​UTANMAZ ARLANMAZ

Yalan söyler, yalan yazar ne özür diler ne de utanır..
Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un,  El Nusracı Mevlüt Mert Altıntaş tarafından öldürülmesi sonrası ilk bir saatte, katilin El Nusra’yla olan aidiyeti çıplak biçimde ortaya çıkmıştı. Hatta yandaşların önde gideni Abdülkadir Selvi bile katilin El Nusracı olduğunu açıklamıştı.

Nusra’nın ucu gelip Erdoğan’ın “Nusra terörist değil” açıklamasına dayanınca aniden düğmeye basılmışçasına bütün hükümet kalemleri ve televizyonları suikastle ilgili Hizmet Hareketi’ni suçlamaya başladılar.

NEDİM GERİ KALIR MI?

Bu iftirayı sosyal demokrat ve Atatürkçü kitleye yedirme görevi ise AKP’nin bu alanda faaliyet gösteren yandaşı Nedim Şener’e düştü elbetteki.

Kendisini büyük bir araştırmacı gazeteci olarak pazarlayan Nedim Şener daha ortada hiçbir kanıt yokken aynen şöyle yazdı:

“Katil, FETÖ dershanesinde eğitim almış, soru çalma soruşturması şüphelisi, bir ay açığa alınmış, dayısının FETÖ’cü deshanesi kapatılmış”


140 karaktere dört büyük yalan sığdırmak için ancak Nedim Şener kadar büyük bir yalancı olmak gerekiyor.  

YATSIYI GÖRMEYEN YALANLAR

Birinci yalan:
Ailesinin verdiği ifadelerde açıkça ortaya çıktı, El Nusracı katil Mevlüt Altıntaş, hiç dershaneye gitmemiş. Zaten sözü edilen Hizmet dershanesine devlet el koymuş durumda tüm kayıtlar devletin elinde, öğrenci kayıtları da MEB’in arşivinde var. Bu tamamen yalan.
Kaldı ki Hizmet’in dershanelerine milyonlarca insan gitti. Buna Erdoğan’ın dört çocuğu dahil.

İkinci yalan: Soru çalma soruşturması şüphelisi olduğu da yalan. Sözü edilen 2010 KPSS sınavında El Nusracı Altıntaş daha 16 yaşındaymış, KPSS’ye girmesi mümkün değil. Diğer sınavlarla ilgili de Emniyet açıklama yaptı ve soruşturma geçirmediğini söyledi. İstanbul Cumhuriyet başsavcılığı da Cumhuriyet’te çıkan benzer bir haberi yalanlayıp hakkında hiçbir soruşturma açılmadığını söyledi.

Üçüncü yalan: 2014’te AKP’nin getirdiği mülakat şartıyla, AKP’den referans getirerek ancak polis olunabilen dönemde mesleğe başlayan El Nusracı Altıntaş, yaklaşık 2 yıllık meslek hayatında bırakın bir ayı tek bir gün bile açığa alınmamış.

Dördüncü yalan:  El Nusracı Altıntaş’ın dayısının sözü edilen Kuşadası’ndaki eğitim kurumu, dershane değil Ata diye bir kolej. Hizmet’e ait değil. Hizmet’in Kuşadası’nda hiçbir dönem okulu olmamış. Hizmet’in kapatılan dershanelerinden hiçbiri de Altıntaş’ın dayısına ait değil. Aidiyet bilgileri Maliye Bakanlığı'nda ve MEB'de mevcut. Belge nerde? Yooook.

YALANLAR BU KADAR MI
Bu dört iddianın tek tek yalan olduğunun ortaya çıkması üzerine, Hizmet Hareketi’ne iftira atanların sığındıkları son kale olan Bylock yalanına sarıldı Nedim Şener. Attığı twite göre katilin telefonundan Bylock çıkmıştı.

Ancak Şener’in de çalıştığı Doğan Grubu’nun haber ajansı DHA, Ankara Emniyet’inin verdiği bilgiye dayanarak geçtiği haberde El Nusracı katilin telefonundan ve şebeke bilgilerinden Bylock kullanmadığının tespit edildiğini haber geçti.

KENDİYLE BİLE ÇELİŞTİ
Nedim Şener önce “katilin telefonundan Bylock çıktı” iftirasını atarken, sonra bunun yalan olduğunun ortaya çıkmasıyla birlikte bu kez de “telefonunda dört tane şifre varmış” diyerek, bunun bir Cemaat yöntemi olduğu yalanına sarıldı. Önce telefondan Bylock çıktı diyor; ardından dört şifre var şifre çözülemedi diyor. Şifre çözülemedi de telefondan nasıl bylock çıktı ey Nedim Şener…  

UTANIR MI ÖZÜR DİLER Mİ?
Azıcık düşünme yeteneği olan herkes biliyor ki AKP devletin tüm kadrolarına İslamcıları doldurdu. Buna güvenlik birimleri dahil. Ve bu kadrolara referans olanlar da İHH, Ensar, TÜRGEV gibi kuruluşlar. Ne kadar aşırılıkçı varsa devlete doldu. Ve bu suikast AKP’nin Suriye politikasının sonucu. Katil’in El Nusracı olduğu da son derece açık.

Bu suikastte bir gazetecinin Hizmet’i suçlayabilmesi için ancak kalemini Saray’a satmış olması gerekiyor. İçindeki Hizmet düşmanlığı ve kini Nedim Şener’i öylesine yiyip bitiriyor ki, kalemini Saray’a gönüllü olarak satmış durumda. Öyle olmadığını bile bile, sırf Hizmet’e zarar vereyim düşüncesiyle suikasti Hizmet’e yamamaya çalışıyor, yalanlara boğuyor etrafı. Kendini de iki paralık ediyor. 

Ama tüm gerçekler tek tek ortaya çıktığı ve çıkacağı gibi bu işte de gerçekler ortaya çıktı.
Peki Nedim, 140 karaktere sığdırdığı iddialarının hepsinin yalan çıkmış olmasına rağmen çıkıp özür diler mi?

Dilemez… Çünkü o utanma sınırını da arlanma sınırını da çoktan aştı.  
Önceki Sonraki
TÜMÜ

DİĞER ANALİZ HABERLERİ