YSK’nın beklenen gerekçeli kararı ve asıl hırsızlıklar, anayasal suçlar

"Yerel seçimlerin üzerinden neredeyse 2 aya yakın zaman geçse de tartışmalar bitmiyor. YSK üzerinden İstanbul seçimler bir şekilde iptal ettirildi, CHP adayının hakkı çalındı, şimdi günlerdir kılıf bulunmaya, buna bir izahat getirilmeye çalışılıyor."


TR724 Yazarı Hukukçu Ramazan Faruk Güzel'in analizi şöyle;

Bu haftabaşı YSK toplantı ve beklenen açıklama geldi: “Gerekçeli kararın açıklanmasının ertelenmesine.”


Ve Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul’da seçimin yenilenmesine dair kararının gerekçesi “200 sayfa kadarmış!” Ve bu gerekçeli karar için, “seçim iptaline muhalif olan dört üyenin muhalefet şerhlerini yazmalarının, imza ve tasnif süreçlerinin tamamlanması” bekleniyormuş…

CHP’nin üyelik konusunda çarpıcı bir tepsiti var: “YSK’nın bir tane üyesi var o da Saray’ın kibirli kişisi, diğerleri yedek.” Ve de CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ın, “Minare o kadar büyük ki kılıf uydurmak çok zor oluyor” sözleri sürecin tam özeti…

Malumunuz, YSK’nın İstanbul seçimlerini iptal kararı, dörde karşı yedi oy ile alınmıştı. Kısa kararda, “kamu görevlisi olmayan sandık görevlileri” iptal için gerekçe gösterilmişti. AKP “çünküçaldılar” kampanyası başlatınca bu 7 üye de boşa düşmüştü açıkçası. Dolayısıyla o iddiaları da kapsayacak beyan arayışlarına girdiler. Onların yeni beyanlarına karşı da muhalif kalan üyeler ek süre istemişler…

Şimdi sizce 200 sayfalık ne gibi gerekçeler sıralanacak ki?

Gerekçenin tamamının çıkmasını beklemeyiniz ve o kadar sayfayı okumak için uğraşmayınız; size “mana-i harfi” ile özet geçeyim:

“Efendim, devletimizin, bütün erklerin reisi, tek liderimiz (“Ein Führer”), başyargıcımız (“Oberster Gerichtsherr”) ‘böyle bir karar çıksın’ dedi biz de verdik gitti. Ne yapalım yani, bir üyemiz halen içeride, binlerce yargı mensubunun başına gelenler malum; bizim de çoluk çocuğumuz var…  Sandık görevlileri aslında uygun değilmiş filan yani, böyle kabul edin gitsin.”

AKP BAHANELERİ!

Yerel seçimlerin üzerinden neredeyse 2 aya yakın zaman geçse de tartışmalar bitmiyor.

YSK üzerinden İstanbul seçimler bir şekilde iptal ettirildi, CHP adayının hakkı çalındı, şimdi günlerdir kılıf bulunmaya, buna bir izahat getirilmeye çalışılıyor.

Belki de insanlık tarihinin eşine az rastlanır derecede azgın, arsız hırsızları son dönemlerdeki seçimlerin hemen hepsine şaibe karıştırsalar da bu seçimi alamayınca tam bir taşkınlık içerisindeler… Bir de işi arsızlığa vurup çünküçaldılar diye hastag bile açtılar. Tam bir yavuz hırsız misali…

Yemek masası olan, hali vakti yerinde evlere gidip yerlere iftar sofraları kurduran, orada yemek ortasında iftar duası pozları verdiren AKP’nin İstanbul adayı Binali Yıldırım, sonra bağdaş kurup seçimin çalındığına dair komplo teorileri sıralıyor. Seçim gecesi yaşanan ‘en büyük hilesi’ şuymuş bakınız: “Seçim sandığı yetkilisi bakıyor seçmene, AK Parti’ye verecek gibiyse büyükşehir pusulasını vermiyor.”

Evet, bilgisayar mausunu kullanmaktan, kendi adını yazmaktan, en basit motorik hareketleri yapmaktan bile aciz Cumhur İttifakı’nın İBB adayı Binali Yıldırım, seçim hilelerine dair çok mahir bir bahane bulmuş: 31 Mart günü ‘AKP’liye benzeyen seçmenlere’ İBB adayı için oy kullanmamaları için pusula verilmemesi…

Halbuki seçim akşamı Binali Yıldırım #ÇünküÇaldılar dememiş, “Oyumuz eksik kaldı onu tamamlayacağız” demişti. Muhalefetin oy çuvalları üzerine yatıp oyları çaldırmayınca “eksik oyları tamamlayamayan” AKP, şimdi ise seçimleri iptal ettirip tekrar deniyor şansını. Çünkü İstanbul’u vermemekte çok kararlı, zira oradaki rant beslemeleri için çok mühim, çok elzem.

ASIL HIRSIZLAR

Hırsızlıktan bahsedilirken, HDP’li hukukçu vekil Mehmet Tiryaki, yenilerde AKP’nin seçimleri nasıl iptal ettirdiğini verileri ile açıkladı; AKP’nin YSK temsilcisi vekili Recep Özel ile görüşme izlenimlerinden yola çıkarak…

– Meğer AKPliler, devletin bütün imkanlarını kullanarak bütün seçmenlerin ve de seçim sandığı görevlilerin şahsi bilgilerini ve yakınlarına dair istihbari bilgilerini ÇALMIŞLAR.

O YSK önünde poz verdikleri o valizlerin içi de o fişleme bilgileri imiş!..

– Meğer Sağlık Bakanlığı’ndan 20 bin kadar zihinsel engellilerin isimlerini ve bilgilerini ÇALMIŞLAR,

– İçişleri Bakanlığı’ndan 10 bin kadar kısıtlıların bilgilerini, Adalet Bakanlığı’ndan da mahkeme dökümlerini ÇALMIŞLAR,

– Sandık başkanlarının bütün kişisel bilgilerini İlçe Seçim Kurulları’ndan, yakınlarının bilgilerini İçişleri Bakanlığı’ndan, çalışmış oldukları yerlerin bilgilerini SGK’dan ÇALMIŞLAR!..

Vekil Tirkyaki’nin dediği gibi, Sandık Kurulu başkanlarının hangisinin eniştesinin “Fetö’den soruşturma” geçirdiğini, hangisinin kaynının “Fetö’den davası”nın olduğu bilgilerini dahi alarak kişisel verileri ÇALMIŞLAR!

Evet, seçimi iptal ettirmişlerdi, çünkü ÇALMIŞLAR!

KANUNLAR NE DİYOR?!

6698 Sayılı “Kişisel Verileri Koruma Kanunu” m.6/1 “özel nitelikli kişisel veriler”i şöyle sıralar:

“Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri…”

Ve 6/2’ye göre bu özel nitelikli kişisel verilerin, “ilgilinin açık rızası olmaksızın işlenmesi yasaktır.”

Binaenaleyh bu yasanın 17/1 m. gereğince “kişisel verilere ilişkin suçlar bakımından 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 135 ila 140 ıncı madde hükümleri uygulanır.”

Buna göre:

– “Kişisel verilerin kaydedilmesi” ile ilgili atıf yapılan TCK Madde 135/1 de: “Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.” demektedir.

Her bir mağdur için üst sınırdan 3 yıl ceza tayin edildi diyelim:

– TCK 135/2’ye göre: “Kişisel verinin, kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin olması durumunda birinci fıkra uyarınca verilecek ceza yarı oranında artırılır.”

Burada AKP ve yetkilileri açıkça bu suçu işlediği için ceza yaklaşık 4,5 yıla çıkmaktadır.

– “Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” ile ilgili olarak da Madde 136/ “iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası” öngörülmektedir.

– Kaldı ki burada “Nitelikli haller” mevcuttur. Nitekim Madde 137/1’de, bahsedilen suçların;

a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,
b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, işlenmesi halinde, verilecek cezanın yarı oranında artırılması öngörülmektedir!

– Madde 137/2’y göre de: “Suçun konusunun Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hükümlerine göre “ortadan kaldırılması veya yok edilmesi gereken veri olması” hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.

Özetle, AKP ve yöneticileri;

Kanun Numarası : 6698 Kabul Tarihi : 24/3/2016 Yayımlandığı R.Gazete : Tarih: 7/4/2016 olan (yani yenilerde kendilerinin yasalaştırdığı) KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU’na göre ve kaç kere düzenlemesini yaptıkları 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre veri hırsızlıkları yapmış, suç işlemişlerdir.

Ve TCK 139/1 gereğince, “bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı” olduğu için, İstanbul’da bu tür veri hırsızlıkları ile mağdur edilmiş bütün vatandaşları şikayet hakkını kullanmaya davet ediyorum.

“Anayasayı tanımadığını ilan eden” bu iktidar, bu eylemleriyle ile aynı zamanda Anayasal bir hakkı ihlal edip suç işlemektedirler. Zira Anayasanın 20. maddesine göre; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”

Buna dair de TCK 134 vd maddelerde ilgili düzenlemeler bulunmaktadır.

FİŞLEMECİLER!

Aslında bunlar fişlemeci bir idarenin hastalıklı semptomları! Avrasyacı kanatla suç ortaklığına ve işbirliğine giden iktidar, onların yıllar yıl süren arşivcilik ve fişlemecilik hastalığını aynen kapmış oldu. Ve bunu o kadar kaptırdılar ki bir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü (Torbalı) bile okullara yazı göndererek, “sosyal medyada siyasi paylaşım yapan öğretmen ve öğrencilerin fişlenmesini” isteyebiliyor, bu iş o kadar ayağa düştü yani!

AKP yönetimi durur mu; sadece muhalif seçmenin fişleme listesini değil, 31 Mart’da sandığa gitmeyen oyverenlerin bilgilerini dahi devletten almış! (Yani onları zorla sandığa götürecek, bir şekilde…) Oy kullanmayan, sandığa gitmeyen 1,5 milyonu aşkın seçmenin isim ve adres listeleri AKP’de ve CHP, bu listelerin nasıl ve kimden iktidara ulaştırıldığını soruyor. Sizce…?

Yasal güvence altındaki “özel hayatın gizliliği” ve “kişisel verilerin korunmasına” dair bütün bu düzenlemelere rağmen, AKP’nin bu bilgilere ulaşıp YSK’ya sunması karşısında, aynı zamanda bir yüksek yargı kurumu olan, kararları kesin ve itiraz yolu kapalı olan YSK’nın buna kayıtsızlığı hukuk ve yargı sistemimizin dip noktasıdır artık!



Özellikle şu son 4-5 yıldır fişleme listeleri üzerinden yüzbinlerce insanın hayatı karartıldı. Bunun başat lokomotifi de “Fetö davaları.” Bunun organizatörü Erdoğan’ın adını koyduğu şekliyle Ortaçağ “Cadı Avı” mantığı ile giden bu uygulama, insanların her türlü iletişim ve veri bilgilerinin kopyalanması, çalınması, arşivlenmesi üzerinden gidiyor.

Bu zamana kadar yapılan bu Anayasal suça, TCK anlamında işlenen bu suçlara milletçe sessiz kalındı. Ama suç ve zulüm bir yangın gibidir, baştan önlem alıp bastırmazsanız daldan dala atlayarak yol alır ve bütün bir ormanı yakar kül eder zamanla. Diktatörlüğe giden süreçlerde de bu tür insan hakları ihlallerine “mazlumların kimliğine bakılarak ses çıkarılmazsa” rejim, otoritesini kurmuş ve kökleştirmiş olur.

AİHM ve uluslararası mahkemeler, AİHS gibi düzenlemeler “Özel hayatın gizliliğini ihlalleri”ni açıkça reddeder. (Bakınız AİHM, Burghartz v. Switzerland kararı ve deSidabras and Dziautas v. Latvia kararı).  Nitekim AİHS m 8 gereği bu açıkça suçtur. Buna rağmen ülkede çok fecaatler işlendi. Örneğin; Anayasa Mahkemesi’nin 2 üyesinin ihracında sadece “sosyal çevre bilgisi” adını verdiği fişlemelere dayanılmıştır. Aynı akibeti paylaşan 1 YSK üyesinin durumu da farksız…

HSK başkan vekili Mehmet Yılmaz’ın itiraf ettiği bu adice “fişlemeler” ile de zaten 5 bin kadar yargı mensubu ihraç edilmişlerdir. Ve bu Anayasa 159/1’de bahsedilen “mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına” aykırıdır.

“Deve boynun eğri” demişler, “Nerem doğru ki!” demiş… Anayasa’nın hangi maddesini tanıyorlar ki bunu tanısınlar!? Zaten önce Anayasa’nın bu 159/1 maddesini ihlal ettiler, devletin temeli olan adaleti çökerttiler evvelen, sonra diğer bütün maddelerini böyle kolayca hiçe sayabiliyorlar!..

İstanbul seçmenine sesleniyorum; bu kadar hak gaspına, hırsızlığa yeteri kadar tepki gösterilmedi, bari seçimlerinizin, kişisel verilerinizin çalınmasına ses veriniz. Bu arsız hırsızlara bu kez olsun geçit vermeyiniz ve şikayet haklarınızı kullanınız lütfen. Tamam, bu sürecin mağdurları bizler bir şekilde hayatta kalmaya çalışıyoruz, sizler son durumu kurtarın bari.



Kaynak: TR724
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ