"Yasakçı rejim geri döndü; Veliler iktidarın eğitim engelleriyle boğuşuyor"

"Hiçbir makul gerekçe göstermeden siyasi hedefleri için tehdit olarak gördükleri dershanelerden sonra onların boşluğunu dolduran tüm kurumları kapatarak yasakları her gün daha da genişletiyorlar."



İsmail S. Gülümser/Aktif Haber


Eğitimde ülke genelinde bir standart oluşturulamadığı sağlıklı ölçme değerlendirme faaliyetleri yapılamadığı için zorunlu eğitim çağındaki çocukların bölgeden okuldan ve öğretmenden kaynaklanan eğitim noksanlarını belirleyecek bir mekanizma bulunmuyor, problem ancak bir üst öğrenime geçiş döneminde ortaya çıkıyor. Özellikle eğitim kademelerinin birinden diğerine geçişte yapılan sınavlar öğrencinin yeni gruptaki eğitime hazır olmadığını gösteren bir turnusol kâğıdı gibi görevi yapıyor, geçmişte verilen becerilerin ne kadarının kazanıldığı bir üst öğrenime geçişte anlaşılıyor. Çocuklarındaki sorunu fark eden öğrenci velileri devletin sunduğu eğitim fırsatlarının farklılığından kaynaklanan noksanları kendi imkânlarıyla çözmeye çocuklarını üst öğretim kurumuna hazır hale getirmeye çalışıyor.

Yakın zamana kadar bu sorunun çözümünde kullanılan en yaygın kurumlardan biri dershanelerdi. Ancak iktidar partisi siyasi emellerine aykırı gördüğü, öğretmen liseleri, süper liseler, genel liseler, Anadolu liseleri vb birçok devlet okulunu kapatıp velilerin elindeki fırsatları bir bir yok ettiği gibi; velilerin ek eğitim taleplerine cevap veren dershaneleri de ortadan kaldırdı. Velilerin çocuklarının başarısını yükseltmek için faydalandığı kurumları kapatarak onları okuldaki eğitimle yetinmeye mecbur etti.

Çocuğunun eğitim noksanını tamamlamak isteyen velilerin ellerindeki alternatifleri kaldırmaya onları seçeneksiz bırakmaya devam ediyorlar. Hiçbir makul gerekçe göstermeden siyasi hedefleri için tehdit olarak gördükleri dershanelerden sonra onların boşluğunu dolduran tüm kurumları kapatarak yasakları her gün daha da genişletiyorlar.

Yasakçı mantıkla ortaya çıkan tablo:

-“Özel dershaneleri” kapattılar.

-“Özel okullara” verdikleri teşvikleri kaldırıp sadece varlıklılara hitap edecek hale getiriyorlar.

-Dershanelerin dönüşümüyle ortaya çıkan “temel liselere” verdikleri süre doldu, eğer yakın zamanda bir düzenleme yapmazlarsa bu yıl yeni öğrenci kaydı yapmayacaklar.

-Dershane yerini alan “etüt merkezlerini” özel öğretim kursuna dönüşmeye zorladı uymayanı kapattılar.

-Velilerin ihtiyacın karşılamak için yöneldikleri “özel öğretim kurslarına” tek ders sınırı getirdi diğer derslerin eğitimini yasakladılar.   

-Bu kez devletten izin almadan çalışan “özel ders büroları” yayılmaya başladı, şimdi bunları kapatıyorlar.

- Bürosunu kapattıkları hocalar bu kez bireysel “özel derse” yöneliyor.

Şu günlerde devletin müfettişlerinin en önemli görevlerinden biri hızla artan kaçak ders bürolarını takip etmek yüksek para cezaları getirerek bu işi yapanları caydırmaya çalışmak. Ancak ihtiyaç olan bir kurumu yasaklarla engellemek mümkün değil, iktidar partisi mensupları dâhil okuldaki eğitime güvenmeyen çocuğunun geleceği hakkında endişe duyan ve mali imkânı olan her veli kaçak özel ders hocası arıyor.

Problemi çözemeyince yeni çareler arıyorlar, yakın zamanda okullardaki destekleme kursları yönergesinde değişiklik yaparak, devlet okullarında ve halk eğitim merkezlerinde dershanecilik yapmaya dershaneleri kapatılmasıyla ortaya çıkan boşluğu devlet eliyle doldurmaya çalışıyorlar.

KAPATTIKLARI DESTEK EĞİTİM KURUMLARI

Eğitimle ilgili makul bir gerekçe göstermeden sadece veliyi ek yükten kurtarma bahanesi arkasına saklanarak siyasi hedefleri için tehdit olarak gördükleri dershaneleri kapattılar, bu kurumlardan eğitim alan bir milyondan fazla öğrencinin önemli bölümünü adeta sokağa terk ettiler. Geçiş sürecinde 3.300 dershanenin dönüşümüyle ortaya çıkan 800 temel lisede 200 bin öğrenci eğitim görüyordu, önümüzdeki günlerde bu kurumları da kapatarak velilerin bir alternatifini daha ellerinden alacaklar.

Bazı dershaneler etüt merkezine dönüşerek faaliyetini sürdürmek istedi, dershane gibi kullanıldığını ifade ederek içinde yüz binden fazla öğrencisi olan 2 bin civarındaki etüt merkezini de kapattı onları özel öğretim kursuna dönüşmeye zorladılar.  Özel öğretim kurslarında yürütülen ek eğitim faaliyetlerinden de rahatsızlar, içinde 200 binden fazla öğrencinin eğitim gördüğü 3 bine yakın kurs şimdilik faaliyete devam ediyor, ancak sadece tek dersten eğitim verme sınırı getirerek işlevsiz hale getirdiler.

Tüm darbeciler eğitim sistemini kendi geleceklerine göre yeniden dizayn etmek istiyor. Kenan Evren okul dışında ek eğitim desteğinin verildiği dershaneleri kapatma kararı almış 1984 te Özal bu kararı kaldırmıştı. Kendi senaryoları darbeyle gücü eline geçiren iktidar partisi de yasakçı Evren gibi öğrenci verilerinin okul dışında ek eğitim desteği almasını kendi siyasi geleceği açısında problemli görüyor ve yasaklamak için her yolu deniyor. Okul dışında ek eğitim desteğinin verildiği tek özel kurum türü olarak 5.200 adet meslek kursuna şimdilik dokunmadılar. Bu kurumlarda 500 bine yakın öğrenci eğitim görüyor, mesleki eğitim dışında hiçbir eğitim türüne izin verilmiyor, akademik eğitim verenleri kaçak eğitim kapsamında değerlendiriyor ve kapatıyorlar.

Dershanelerden oluşan büyük boşluğu doldurmakta zorlanınca çareler arıyorlar ve açığı okullardaki yetiştirme kurslarıyla kapatmaya çalışıyorlar. Bugüne kadar bu kursların yapısı gereği problemi çözemediler, kurs yönergesinde sürekli değişiklikler yaparak dershane ihtiyacını ortadan kaldıracaklarını zannediyorlar. Son dönemde yeniden çaplı değişiklikler yapmışlar yeni yönergeye baktığınızda okul dışı destek eğitimleri konusunda hala net bir duruş sergileyemedikleri siyasi kaygılarla okul dışında ek eğitim desteklerini komünist ülkelerdeki gibi yasaklayıp sadece devlet okulları bünyesinde yürütmeye çalıştıklarını görüyorsunuz.

Demokrasiyle yönetilen ülkelerde yasakçı mantıkla okul dışındaki eğitimleri engellemek mümkün değil, bu konuda en güzel örneklerden bir Güney Kore, onlar okul dışındaki ek eğitim faaliyetlerini engellemek için yıllarca mücadele etmişler ancak kaçak eğitimleri engelleyemedikleri için serbest bırakmak zorunda kalmışlar.

Bizde de aynı tecrübeler yeniden yaşanıyor, dershaneler her bütçeye uygun seçenekler sunarak ek eğitim ihtiyacını karşıladığı için özel ders bürolarına kimse ilgi duymuyordu. İktidar cemaate ait kurumların ağırlıkta olduğu dershaneleri kendi siyasi hedeflerine engel gördüğü için kapattı. Ancak yasakçı mantıkla problem çözmeye çalışan bu anlayış bugüne kadar pek görünmeyen yeni kaçak yapıları ortaya çıkardı, eğitim sisteminde onarılmaz yaralar açtı ve açmaya devam ediyor

İktidar partisi Özal’ın kaldırdığı yasağı yeniden geri getirerek bu faaliyetleri devlet memuru mantığı ile yürütülen okul kurslarında yapabileceğini düşünüyor. Bunun mümkün olmadığını bu yolla özel ders aldıramayan aileler aleyhine fırsat eşitliğini bozduğunu öğreninceye kadar yüz binlerce öğrenci denemenin kurbanı olacak.

DERSHANELER KAPANDI DEVLET OKULLARINDA DERSHANECİLİK BAŞLIYOR

AKP üst yönetimi özel sektörün okul dışında verdiği ek akademik eğitimden rahatsız bunu kendi varlığı için tehdit olarak görüyor. Bu yüzden dershanelerden başlayarak ek akademik eğitimin verildiği bütün özel kurumları kapatırken kendisi devlete ait okullarda dershanecilik faaliyetine soyunuyor. Son günlerde değiştirilen MEB destekleme ve yetiştirme kursları yönergesi devlet okullarının dershane gibi çalışmasına göre planlanmış.

Yönergede oldukça önemli değişiklikler yapılmış.

-Öğrencilere verilecek kurslarla ilgili kurs merkezleri belirliyor, kurs modülleri oluşturuyor.

-Milli eğitim müdürlüklerinde kurslarda görev alacak öğretmenleri belirlemek için komisyonlar kuruyor, kurs müdür ve müdür yardımcısı görevlendiriyor.

-Belirlenmiş okullarda ve halk eğitim merkezlerinde okul saati dışında Cumartesi Pazar günleri 8 saate, hafta içinde gece saat 22 ye kadar eğitim yapabilecek, mezunlar dâhil 5. sınıftan 12. sınıfa kadar tüm öğrencilere eğitim verilebilecek şekilde kurslara imkân tanıyor.

-Okullarda, Temmuz ayından başlamak üzere yaz döneminde 8 haftaya sene içinde 36 haftaya kadar sürdürülebilecek kurs açılmasına izin veriyor.

-10’dan (zorunluluk halinde 5’den) fazla kayıt şartıyla grup oluşturulan her dersten kurs açılmasını, gerektiğinde 5-6-7-8 inci sınıfların 9-10 ya da 11-12. sınıfların birleştirilmesini öngörüyor.

-Öğrenci velilerine öğretmen tercih hakkı kazandırıyor.

-Görünüşte kurslar sadece okul derslerini destekleyecek, sınava hazırlığa izin verilmiyor, ancak bakanlığın planladığı dokümanlara baktığınızda dershaneye yerine geçecek şekilde çalışma yapıldığı ortaya çıkıyor.

-Özellikle halk eğitim merkezlerinde mezun gruplarına açılacak kurslar dershane boşluğunu dolduracak şekilde planlanmış.

-Kurslarda merkezi ya da kurs bazında periyodik seviye tespit sınavı yapılıyor, öğrenciler başarı düzeyine göre gruplandırılabiliyor.

-Kurslarda görev alacak öğretmen seçimine velilerin önerilerini de dikkate alarak Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki komisyonlar karar veriyor.

-Komisyonlara imam hatip okulları dâhil her okul ve kurs grubundan müdürler katılıyor.

-Kurslarda okullardaki öğretmenler yanında öğretmenlik şartlarını taşıyanlardan dışarından öğretmen de görevlendirilebiliyor.

-Kurs materyalini bakanlık merkezi olarak belirleyip hazırlıyor.

-Öğrenciden ücret alınmıyor diğer ödemeler ve devamsızlık takibini müdür yardımcısı yapıyor, özürsüz devamsızlık yapan öğrencilerin kaydı siliniyor.

-Belirlenen esaslara göre kurs müdürü kursların çalışma planını yapıp uygulatıyor, öğretmenlerin ders planlarını onaylıyor.

OKUL KURUSLARI NİÇİN DERSHANELER GİBİ BAŞARILI OLAMIYOR?

Madem dershane gerekliydi o zaman neden kapattınız sorusunda muhatap olmamak için okul destekleme kurslarının ısrarla dershane gibi olmadığını anlatmaya çalışıyorlar, ancak yaptıklarına baktığınızda bütün faaliyetlerin dershane yerine geçmek üzere planlandığını görüyorsunuz.

Velilere öğretmen seçme hakkı verilmesi, dokümanların merkezi olarak hazırlanması, okul saati dışında gece 22 ye kadar ve hafta sonları derse izin verilmesi, seviye tespit sınavlarının yapılması öğrencilerin başarı düzeyine göre gruplara ayrılması, mezun gruplarına halk eğitim merkezlerinde eğitim verilmesi vb birçok örnek dershanelerin taklit edildiği anlamına geliyor.

Ancak devlet memuru anlayışı ile yürütülen hizmetler hiçbir zaman serbest rekabet şartlarındaki gibi verimli olmuyor. Bu yüzden her ne kadar yönergede öğretmen tercihini veliye bırakmış görünseler de yıllardır devlet okullarında çalışmış okul yöneticileriyle bunun dershanelerdeki mantıkla yürütülemeyeceğini eğitimin tarafları çok iyi biliyor.

Çünkü bir dershanede öğrenci ve velisi öğretmenden memnun değilse bunu hemen bildirir, kurucu problemi çözmezse öğrenci kursu terk eder ve kurum gelir kaybeder. Hâlbuki devlet okullarında kurs sorumlusunun gelirini devlet ödediği için problemi çözmemesi halinde kaybedeceği bir şey yoktur. Dershanelerde tüm yöneticiler gelir düzeyini korumak için sürekli çareler ararken, okul kurslarında sorumluluk duygusu olan bazı yöneticiler şikâyet gelen öğretmen sorununu çözmek istese bile siyasi sendikal vb birçok engel yüzünden risk almaktan kaçınabilir, sorunun çözümü ya uzar ya da cesareti kırılabilir.

Bir diğer konu suiistimalleri önlemek için öğretmen seçimi işleminin komisyona havale edilmesidir. Böyle bir komisyon marifetiyle seçilen öğretmenlerin çalıştığı bir yapıda karar alma süreçleri hem uzun hem sağlıksızdır. İktidar partisi kursa yönetici olarak atadıklarına güvenmemekte öğretmen seçimini komisyona havale etmektedir. Öğretmenini seçeme hakkı olmayan bir yöneticinin alanda karşılaştığı problemleri iletmesi ve bunu çözmesi birkaç hafta ya da birkaç ay sürebilir, gereksiz yere zamanı uzatır bu öğrenci ve velileri bıktırır. Sadece şikâyet edilen öğretmen soruna zamanında, sağlıklı çözüm geliştiremeyen bir kurs sorumlusu ile başarılı olmak mümkün değildir.

Devamsız öğrencilerin kaydını silerek derse devam mecburiyeti getirerek ek eğitim faaliyetlerinde devam sorununu çözmeye çalışan bir anlayışla dershanelerin yeri doldurulamaz. Çünkü dershanelerde derse devam konusunda zorlamaya gerek yoktur, öğrenci kendi iradesiyle faydalı sonuç aldığı için derse devam eder.  Öğrencinin dikkatini çekecek bir eğitim sunmadan devam mecburiyetiyle ilgi çekeceğini zanneden bir anlayışla bu kursların başarılı olması beklenemez.

Kurslarda öğrenciye verilecek dokümanlar konusunda net bir duruş sergileyemeyen, sınav hazırlığa dönük kaynakların kullanımın bir yasaklayan bir serbest bırakarak öğretmenleri şaşkına çeviren bir anlayışla merkezi olarak hazırlanmış en faydalı dokümanlar bile verimli kullanılamaz.

Öğretmen yetersizliğinde çare geliştiremeyen öğrenci şikâyetlerine zamanında müdahale edemeyen, öğretmenlerin kendini yenilemesine gerekli katkıyı sunamayan düşük irade profilli idarecilerle dershanelerdeki başarıyı yakalama iddiası gerçek dışıdır.

Dershanelerde öğrenciler beklentilerini karşılayamayan öğretmenlerin değişmesini ister idareci sorunu çözmek için elinden geleni yapar. Öğretmeni sorgulama hakkının olmadığı bir ortamda öğrenciler derse kerhen girer, öğretmen kendini yenileme gereği duymaz. Serbest rekabet ortamı kurulmadığı için işini iyi yapanla yapmayanı ayırabilecek bir mekanizma yoktur.  Sınıfta test dağıtıp kenarda oturmayı tercih eden, işini geçiştiren öğretmenlerin durumu ancak günler sonra fark edilebilir.

Okul kurslarının öğrencinin müsait olduğu zaman dilimlerinde yapılması ve ihtiyaç olduğunda yoğun programların uygulanabilmesi için dershaneler gibi okul saati dışında hafta sonları ve tatil dönemlerinde kurs planlanması faydalı bir uygulama olmakla birlikte, içi doldurulamayan kurslara başka yerden eğitim alma fırsatı bulamayan sadece dar gelirli ailelerin tercih edeceği ortadadır.

Dershaneler kapandığından beri ülkede eğitimde fırsat eşitliği dar gelirli aileler aleyhine bozulmaktadır. İmkânı olanlar özel okul ya da kaçak eğitim faaliyetlerine yönelirken imkânı olmayanlar, çocuklarının okullarda açılmış kursla yetinmesini istemektedir.

Daha önce dershanelerde çalışmış okul yöneticilerinin gayretiyle bazı okul kurslarında bir iki dersten başarılı örnekler ortaya konulsa da bu kursların geneli problemlidir. Dershanelerin kapatıldığı ilk yılda 3,5 milyon civarındaki öğrencinin bu kurslara kaydolduğu bildirilmiştir. Daha henüz okul kurslarında ait gerekli alt yapının hazır olmadığı öğretmen ve öğrencilerin isteksiz olarak yürüttüğü dönemde bu kadar öğrenci kaydı olması,  bu kursların alternatifi olamayan dar gelirlilerin mecburen seçtiği kurslar olduğunun delilidir.

İktidar partisi eğitimde fırsat eşitliğini ortadan kaldırmış ve çoğu itibarıyla sonuç alınması zor okul kurslarına ilk yıldan itibaren öğrencilerin yaklaşık %20 sini mahkûm etmiş, bugün bu sayı iki katına ulaşmıştır. Şu günlerde kurslara kaydolmuş öğrenci sayısını öne çıkararak dershane ihtiyacının karşılandığı yönünde reklam yapılsa da, konu hakkında sınırlı sayıdaki araştırma bu kursların amacı gerçekleştirmekten ne kadar uzak olduğunun örnekleriyle doludur.

SORUNLU OKUL KURSLARIYLA EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTLİĞİ YOK EDİLİYOR

Kursların verimliliği konusunda yapılan akademik araştırmalarda kursların çözülemeyen çok sayıda sorunu olduğunu gösteren veriler yer almaktadır. Bunlardan birkaçını sıralayacak olursak; kaynak yetersizliği, taşımalı eğitimden kaynaklanan sorunlar, öğrencilerin derslere ilgisizliği, sınıfların öğrenci düzeyine göre belirlenmemesi, öğretmen belirleme usulündeki yanlışlar, destek hizmetlerinin yetersizliği, başlamış kursların bir süre sonra ilgisizlik yüzünden kapatılıp devamsızlar yüzünden isteklilerin desteksiz bırakılması, disiplinsizlik gibi önemli sorunlar sayılabilir.

İlerleyen dönemde yapılan araştırmalarda kursların daha farklı sorunlarının da olduğu anlaşılmaktadır. Kursların çerçevesi tam belirlenemediği için öğretmenler dershanelerden topladıkları soru bankalarını kullanarak ilgi çekmeye çalışmış, iktidar partisi kursların dershane dönüşmemesi konusundaki takıntısı yüzünden bu tür ek dokümanların kullanılmasını yasaklanmış ancak öğrencilerden gelen istekler üzerine kendileri de benzer dokümanlar hazırlamak zorunda kalmıştır. Yapılan araştırmalarda öğretmenlerin büyük çoğunluğu kursları sınavlara hazırlık amacıyla kullandığını aktarmıştır.

İlk dönemde özellikle branşında başarılı öğretmenlerin kurslara ilgisini çekmekte zorlanan iktidar partisi daha sonra bu programların ders saat ücretini artırarak problemi çözmeye çalışmıştır. Ek hizmet puanı arttırmak ve daha fazla gelir elde etmek için kurslarda görev alan öğretmenlerin aşırı yorgunluktan şikayet ettikleri, öğrencilerin seviyelerine göre gruplanamadığı yerlerde dersten sadece bazı öğrencilerin yararlanabildiği, bu kursların dershanenin yerini tutmadığı, kurslarda öğretmen ve öğrencini motivasyonun çok düşük olduğu, amaçsızlık yüzünden, disiplin problemlerinin olduğu, devamsızlık oranlarının arttığı gibi sorunlar aktarılmıştır.

Bu kurslarda güve gibi her faaliyete zarar veren motivasyon düşüklüğünün sebebi iktidarın kursların dershane gibi görünmesini önlemek için koyduğu yasaklardır. Öğretmenlerin sınava dönük hazırlık yapmasını engelleme girişimleri öğretmen ve öğrenciler açısından kursları amaçsız hale dönüştürmekte, okul derslerinde anlatılanların tekrarı olmaktan öteye gidemeyen programlarda matematik Türkçe ve İngilizce dışındaki derslere taraflar hiç ilgi duymamaktadır.

Dershaneler yıllardan beri mali imkânı olsun olmasın her öğrenciyi seviyelerine göre gruplara ayırarak eğitim vermiş ve aynı düzeydeki öğrencilerin bir arada öğrenim gördüğü bu uygulama önemli bir fark oluşturmuştur. Dar gelirli ailelerden gelen çok sayıda öğrenci noksanlarını tamamlayarak eğitim fırsatlarından eşit yararlanma şansına sahip olmuştu. Bakanlık yetkilileri her fırsatta bunun mahzurlu olduğunu iddia etmiş ısrarla dershane sahiplerinden farklı düzeydeki öğrencilerin aynı sınıfta toplamasını istemiştir. Yeni yönergeye göre bakanlık kurs yöneticilerine öğrencileri seviyelerine göre gruplara ayırma görevi vermektedir. Bakanlığın eski yaklaşımlarına göre bu dershaneleri taklit anlamına gelen oldukça radikal bir değişikliktir, ancak dershaneler seviye guruplarına göre öğretmen belirlemekte sınırsız alternatife sahipken, mali imkânı olsun olmasın her öğrenciye yükselme fırsatı sunarken,  bakanlık hem öğrenci hem öğretmen profili açısından soruludur uygulamadan dershaneler gibi verim alması mümkün görünmemektedir.

Okul kurslarına devam eden öğrenci profilinin gelir dağılımı konusunda elimizde kayda değer bir veri bulunmamaktadır, bu konuda yapılacak bir incelemede kursların büyük ölçüde başka alternatifi olmayan dar ve orta gelirli aileler tarafından seçildiği görülecektir. Çünkü öğretmenlerin çoğu öğrenci ve velilerin kurslardan bir beklentisinin olmadığı şeklinde görüş bildirmiştir. Birçok veli açısından okul kursları çocuklarını okul saati dışında meşgul etmenin bir aracından ibarettir.

Okul dışında destek hizmeti veren kurumlar öğrencilerin geçmişten gelen noksanlarını tamamlayarak beklentilerini yükseltiyor geleceğe daha umutla bakmalarına yol açıyordu. Mali imkânı olsun olmasın her aile küçük bir özveri ile çocuğunun yükselmesine zemin hazırlayabiliyordu. İktidar partisi her bütçeye uygun seçeneklerle ek eğitim taleplerine cevap veren kurumları kapatarak çocuğuna özel ders aldıran varlıklılar dışındaki velileri düşük kalitedeki okul kurslarına mahkûm etmiş ve dar gelirli öğrencilerin gelecekle ilgili beklentilerini düşürmelerine sebep olmuştur. İlerleyen günlerde sonuçlara baktığınızda eğitim yoluyla yukarıya tırmanma şansına sahip olanların büyük çoğunluğunun varlıklılardan oluştuğu görülecektir.
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ