konuşan Beer, daha fazla araştırma gerektiğini ama sonuçların gelecek vadettiğini söyledi.

"Bugün Kuzey Kutbu boyunca kilometrekare başına ortalama beş ren geyiği düşüyor. Hesaplamalarımıza göre kilometre kare başına 15 ren geyiğiyle, donmuş toprağın yüzde 70'ini kurtarabiliriz."

Ancak Kuzey Kutbu'nda yeterli sayıda hayvanın yeniden yaşamasını beklemenin ne denli gerçekçi olduğundan emin olmadığını söyledi.

Beer, "Kuzey yarımkürenin donmuş toprak bölgelerinin tamamına yeniden vahşi hayvan sürülerinin yerleştirileceğini hayal etmek ütopik olabilir, ancak sonuçlar daha az hayvan kullanmanın da soğutma etkisi sağlayacağını gösteriyor" dedi.

CBS'in aktardığına göre çalışma, Sibirya'nın Chersky kasabasındaki bir deneyden ilham aldı. Bu deneyde bilim insanı Sergey Zimov, 20 yıldan uzun süre önce Kuzey Kutbu'ndaki tundra bölgesi Pleistosen Parkı'na otlayan hayvanlar yerleştirmişti.

Bir kilometrekaredeki 100 hayvanın ortalama kar örtüsünü yarıya indirerek yeryüzündeki yalıtım etkisini önemli ölçüde azalttığını ve donmuş toprağı yoğunlaştırdığını keşfetmişti.

Prof. Beer, "Teorik olarak, Zimov'un Pleistosen Parkı'nda yaptığı gibi yüksek bir hayvan yoğunluğu sağlayabilseydik, bu en güçlü ısınma senaryosunda donmuş toprağı kurtarmak için yeterli olur mu? Evet, bölgenin yüzde 80'inde işe yarayabilir" dedi.

Beer şimdi hayvanların araziye nasıl yayılacağını incelemek için biyologlarla çalışmak istiyor.

Ancak Alaska'daki Uluslararası Kuzey Kutbu Araştırma Merkezi'nde iklim uzmanı Rick Thoman konuya kuşkuyla yaklaştı.

Thoman, CBS'e şunları söyledi:

Plan milyonlarca kilometrekareyi at, bizon ve ren geyikleriyle doldurmak değilse, bunun kayda değer bir etki sağlaması nasıl mümkün olabilir? Gereken yaygınlıkta ve sayıda hayvanı kullanarak bildiğimiz şekliyle donmuş toprakları tahrip etmeye 'ütopik' demezdim.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER BİLİM & TEKNOLOJİ HABERLERİ